Yaşam Okuryazarlığı Atölyesi
Yaşamında kendi yerini,
hakkını ve sınırını yeniden belirle.
Aşağı kaydır
Bir ilişkide ne kadar vermelisin?
Birine nerede hayır demelisin?
Kazandığın para üzerinde söz sahibi olmak istemen bencillik midir?
Ailen için yaptıklarının sınırı nerede başlar?
Bir başkasının ihtiyacını gözetirken kendi ihtiyacından ne kadar vazgeçmelisin?
Emeğinin karşılığını istemek neden bazen bu kadar zor gelir?
Hayatın içinde birçok problem, insanın kendi hakkıyla başkasının hakkını, kendi sorumluluğuyla başkasının sorumluluğunu birbirinden ayıramadığı yerde büyür.
Kimi zaman hakkımız olanı istemekten çekiniriz. Kimi zaman bize ait olmayan sorumlulukları üstleniriz. Kimi zaman sınır koyduğumuzda suçluluk duyarız. Kimi zaman da kendi isteğimizi hak zannedip karşımızdakinin alanını görmeyiz.
Had & Hak Yasası, ilişkilerden paraya, aileden işe kadar hayatının farklı alanlarında “benim hakkım ne, benim haddim ne, benim sorumluluğum ne?” sorularını yeniden ele aldığın bir atölyedir.
Sana ait olanı tanıyabilmektir.
Kendi zamanın üzerinde söz sahibi olmak, emeğinin karşılığını istemek, bir konuda karar verebilmek, istemediğin bir şeye hayır diyebilmek, ihtiyaçlarını ifade edebilmek…
Kendi alanının nerede bittiğini bilmektir.
Başkasının kararını yönetmemek, onun sorumluluğunu sürekli üstlenmemek, kendi isteğini karşı tarafın mecburiyeti hâline getirmemek, sana ait olmayan bir alanı kontrol etmeye çalışmamak…
İnsan yalnızca başkaları haddini aştığında zorlanmaz. Kendi hakkından vazgeçtiğinde de zorlanır. Bu yüzden Had ve Hak birlikte ele alınır.
Çünkü sağlıklı bir sınırın iki tarafı vardır: kendi hakkını korumak ve başkasının hakkını tanımak.
Kendi hakkını tanımak
Bazı insanlar neye hakları olduğunu söylemekte bile zorlanır.
Kendi parasını kullanırken açıklama yapar.
Dinlenmek için izin ister gibi hisseder.
Bir talebi reddettiğinde suçluluk duyar.
Emeğinin karşılığını isterken fiyatını küçültür.
Kendi kararını uzun uzun gerekçelendirme ihtiyacı hisseder.
Bu çalışmada hayatının hangi alanlarında kendi hakkını kullanmakta zorlandığını fark edeceksin.
Haddini bilmek
Had yalnızca “başkasına karışmamak” değildir. Nerede senin sorumluluğunun bittiğini bilmek de haddir.
Yetişkin bir insanın bütün sorunlarını çözmeye çalışmak…
Herkesin iyi hissetmesinden kendini sorumlu tutmak…
Bir yakının verdiği kararın sonucunu sürekli üstlenmek…
Başkalarının hayatını düzeltirken kendi hayatını ihmal etmek…
Bazen iyi niyetle yaptığımız şeylerin içinde bile sınırlar birbirine karışabilir. Had bilinci, “buraya kadar benim alanım; buradan sonrası karşımdakinin alanı” diyebilmeyi gerektirir.
Sınır ve suçluluk
Sınır koymayı bilmek ile sınır koyduğunda bunu taşıyabilmek aynı şey değildir.
“Hayır” demeyi biliyor olabilirsin. Ama hayır dedikten sonra saatlerce kendini kötü hissediyorsan sınır hâlâ senin için kolay değildir.
Birinin senden hoşnut olmaması, kırılması veya seni eleştirmesi ihtimali bazen kendi kararından vazgeçmene neden olabilir.
Bu yüzden yalnızca nasıl sınır koyacağını konuşmayacağız. Sınır koyduğunda içinde ne olduğunu da ele alacağız.
İlişkilerde
Bir ilişkide sevgi, fedakârlık ve sorumluluk birbirine karışabilir.
“Onu düşünmeliyim.”
“Şimdi söylersem kırılır.”
“Ben idare edeyim.”
“Bunu istemem doğru olmaz.”
derken zamanla ilişkinin içinde kendi yerini küçültebilirsin. Had & Hak, ilişkide hem kendi alanını hem karşındaki insanın alanını görebilmeyi çalışır.
Parada
Para yalnızca kazanmakla ilgili değildir. Para üzerinde karar verebilmek de bir hak meselesidir.
Çalıştığın hâlde kendi kazancını kullanamamak…
Kendin için para harcadığında suçluluk duymak…
Verdiğin emeğin karşılığını istemekte zorlanmak…
Ücretini söylerken geri çekilmek…
Başkasının maddi sorumluluklarını sürekli üstlenmek…
Para alanındaki birçok davranışın altında hak, sınır ve sorumlulukla ilgili düşünceler bulunabilir.
Ailede
Aile içinde sınırlar daha kolay bulanıklaşabilir. Çünkü yıllardır devam eden roller vardır.
“Ben hallederim.”
“Annem üzülmesin.”
“Babam kızmasın.”
“Çocuklar için yapmak zorundayım.”
“Ailede böyle yapılır.”
Bir süre sonra insan gerçekten istediği için yaptıklarıyla, kendisinden beklendiğini düşündüğü için yaptıklarını ayırmakta zorlanabilir. Had & Hak burada çok temel bir soru sorar: bu gerçekten benim sorumluluğum mu?
İş ve emekte
Çok çalışmak her zaman kendi emeğinin hakkını vermek anlamına gelmez.
Fazladan sorumluluk almak, sürekli ulaşılabilir olmak, ücretini düşük tutmak, karşılığını istemekten çekinmek veya herkesin işini üstlenmek zamanla çalışma hayatının normaline dönüşebilir.
Burada mesele yalnızca para değildir. Zamanının, emeğinin ve uzmanlığının da bir hakkı vardır.
Ne yapman gerektiğini bilirsin ama onu yapmaya kendinde hak göremezsin.
Sınır koyman gerektiğini bilirsin ama suçluluk duyarsın.
Ücretini artırman gerektiğini bilirsin ama karşı tarafın ne düşüneceğini hesaplarsın.
Bir sorumluluğun sana ait olmadığını bilirsin ama yine de üstlenirsin.
Kendi kararını vermek istersin ama önce herkesin razı olmasını beklersin.
Had & Hak Yasası tam olarak bu noktaları görünür hâle getirir.
Birine hayır dediğinde suçluluk duyuyorsan.
Başkalarının sorumluluğunu kolayca üstleniyorsan.
Kendi ihtiyacını sürekli sona bırakıyorsan.
Kazandığın para üzerinde karar vermekte zorlanıyorsan.
Emeğinin karşılığını istemekten çekiniyorsan.
Ailende veya ilişkilerinde sınırlarının sık sık ihlal edildiğini düşünüyorsan.
İnsanları kırmamak adına kendi kararlarından vazgeçiyorsan.
Nerede fedakârlık yaptığını, nerede kendinden vazgeçtiğini ayırt etmekte zorlanıyorsan.
Yaşamında kendi yerini, hakkını ve sınırını yeniden belirle.
Bu üç sorunun cevabı değiştiğinde yalnızca ilişkilerine bakışın değişmez. Paranı nasıl yönettiğin, emeğine nasıl değer verdiğin, neye evet dediğin, neye hayır dediğin ve kendi hayatında ne kadar yer aldığın da değişmeye başlayabilir.
Kontenjan sınırlı · Kayıt için yaz