Bir hizmet veriyorsun ama insanlar gelmiyorsa, problem hizmetinde değil; mesajındadır. İnsanlar en iyi ürünü almaz, en net mesajı alır.
Çoğu profesyonel, kendi alanında çok yetkindir. Ancak müşteriye ulaşmakta zorlanır. Çünkü mesajları bulanıktır: Web sitelerinde, broşürlerinde, sosyal medya hesaplarında kendilerinden bahsederler. Oysa müşteri kendisi hakkında bir şey duymak ister.
Bu rehberin kalbinde tek bir fikir vardır: İnsan beyni hikaye yoluyla anlam üretir. Bir markayla karşılaştığında beyin şu soruyu sorar: "Bu beni hangi yolculuğa götürür?" Eğer cevap net değilse, beyin "geç" der.
Rehberin özü: İşin müşterini "kahraman", kendini "rehber" yapan bir hikaye anlatmaktır. Müşteri sahnenin merkezindedir, sen onu yöne götüren bilgedir. Bu basit zihinsel kaymanın iş hayatına dönüşü çok büyüktür.
Bu rehber iki temel bölümden oluşur:
Küçük ve orta ölçekli işletmelerde her zaman aynı 3 problem görülür. Bu 3 hata, müşterinin beynini yorar ve müşteri "geçeyim ben" der.
Çoğu işletme web sitesinde, broşüründe, sosyal medyada şunları yazar:
Bunlar boş kelimelerdir. Müşteri "Tamam ama bana ne yapacaksın?" diye düşünür. Cevap belirsizdir. Geçer.
İlk ölümcül kural: "Müşteri seni anlamak için çabalamak istemez." Eğer mesajını anlamak için 3 saniyeden fazla düşünmesi gerekiyorsa, kaybettin.
İnsan beyni hayatta kalmak ve enerji tasarrufu etmek için programlanmıştır. Web sitende 15 buton, 8 menü, 20 paragraf yazı varsa, beyin der ki: "Bunu işlemek çok yorucu. Geçeyim."
Altın kural: Beynin yormamak, beyne yardım etmektir.
Bir hayat koçu web sitesinde 20 paragraf "biyografi" anlatıyor. Yeni gelen müşteri: "Bana ne yapacak bu kişi? Nasıl başvururum? Ne kadar tutar?" Cevap yok. Beyin yoruldu, müşteri kaçtı.
Bu en büyük hatadır. Çoğu işletme kendinden bahseder:
Müşteri umursamaz. Müşteri kendi derdine çözüm arıyor. Müşterinin sorduğu soru her zaman aynıdır:
Bu marka benim hayatımı nasıl daha iyi hale getirecek? Bana ne vaat ediyor? Yarın sabah uyandığımda hayatım bu marka sayesinde nasıl farklı olacak?
İnsan beyni, dünyayı anlamlandırmak için hikayeyi kullanır. Bir bebeğin dilini bile masallarla öğrenmesi tesadüf değildir. İnsan beyni hikayeye karşı koyamaz.
Bütün başarılı hikayeler — Yıldız Savaşları'ndan Yüzüklerin Efendisi'ne, Hamlet'ten Cinderella'ya — aynı temel yapıya sahiptir:
Düşün: Yıldız Savaşları'nda Luke Skywalker (karakter), İmparatorluk'la (sorun) karşılaşır, Obi-Wan'la (rehber) tanışır, "Güç'ü kullan" (plan) der, Luke savaşa katılır (eylem), İmparatorluk'tan kurtulur (başarısızlıktan kaçınma), galaksiyi kurtarır (başarı).
Aynı yapı her yerde:
| Hikaye | Karakter | Rehber | Hedef |
|---|---|---|---|
| Yıldız Savaşları | Luke | Obi-Wan | Galaksiyi kurtar |
| Yüzüklerin Efendisi | Frodo | Gandalf | Yüzüğü yok et |
| Karate Çocuğu | Daniel | Mr. Miyagi | Turnuvayı kazan |
| Hunger Games | Katniss | Haymitch | Hayatta kal |
Şimdi en önemli noktaya geliyoruz. Çoğu işletme kendini "kahraman" olarak konumlandırır:
Yanlış. Hikayenin kahramanı her zaman müşteridir. Sen ise rehbersin — Obi-Wan, Gandalf, Mr. Miyagi gibi.
Marka konumlama zihni kayması: "Ben kahraman değilim, müşterim kahraman. Ben Obi-Wan'ım, o Luke. Ben Mr. Miyagi'yim, o Daniel. Benim işim onu yetiştirmek, ona güç vermek, ona yol göstermek."
Çünkü rehberin gücü vardır:
Hiçbir hikayede rehber ana sahnede değildir. Rehber sahnenin kenarındadır, doğru anda kahramana yol gösterir. Sen de öyle olmalısın.
"Yıldız Savaşları" Obi-Wan'ın hikayesi değildir, Luke'un hikayesidir. Eğer Obi-Wan kendinden bahsedip dursaydı, kimse o filmi izlemezdi.
Her hikaye bir karakterle başlar. Senin pazarlamanda bu karakter müşterindir. Ama dikkat: "Müşterimiz herkes" diyemezsin. Hikayede tek bir kahraman vardır. Pazarlamanda da tek bir hedef kitlen olmalıdır.
Bu adımın özü tek bir soruyu cevaplamaktır: "Müşterim ne istiyor?"
Bunu cevaplayamıyorsan, mesajın bulanık demektir. Müşteri seninle çalışarak ne elde etmek istiyor? Net, tek bir cümleyle ifade edebiliyor musun?
"Müşterilerime kişisel gelişim, kariyer, ilişkiler, sağlık, mutluluk ve anlam konularında yardım ediyorum."
"35-50 yaş arası, hayatından tat alamayan, ne istediğini bilmeyen kadınlara, kendi yolunu bulmalarına yardım ediyorum."
Müşterinin ne istediği o kadar net olmalı ki, müşteri kendi kendine "Evet, bu benim!" diyebilmeli. Belirsiz istekler işe yaramaz:
| Belirsiz İstek (Zayıf) | Net İstek (Güçlü) |
|---|---|
| "Daha mutlu olmak" | "Sabahları enerjiyle uyanmak" |
| "Hayatı düzenlemek" | "İşten sonra çocuğumla 1 saat kaliteli zaman geçirmek" |
| "Kendimi tanımak" | "Hayır demeyi öğrenmek" |
| "Daha iyi bir kariyer" | "İstediğim pozisyona terfi etmek" |
Bir karakterin tek bir asıl arzusu vardır. Frodo yüzüğü yok etmek ister. Daniel turnuvayı kazanmak ister. Luke İmparatorluk'u yıkmak ister.
Senin mesajında da tek bir asıl arzu olmalı. "Hem şunu hem bunu hem de onu" diyorsan, beyni yoruyorsun. "Sana şunu yapmana yardım ederim." Tek cümle, tek vaat.
Eğer her şeyi herkese satmaya çalışırsan, kimseye hiçbir şey satamazsın. Hedef kitle daraltmak, müşteri kaybetmek değil, doğru müşteriyi bulmaktır.
1. Müşterim kim? (Demografik: yaş, cinsiyet, meslek, gelir seviyesi, yaşam evresi)
2. Müşterim ne istiyor? (Tek cümlede, somut, ölçülebilir)
3. Müşterimin hikayesi şu an nerede? (Hangi noktada bana geliyor?)
Bir A4 kağıdına şu cümleyi tamamla:
"Ben, [hedef kitlen] olan ve [somut istek] isteyen kişilere yardım ederim."
Eğer bu cümleyi rahat doldurabiliyorsan, ilk adımı geçtin demektir.
İyi bir hikaye sorun olmadan ilerlemiyor. Karakter çatışmaya girince hikaye başlar. Senin pazarlamanda da müşterinin sorununu öne çıkarmalısın. Ama tek bir sorun değil — 3 katmanlı sorun.
Bu noktanın en güçlü içgörüsü: İnsanlar dış sorunu çözmek için para öder, ama iç sorun yüzünden harekete geçer. İkisini de anlayan kazanır.
Görünen, somut sorun. Müşterinin "neyi istemediği". Bu, hizmetinin yüzeyde çözdüğü problemdir.
Koçluk örneği: "İşimden nefret ediyorum." "Sabahları kalkamıyorum." "Anneme sürekli kızıyorum."
Dış sorunun ona nasıl hissettirdiği. Müşterinin asıl acı çektiği nokta. Genellikle bir duygudur.
Koçluk örneği: "Yetersiz hissediyorum." "Hayatımın kontrolünü kaybettim sanıyorum." "Kendimi başarısız buluyorum."
Bu durumun "olmaması gerektiği" inancı. Müşterinin değer dünyasına dokunan kısım. "Bu doğru değil" hissi.
Koçluk örneği: "Anlamlı bir hayatı hak ediyorum." "Bir kadın olarak kendi yolumu çizmeliyim." "Hayatım sadece görev listesinden ibaret olmamalı."
Çünkü insan beyni karmaşıktır. Tek katmana hitap edersen, beynin sadece bir kısmıyla konuşursun. Üç katmana birden hitap edersen, müşteri kendini bütün olarak "anlaşılmış" hisseder.
Dış: "Hayatımdan tat alamıyorum."
İç: "Sanki kayboldum, kendimi anlamıyorum."
Felsefi: "Bir kadın olarak, hayatım sadece annelik ve eşten ibaret olmamalı. Ben de hak ediyorum."
Mesajın 3 katmana da değdiğinde, müşteri "Bu kişi beni anlıyor" der ve harekete geçer.
Her büyük hikayede bir kötü adam vardır: Darth Vader, Voldemort, Sauron. Senin pazarlamanda da bir "kötü adam" olmalı. Ama bu gerçek bir insan değil — bir kavram, fikir veya durumdur.
Kötü adam, müşterinin acısının kaynağıdır. Müşterinin onunla savaşması gerekiyor.
| Hizmet Alanı | Olası "Kötü Adam" |
|---|---|
| Yaşam koçluğu | Otomatik pilot, sınırlayıcı inançlar, "olması gereken" baskısı |
| Kariyer koçluğu | İmposter sendromu, başkalarını mutlu etme baskısı |
| İlişki koçluğu | Eski kalıplar, iletişim bozukluğu, çocukluk yaraları |
| Sağlık koçluğu | Stres, modern hayatın hızı, kendini bırakmışlık |
İyi bir kötü adam müşterinin "Evet, asıl düşmanım bu!" diyebileceği bir kavramdır. Net, tek, somut.
İlk iki adımda müşterini ve sorununu netleştirdin. Şimdi sen sahneye giriyorsun — rehber olarak. Ama dikkat: kendini öne çıkarmadan.
Müşterinin sana güvenmesi için 2 şeye ihtiyacı var: Empati (beni anlıyorsun) ve Yetkinlik (sen yapabilirsin). İkisi olmadan rehber olamazsın.
Empati, müşterinin durumunu içten kabul etmektir. Sen onun çektiği acıyı, hissettiği yorgunluğu, dile getirdiği umutsuzluğu anlıyorsun.
Empati mesajında 2 unsur vardır:
"Hayatından tat alamamak, sabahları zorlayarak kalkmak, bir 'sonra' beklemenin yorgunluğu... Bunu biliyorum. Ben de 35'imde tam bu yerdeydim. Her şey 'tamam' görünüyordu ama içimde bir boşluk vardı. Bu hissi kelimelere dökmek bile zor, biliyorum."
Bu cümle bir koçun web sitesinde olabilir. Müşteri okuyunca: "Bu kişi beni anlıyor." Güven kurulur.
Empati tek başına yetmez. Müşterinin sana güvenmesi için seni yetkin bulması da lazım. Mr. Miyagi karateyi bilmiyor olsaydı, Daniel ona güvenmezdi.
Yetkinliği 4 yolla gösterirsin:
"X kişisi bizimle çalıştı ve şunu elde etti." Kısa, somut, isimli. Web sitende, broşüründe, sosyal medyada sıkça yer al.
"200+ danışan", "5 yıllık deneyim", "%85 hedef başarısı oranı". Sayılar güven verir.
Hizmet verdiğin şirketler, çıktığın yayınlar, aldığın sertifikalar. Sosyal kanıttır.
ICF sertifikası, eğitim diploma görselleri, aldığın ödüller. Görsel olarak yer ver.
Yetkinlik kanıtı azar azar olmalı, "övünme festivali" değil. 2-3 güçlü işaret yeter. Daha fazlası kendini öne çıkarmak olur, rehberliği bozar.
İkisinden biri eksik olursa sorun olur:
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Empati var, Yetkinlik yok | Müşteri sever ama güvenmez. "Tatlı ama yetkin mi acaba?" |
| Yetkinlik var, Empati yok | Müşteri saygı duyar ama bağ kurmaz. "Soğuk, bana uygun değil." |
| İkisi de var | Müşteri rahatlar ve harekete geçer. "Beni anlıyor ve yapabilir." |
| İkisi de yok | Müşteri ilgilenmez. "Kim bu? Geçeyim." |
Rehber olmak demek, sahnenin kenarında durmak demek. Mr. Miyagi büyük dövüşçü değildir hikayede; Daniel'in büyük dövüşçü olmasını sağlayandır.
Senin başarın da müşterinin başarısıdır. Onu öne çıkar, kendini kenara çek. Bu paradoks işe yarar: Kendini ne kadar az anlatırsan, o kadar çok güvenilirsin.
"İyi bir rehber müşterinin gölgesinde yürür. Müşterinin ışıltısını alkışlar, kendi parlaklığını öne çıkarmaz."
Bir müşteri "iyi" olduğunu düşündüğü bir hizmeti bile satın almakta tereddüt edebilir. Neden? Çünkü ne olacağını bilmiyordur. Plan, bu belirsizliği yok eder.
Düşün: Bir otele rezervasyon yaparken hangisini tercih edersin?
Otel B'yi tercih edersin. Neden? Çünkü ne olacağını biliyorsun.
Müşterinin seninle çalışırken adım adım ne yaşayacağını gösterir. Çoğunlukla 3-4 adımlıdır.
Koçluk örneği:
Müşterinin korku ve şüphelerini gideren bir "söz" listesi. "Endişeleneceğin şu şeyler olmayacak."
Koçluk örneği:
Plan iki şey yapar:
Plan adımları en fazla 4 olmalı. 7 adımlı plan gözünü korkutur. 3 adım idealdir. Sade tut.
Net: Her adımda ne olacağı açık
Kısa: 3-4 adım, daha fazlası karmaşık görünür
Aksiyon dili: "Yapacaksın", "Geleceksin" — pasif değil
Sonuca yönelik: Son adım her zaman müşterinin başarısı
Hayat Koçluğu Programı:
1. Tanış: Ücretsiz 30 dakikalık görüşme yap, uyum testi
2. Çalış: 8 haftalık koçluk programına katıl
3. Dönüş: Yeni hayatına başla
İlk dört adımda müşteri seni tanıdı, anladı, güvendi. Şimdi harekete geçmesi gerekiyor. Ama insanlar harekete geçmekte zorlanır.
Karakterler hikayelerde kendi başlarına harekete geçmez. Onların çağrılması gerekir. Senin pazarlamanda da müşteri kendi kendine "Hadi al" demez. Sen onu çağırmalısın.
Müşterinin satın alma kararını vermesi için doğrudan davet. Tek bir net düğme veya butonla yapılır.
Örnekler:
Henüz hazır olmayan müşteriler için. Düşük riskli bir adımdır. Müşterinin sana e-mail'ini bırakması, ücretsiz bir kaynak indirmesi vs.
Örnekler:
Müşterilerin hepsi aynı hazırlık seviyesinde değildir:
| Müşteri Tipi | Yüzdesi | Uygun Çağrı |
|---|---|---|
| Hemen Satın Alacaklar | %5-10 | Doğrudan Çağrı ("Şimdi Al") |
| Düşünenler | %20-30 | Geçişli Çağrı ("Rehberi İndir") |
| Henüz İlgisi Yok | %60-70 | İçerik üretimi, beslemek |
Eğer sadece doğrudan çağrı koyarsan, %5-10'u alırsın. Eğer geçişli çağrıyı da koyarsan, %30-40'ı alırsın ve onları zamanla doğrudan çağrıya hazırlarsın.
Görünür ol: Düğme sayfada hemen göze çarpmalı (üst sağ köşe yaygındır)
Cesur renk: Sitenin ana renginden farklı, kontrast bir renk
Aynı düğme her yerde: Her sayfada, hep aynı yerde, hep aynı renk
Eylem dili: "Bilgi al" değil, "Randevu al". Etken fiil kullan.
Web sitende 1 doğrudan + 1 geçişli çağrı yeter. Çok fazla "tıkla" butonu beyni yorar. Sadelik kazandırır.
Koçluk işi için bazı pratik geçişli çağrı fikirleri:
Ana Sayfa Üst Sağ: [Randevu Al] - Doğrudan
Ana Sayfa Orta: [Ücretsiz Yaşam Tekerleği Çalışmasını Al] - Geçişli
Her sayfa altta: [Bültenime Katıl] - Geçişli
Şimdiye kadar müşterine olumlu vaatler verdin. Ama gerçek harekete geçişi sağlamak için bir şey daha gerekli: Harekete geçmemenin bedelini hatırlatmak.
İnsan beyni kayıp acısını, kazanç sevincinden 2 kat daha güçlü hisseder. (Bu, Kahneman'ın Nobel ödüllü araştırmasıdır.) Müşteri kazanacağı şeyden çok, kaybedeceği şeyle harekete geçer.
Müşterinin seninle çalışmazsa kaybedeceklerini somut olarak göster. Ama dikkat: bu korku satmak değil, gerçeği hatırlatmaktır.
| Soyut Bedel (Zayıf) | Somut Bedel (Güçlü) |
|---|---|
| "Mutsuz olacaksın" | "Bir 5 yıl daha aynı yorgunlukta uyanacaksın" |
| "Zaman kaybedersin" | "40'larına vardığında 'keşke daha erken başlasaydım' diyeceksin" |
| "Hayatın değişmez" | "Çocuklarınla geçirdiğin akşam yemekleri sıkıntılı kalacak" |
| "Pişman olursun" | "Çocukların büyüdüğünde 'annem hep yorgundu' diye hatırlayacak" |
Sorun gibi bedeller de 3 katmanlıdır:
Görünür kayıp. Para, zaman, fırsat, ilişki...
Örnek: "Şu işten ayrılma cesareti gösteremezsen, 10 yıl daha aynı masada oturursun."
Hissedilecek olumsuz duygular. Pişmanlık, hayal kırıklığı, anlamsızlık...
Örnek: "Bu yorgunluk, bu boşluk hissi devam ederse, kendinden uzaklaşırsın."
İnandığın şeylere ihanet etme hissi.
Örnek: "Sen hak ettiğin hayatı yaşamak için doğdun. Bunu reddetmek kendine yapacağın en büyük haksızlık."
Korku satmak yanlıştır, gerçek bedeli hatırlatmak doğrudur. Fark: Korku satmak abartıdır ("Bunu yapmazsan mahvolursun!"). Gerçek bedel ise olası bir geleceği görselleştirmektir ("Bu durum devam ederse...").
Pazarlamanda bedelleri "tehdit" olarak değil, "olası bir gelecek" olarak sun:
"Eğer şimdi başlamazsan, ASLA değişmeyeceksin! Hayatın MAHVOLACAK!"
"Şimdi bir adım atmamak da bir karardır. Belki 5 yıl sonra bu sayfayı tekrar açtığında, hayatın hâlâ aynı yerde olacak. Bunu seçim olarak fark edip kabul etmek de geçerlidir. Ama eğer 'olmasın' diyorsan, başlangıç noktası burada."
İkinci ifade, müşteriyi yargılamadan ama onun kendi gerçeğini görmesine yardım eder.
Bazen bedeli soruyla sunmak daha etkili olur:
Soru, müşterinin kendi cevabını bulmasını sağlar. Bu, koçluk yaklaşımına yakın bir tekniktir.
Hikayenin sonunda kahraman değişmiştir. Yıldız Savaşları'nın sonunda Luke artık Jedi'dır. Karate Çocuğu'nun sonunda Daniel turnuvayı kazanmıştır. Senin müşterin de bir başarıya götürülmeli.
Müşteri parayı vermek için bir "sonra resmi"ne ihtiyaç duyar. Seninle çalıştıktan sonra hayatı nasıl olacak? Bunu somut, görsel, dokunulur şekilde göster.
Soyut başarılar zayıftır:
Bunlar boş kelimelerdir. Müşterinin beyni bunları görselleştiremez.
Somut başarılar güçlüdür:
Daha iyi bir konum, saygınlık, başarı, takdir görme. "Bu kişi başardı" diye fark edilmek.
Koçluk örneği: "Kendinden emin, sözünün arkasında duran biri olarak görüneceksin."
Kaybetmekten korktuğu şeyleri korumak. Güvenlik, sağlık, ilişki, finansal istikrar.
Koçluk örneği: "Burnout'a sürüklenmeden önce kendi yolunu çizmiş olacaksın."
Tam potansiyele ulaşmak, ruhuna uygun yaşamak, anlam bulmak.
Koçluk örneği: "Yıllardır içinde bastırdığın gerçek 'sen'le buluşmuş olacaksın."
İdeal pazarlama bu 3 türü de hafifçe gösterir. Tek başına yeterli olabilir ama hepsi birden güçlü.
Duyularla yaz: "Görsel, ses, koku, dokunma" kullan
Şimdiki zamanda yaz: "Olacaksın" değil, "...sın" — sanki olmuş gibi
Müşterinin diliyle yaz: Müşterinin kullandığı kelimeleri kullan
Spesifik sahneler kullan: Genel mutluluk değil, belirli bir an
"Cumartesi sabahı. Saat 8. Çocukların hâlâ uyuyor. Mutfakta tek başına oturuyorsun, elinde kahve, pencereden dışarıya bakıyorsun. İçinde sakin bir his. Bu hafta hayır demeyi başardığın için kendinle gurur duyuyorsun. Sonraki ay için kendi planın var — kimsenin senin için değil, senin kendin için seçtiğin bir kurs. Sırf sevdiğin için."
Bu sahne müşterinin beyninde canlanır. "İşte ben de bunu istiyorum" der.
"Sonra" resminin yanına, somut sonuçlar listesi ekleyebilirsin:
"Müşteri parayı vermek için bir 'sonra' görmek ister. Sen bu sonrayı ona net, dokunulur, gerçek bir hayat olarak göster."
7 adımı öğrendin. Şimdi bunları markaya uygulayalım. "BrandScript" adında basit bir sayfalık şablon var.
1. KARAKTER: Müşterim kim ve ne istiyor?
2. SORUN: Dış / İç / Felsefi sorunu nedir? Kötü adam kim?
3. REHBER: Empati ifadem ne? Yetkinlik kanıtım ne?
4. PLAN: 3 adımlı sürecim nedir?
5. ÇAĞRI: Doğrudan ve Geçişli çağrılarım ne?
6. BEDEL: Harekete geçmezse ne kaybeder?
7. BAŞARI: Sonra hayatı nasıl?
BrandScript'inden tek bir cümlelik bir özet çıkar. Bu, ağzından çıkacak ilk cümle olur:
"Çoğu 35-50 yaş arası kadın, 'her şey var ama hiçbir şey yok' hissinde takılıyor. Biz 8 haftalık koçluk programıyla, kendi yollarını yeniden çizmelerine ve sabah keyifle uyanan biri olmalarına yardım ediyoruz."
Yukarıdan aşağı şu sıra: Kahraman tanımı + İstek → Sorun → Rehber (sen) → Plan → Doğrudan ve Geçişli çağrılar → Bedel → Başarı resmi
Birisi "Ne iş yapıyorsun?" dediğinde, tek cümlelik pitch'ini söyle. "Hayat koçuyum" değil, "Tat almayan kadınlara kendi yollarını bulmalarına yardım ediyorum."
Tek cümlelik pitch + Geçişli çağrı. "Tat alamayan kadınlara yol arkadaşlığı. → Ücretsiz Rehberi al [link]"
İsim, ünvan, tek cümlelik pitch, web sitesi
BrandScript'in 7 bölümünü görsel olarak yansıt. Her bölüm bir alan olsun.
Sosyal medya, blog ve e-mail içerikleri için her bir BB7 adımı bir içerik kategorisi olabilir:
| BB7 Adımı | İçerik Türü | Örnek |
|---|---|---|
| Sorun | Empati postları | "Hayatından tat almama nedir, niye olur?" |
| Rehber | Yetkinlik postları | "Danışan görüşü", "Sertifika hikayem" |
| Plan | Yöntem postları | "Hayatına yeniden başlamanın 3 adımı" |
| Başarı | Dönüşüm hikayeleri | "X'in 8 haftada hikayesi" |
Şimdi tüm öğrendiklerimizi hizmet sektörüne özgü bir plana dökelim. Yeni başlayan veya markasını netleştirmek isteyen bir koçluk veya eğitim işi için adım adım rehber:
BrandScript'in hazır. Şimdi bunu somut materyallere yansıt:
| Materyal | Ne yapacaksın? |
|---|---|
| Web Sitesi | Ana sayfayı BB7 sırasına göre yeniden tasarla |
| Instagram Bio | Tek cümlelik pitch + geçişli çağrı linki |
| LinkedIn Profil | "Hakkımda" bölümü BB7 yapısına göre |
| Broşür | BB7 7 bölümün her biri bir görsel alan |
| E-mail İmzası | Pitch + sertifika + web |
| Kartvizit | Ön yüz: İsim + Pitch / Arka yüz: 3 adım planı |
BB7 adımları haftalık içerik kategorileri olabilir:
Hiçbir markaya bir kerede bütün BB7'yi gösterme. Kademeli inşa et. Bir post sorunu, bir post empati, bir post plan... Müşteri zamanla tüm hikayeyi tanır ve harekete geçer.
StoryBrand'in son ilkesi: Tutarlılık. Aynı mesaj, aynı kelimelerle, her yerde tekrarlanır. İnsan beyni 5-7 kez aynı mesajı duyduktan sonra harekete geçer.
Yani BrandScript'i yazdıktan sonra:
Bu sıkıcı gelebilir ama markalaşmanın sırrı budur: Tekrar, tekrar, tekrar — ama her zaman aynı net mesaj.
"Tutarlı marka, tutarlı mesajla başlar. Mesajın bulanıksa, markan da bulanıktır."
"En iyi ürün değil, en net mesaj kazanır." Senin koçluk veya hizmet işin harika olabilir. Ama mesajın bulanıksa, hiç kimse bu harikalığı bilmeyecek. Tutarlı marka, harikalığını dünyaya net şekilde anlatma sanatıdır.
Bu yöntem işe yarar çünkü:
"Markan bir hikayedir.
Hikayen ne kadar net, o kadar çok dinleyici bulur.
Dinleyici ne kadar çoksa, o kadar çok müşteri olur."
KERİME ERGİN AKADEMİ
Profesyonel Marka & Satış Eğitimleri