Kalp, ilahi bir tecelligâhtır; ancak içi kin, öfke, geçmiş acılar ve kırgınlıklarla doluysa Sekine oraya sığmaz. Sufiler buna “Tahliye” (boşaltma) derler. Kalbi temizlemeden yapılan zikir veya çalışmalar, kirli bir bardağa temiz su doldurmaya benzer. Geçmişi affetmek, o insanları haklı bulmak değil; kalbinizin odalarını onların işgalinden kurtarmak ve kendinize acıyarak geçirdiğiniz “mağduriyet” zincirlerini kırmaktır.
Kronik öfke ve affedememe hali, beynin amigdala bölgesini sürekli hiper-reaktif tutar. Bu durum prefrontal korteksin mantıklı düşünme yetisini felç eder ve bedende kronik enflamasyona (iltihaplanmaya) neden olur. Duyguyu bastırmak yerine onu somatik olarak hissetmek, isimlendirmek (Labeling) ve serbest bırakmak, amigdala aktivitesini azaltır (Down-regulation) ve limbik sistemi sakinleştirir.
Kalbinizde ağırlık yapan o kişiyi veya olayı düşünün. Bu duygunun bedeninizde tam olarak nerede (boğaz, göğüs, mide) sıkışıklık yaptığını bulun. Elinizi o bölgeye koyun. Nefesinizi o sıkışıklığa doğru alın. Nefes verirken “Seni ve bu yükü ait olduğun yere, geçmişe bırakıyorum” deyin ve ağzınızdan güçlü bir “Haa” sesiyle nefesi boşaltın. Bunu 10 kez yapın.
Bir kağıda, içinizdeki tüm öfkeyi sansürsüzce yazın. Sonra o kağıdı yakarak küllerini savurun (Zihinsel katarsis uygulaması).
“Geçmişin hayaletlerini kalbimde misafir ederek aslında en çok kime ceza veriyorum? Kendime acıma lüksünden vazgeçmeye hazır mıyım?”