Kırk günde cevherini mücevhere dönüştür.
Cevher topraktayken de cevherdir. Ama işlenmeden kimse onu tanımaz.
Yıllardır öğreniyorsun. Sertifikalar aldın, kitaplar okudun, insanlara gerçekten dokunuyorsun. Danışanların memnun, geri dönüşler güzel.
Ama işin büyümüyor. Ne anlatacağını bilmiyorsun. Anlattığında da kendine benzemiyor. Bir başkasının cümlelerini ödünç alıyor, sonra o cümleleri taşımakta zorlanıyorsun.
Fiyatını söylerken sesin düşüyor. Kim olduğunu tarif etmen gerektiğinde uzun uzun açıklıyorsun ve yine de anlaşılmıyorsun.
Sorun cevherinin olmaması değil. Cevherin işlenmemiş olması.
Çoğu kişi görünürlüğü paylaşım sayısı sanır. Daha çok içerik, daha çok reels, daha çok gönderi. Sonra yorulur ve susar.
Oysa mesele nicelik değil. İnsan seni bir kez duyduğunda ne anladığıdır. Anlattığın şey senden çıkmıyorsa, ne kadar çok anlatırsan anlat kimse onu senle bağdaştırmaz.
Sen ne yapıyorsun? — Bunu tek cümlede söyleyebiliyor musun?
Seni neden seçsinler? — Cevabın "iyi dinlerim"den ibaret mi?
Sana ait olan dil ne? — Ödünç aldığın cümleler hangileri?
Emeğin hangi hizmete dönüşüyor?
Bugün seni tanımayan biri, ne görürse seni anlar?
Kimse taşımadığı bir kimliği uzun süre sürdüremez. O yüzden önce cevheri buluyoruz, sonra işliyoruz.
Ne yaptığımı anlatırken uzun uzun açıklıyordum.
Tek cümlede söylüyorum ve karşımdaki anlıyor.
Başkalarının cümlelerini ödünç alıyordum.
Kendi dilimle konuşuyorum; taşıması yormuyor.
İçerik üretmek için her seferinde sıfırdan başlıyordum.
Neyi neden anlattığımı biliyorum; üretmek kolaylaşıyor.
Fiyatımı söylerken sesim düşüyordu.
Ne sattığımı bildiğim için ücretimi sakince söylüyorum.
Ölçü şu: seni ilk kez duyan biri ne yaptığını anlıyor mu?
Logo, renk ve şablon en son gelir. Onlarla başlayan kişi güzel görünen ama ne dediği belirsiz bir sayfa kurar.
Burada tersinden gidiyoruz: önce ne söylediğin, kime söylediğin ve neden sen olduğun netleşiyor. Görünürlük ondan sonra kendiliğinden kolaylaşıyor.
Bu yüzden program kırk güne yayılıyor. Her gün küçük bir çalışma, her hafta bir canlı buluşma. Bilgi bir günde verilir; dil kırk günde oturur.
Cevher işlendikçe mücevher olur. İşleyen de sensin.
"Ne yaptığımı anlatmakta zorlanıyorum."
"İçerik üretiyorum ama beni seçenler az."
"Kendi hizmetimi anlatırken danışanıma anlattığım kadar rahat değilim."
"Herkes bir şey söylüyor; benim söyleyeceğim ne kaldı, bilmiyorum."
"Fiyatımı söylerken sesim düşüyor."
"Yıllardır biriktirdim ama görünür bir hizmete dönüştüremedim."
Bu program; koçlar, danışmanlar, eğitmenler, terapistler ve insanla çalışan profesyoneller için tasarlandı.
Ödeme seçenekleri
Peşin ödeyenlere ayrıca bir program hediye edilir. Fiyatlara KDV dahil değildir.
Kontenjan sınırlı · Kayıt son tarihi için yaz