Tedricilik; bir şeyin birdenbire değil, basamak basamak, evre evre kemale ermesi sürecidir. Kelime kökeni olan "derece"den de anlaşılacağı üzere, bu bir merdiven çıkma hikayesidir.
Bu yasanın en muazzam örneği Kur'an-ı Kerim'in bizzat kendisidir. Allah dileseydi 6236 ayeti tek bir gecede, tek bir kitap halinde indirebilirdi. Fakat O, vahyi 23 yıllık bir sürece yaydı. Neden?
Bilginin sadece zihne değil, kalbe ve hayata nüfuz etmesi için zamana ihtiyaç vardır.
Bir toplumun köklü alışkanlıklarını değiştirmek, tıpkı bir binayı tuğla tuğla çıkmak gibidir.
İnsan psikolojisi, ani yüklemeleri değil, alıştıra alıştıra gelen dönüşümleri kabul eder.
Değerli arkadaşlar, koçluk koltuğuna oturduğunuzda veya bir sınıfa girdiğinizde en büyük sınavınız "sabır" olacaktır.
"Hayatımı bir haftada değiştirmek istiyorum" diyene: Kök salmayan değişim, ilk rüzgarda yıkılır.
Bilgi bir yükleme değil, bir ekimdir. Tohumu bugün eker, meyveyi mevsimi gelince toplarsınız.
“İnsan üzerinden, henüz anılmaya değer bir şey değilken (dehr) geçen uzun bir süre var ya!” (İnsan Suresi, 1. Ayet)
İnsan, "henüz anılmaya değer bir şey değilken" geçirdiği o uzun evrelerden geçerek insan olmuştur. Yani varoluşumuzun hamurunda bile bu yasa vardır.
Sorum şu: Hayatınızda hangi konuda "hemen olsun" diyerek bu yasayı zorluyorsunuz?
Meyvenin hamlığını kabul edip, onun kendi vaktinde olgunlaşmasına izin vermeye hazır mısınız?