Hangi yönde durduğun, kim olduğunu söyler — bir aidiyet tefekkürü
"Artık (bir kısmınız) Ashâb-ı Meymene — ki, ne (mutlu o) Ashâb-ı Meymene(ye)!"
Bu ayet bize çok güzel bir şey söylüyor: hangi yönde durduğun, kim olduğunu söyler. Ait olduğun yer, davranışını şekillendirir. Aidiyet bir kategori değil, bir varoluş hâlidir.
Hayatımızda her gün küçük seçimler yaparız. "Ne tarafa bakacağım, ne tarafta duracağım, kimle vakit geçireceğim?" Bu küçük seçimler, üst üste birikerek bizi bir tarafa ait hâle getirir. Vâkı'a 8 bu büyük resmi gösteriyor.
"Ashâb-ı meymene" — sağ ehli, uğur sahipleri, bereketle yoğrulmuş olanlar. Bu sıradan bir kategori değil; tarif edilemez bir hâl. Çünkü ayet "ne mutlu o sağ ehli'ne!" diyerek cümleyi yarıda bırakıyor — söylenebilecek şey bittiği için değil, söylenecek olanın sözün ötesinde olduğu için.
Aşağıdaki soruları sırayla okuyun. Cevaplamak zorunda değilsiniz; sadece içinizde ne uyandığını fark edin.
Davranış düzeyinde değil, kimlik düzeyinde düşüneceğiz. "Ne yapan biri olmak istiyorum" değil, "kim olmak istiyorum?"
Yönerge: Aşağıdaki cümlelerden birini seçin ve onun üstünden serbestçe yazın. Düşünmeyin, düzeltmeyin.
→ "Ben hangi ehlin insanıyım? Bu ehlin nitelikleri ..."
→ "Bu hayatta hangi yöne ait olmak istiyorum? Hangi yöne aslında aitim?"
→ "Çabalarımı 'hak ettim' diye değil, 'hak ettiğim halde verildi' diye yorumladığımda ..."
Bu hafta her gün bir küçük gözlem. Sonunda sağ ehli'nin nitelikleri kendiliğinden netleşecek.
Her gün bir niyet, bir gözlem. Hafta sonunda hangi yöne aitseniz, daha net göreceksiniz.
İsteyen bir cümleyle bugün buradan götürdüğünü paylaşır. Zorunlu değil.
Bir kelime, bir cümle, ya da sadece bir nefes — hepsi bir paylaşımdır.
Bugün buradan ayrılırken sağ ehli olduğunuzu ilan etmiyorsunuz. Sadece o yöne bir adım daha atıyorsunuz. Ve yarın bir adım daha. Ve sonra bir adım daha.
Bereketiniz katlana katlana gelsin.