İnsan kalbi ve bedeni, yaşanan her travmanın, korkunun ve kaygının kaydını tutar. Tasavvufta buna “Kabz” (daralma, sıkışma) hali denir. Kabz hali, bazen kalbi bazen de bedeni kuşatır. Kul, yaşadığı bastırılmış duyguları bedeninde kilitler. Sekine’nin kalbe nüfuz edebilmesi için, bedendeki bu düğümlerin (kasılmaların) çözülmesi, yani “Bast” (ferahlık) haline geçilmesi gerekir. Kul, bedenindeki gerilimi fark edip bırakmadıkça, ruhsal sferde genişleyemez.
Wilhelm Reich'ın “Kas Zırhı” olarak adlandırdığı ve modern travma biliminin (Peter Levine, Bessel van der Kolk) doğruladığı üzere; kronik stres, psoas kası, omuzlar, çene ve pelvik tabanda donma (freeze) tepkisi olarak saklanır. Bu kaslar sürekli gergin olduğunda, beyne afferent (aşağıdan yukarıya) sinyallerle “Hala tehlikedeyiz” mesajı gider. Bu kasları somatik olarak gevşetmek, amigdaladaki yangını söndürür.
Sırt üstü uzanın, dizlerinizi bükün ve ayak tabanlarınızı yere basın. Tüm bedeninizi (özellikle kalça ve çenenizi) 5 saniye boyunca olanca gücünüzle sıkın, titretin ve ardından derin bir “Ah” sesiyle tamamen serbest bırakın. Bunu 5 kez tekrarlayın. Sonrasında 5 dakika boyunca pelvisinizi hafifçe yukarı aşağı sallayarak (kuyruk sokumu vuruşları) somatik yükü toprağa aktarın.
Bugün her saat başı çeneyi gevşetme ve omuzları aşağı düşürme check-in'i yapın.
“Bedenimde hangi geçmiş acının, hangi öfkenin nöbetini tutuyorum? Sıkı sıkıya tutunduğum bu gerilim kime ait?”