Para & Kazanç

Kendi Paranı Kazanıyorsun. Peki Harcarken Neden İzin Arıyorsun?

Kerime Ergin · Yaşam Okuryazarlığı

Kendi paranı kazanıyorsun. Emek veriyorsun, üretiyorsun, karşılığını alıyorsun. Kimseye hesap vermek zorunda değilsin.

Ama kendine bir şey alacağın zaman içinden bir ses yükseliyor.

“Şimdi mi?”

“Bu kadar gerekli mi?”

“Bir sorayım bari.”

Sonra soruyorsun. Cevap olumlu bile gelse içinde bir şey oturmuyor. Çünkü aslında izin sormadın; onay aradın.

Bu bir bütçe meselesi değil

Kendine harcarken zorlanan kadınların çoğu parayı yönetmeyi bilmiyor değil.

Ev bütçesini kuruyor, faturaları takip ediyor, kimin ne zaman neye ihtiyacı olacağını hesaplıyor. Çoğu zaman ailenin finansal aklı odur.

Ama sıra kendine gelince aynı akıl susuyor.

Çocuğa alınan şeyde tereddüt yok. Eve alınan şeyde yok. Misafire yapılan ikramda hiç yok. Yalnızca kendine ait olanda var.

Bu, hesap bilmemek değil. Almaya izin verememek.

O ses nereden geliyor?

Hiç kimse bir sabah uyanıp “kendi paramı harcarken suçlu hissedeyim” diye karar vermez. Bu, bir yerden öğrenilir.

Evde parayı kim yönetiyordu?

Annenin kendi kazancı var mıydı? Varsa o parayı kendine mi, hep bir başkasına mı harcardı?

Bir kadın kendine bir şey aldığında evde ne olurdu — sessizlik mi, yorum mu, hesap mı?

Sen bunları izleyerek büyüdün. Ve çocuk bir evde yalnızca söylenenleri öğrenmez. Neyin doğal, neyin fazla olduğunu da öğrenir.

İşin büyüdükçe ses de büyür

Burada tuhaf bir şey oluyor. İnsan kazandıkça rahatlar sanırsın. Oysa çoğu zaman tersi olur.

Kazancın arttıkça o ses daha sık konuşmaya başlar. Çünkü artık ortada gerçekten harcanabilecek bir para vardır ve mesele “param yok”tan çıkmış, “hakkım var mı”ya dönüşmüştür.

Bu bir başarısızlık işareti değil. Sadece eski düzenin yeni gelire yetişemediğinin işareti.

Dört soru

Bunu bugün çalışmak istersen, cevabını kimseye söylemeyeceğin dört soru var. Bir kâğıda yaz.

Bir. Son üç ayda yalnızca kendim için ne aldım?

İki. Onu alırken ne hissettim? Aldıktan sonra ne hissettim?

Üç. Aynı parayı çocuğum ya da eşim için harcasaydım aynı şeyi hisseder miydim?

Dört. Kendime harcarken içimden konuşan bu ses kimin sesine benziyor?

Dördüncü soru zor olandır. Acele etme. Bazen cevap o gün gelmez, iki gün sonra gelir.

İzin kimden alınır?

Bir noktadan sonra fark edersin: aradığın izin aslında dışarıdan gelmiyor.

Eşin “al” dese de içindeki ses susmuyor. Çünkü o ses eşine ait değil. Sen kendine izin vermeyi öğrenmemişsin.

Ve burada dikkat: kendine izin vermek başıboş harcamak değildir. Ölçüsüz olmak hiç değildir. Emeğinin karşılığında hakkın olduğunu bilmektir.

Cenâb-ı Hak buyurmuştur
وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
İnsan için ancak kendi emeğinin karşılığı vardır.
Necm Sûresi, 39

Emeğin senin. Karşılığı da senin.

Bugün ne yapabilirsin?

Büyük bir karar alma. Şunu yap: bu hafta yalnızca kendin için küçük bir şey al. Pahalı olması gerekmiyor.

Alırken bedenini izle. Boğazın düğümleniyor mu, elin duraklıyor mu, aklına kimin yüzü geliyor?

O anı fark etmek,
o sesi çözmenin ilk adımıdır.

Bu konuyu daha derin çalışmak istersen Paranın Dili ve Nefesten Nesle çalışmalarına bakabilirsin.

Kerime Ergin
Yaşam Okuryazarlığı
Çalışmalara göz at