Tasavvufta sükûnet, sadece fiziksel bir hareketsizlik değil; kalbin, masivadan (Allah'ın dışındaki her şeyden) kesilerek “Vakfe” (durma) makamına geçmesidir. Hacdaki arafat vakfesi gibi, kulun ilahi huzurda bütünüyle durması, zihni dairesel koşturmacalardan çekmesidir. Sekine, kulun kendi acziyetini kabul edip, fıtri ayarlarına dönmek üzere durduğu o ilk “kesişme” noktasında kalbe indirilir. Nefs-i Emmare’nin en büyük gıdası “hırs ve acelecilik” (İvme)’dir. Durmak, nefsin bu gıdasını kesmektir.
Kronik stres altında, otonom sinir sisteminin Sempatik (Savaş veya Kaç) kolu aktiftir. Bu durum amigdalayı uyarır, kortizol ve adrenalin salgılatarak zihni sürekli bir tehdit algısında tutar. Bilinçli olarak “durmak” ve hızı kesmek, Stephen Porges’un Polivagal Teori'sinde bahsettiği Ventral Vagal (Sosyal Angajman) sistemi aktive eder. Beyne “Şu an güvendesin” sinyali gider ve prefrontal korteks (muhakeme ve sakinlik merkezi) yeniden devreye girer.
Dik bir omurgayla oturun. Başınızı hiç kımıldatmadan, gözlerinizi önce en sağa götürün ve orada 30 saniye tutun (esneme veya yutkunma gelene kadar). Ardından en sola götürüp 30 saniye tutun. Bu hareket, kafatası sinirlerini uyararak Ventral Vagal tonusu doğrudan tetikler ve bedeni saniyeler içinde “sükûn” moduna geçirir.
Gün boyunca yaptığınız her eylemi (yürümek, bardağı tutmak, kapıyı açmak) normal hızınızın yarısı kadar yavaşlatarak yapın. Hızı bilinçli olarak sabote edin.
“Şu an hayatımda neyi yetiştirmeye çalışıyorum? Yetişmeye çalıştığım o yer, ruhumun fıtri ritminden daha mı değerli?”