Tasavvufta zihnin kendi içindeki dur durak bilmeyen konuşmalarına “Hadisü'n-Nefs” (nefsin fısıltıları, vesvese) denir. Bu gürültü, kalbin aynasını paslandırır ve ilahi tecellilerin (Sekine'nin) aynaya yansımasını engeller. Kalp bir göl gibidir; eğer yüzeyi sürekli zihinsel rüzgarlarla dalgalanırsa, dibindeki hakikati gösteremez. Zihni susturmak, onunla kavga ederek değil, onu bir izleyici gibi dışarıdan seyrederek mümkündür.
Biz hiçbir şey yapmadan oturduğumuzda, geçmişi pişmanlıkla düşünüp geleceği kaygıyla planlayan beyin ağına Default Mode Network (DMN - Varsayılan Mod Şebekesi) denir. Hiperaktif bir DMN, depresyon ve yüksek anksiyete ile doğrudan ilişkilidir. Odaklanmış farkındalık (Günün Esması veya somatik bir nokta) DMN’i baskılar ve Görev Pozitif Ağı'nı (TPN) aktive ederek zihinsel gürültüyü nörolojik olarak durdurur.
DMN dalgasına kapıldığınız an durun. Bulunduğunuz odada gözünüzle görebileceğiniz 5 nesneyi, dokunabileceğiniz 4 farklı dokuyu (kumaş, ahşap vb.), duyabileceğiniz 3 sesi, koklayabileceğiniz 2 kokuyu ve tadabileceğiniz 1 tadı fark edin. Bu egzersiz beyni hipotalamik seviyeden çıkarıp duyusal kortekse taşır ve gürültüyü keser.
Bugün hiçbir arka plan sesi (müzik, podcast, televizyon) olmadan en az 2 saati sessizlikte geçirin.
“Zihnimdeki seslerin ne kadarı gerçekten bana ait, ne kadarı geçmişten kalma ezberlenmiş korkuların yankısı?”