İnsanın aslı topraktır. Tasavvufta toprak, tevazunun, cömertliğin ve sükûnetin sembolüdür. Ayaklarımız topraktan uzaklaştıkça, fıtratımızdan ve Sekine'mizden de uzaklaşırız. Toprak, üzerine basan her canlıyı hiç ayırt etmeden taşır, pisliği alır ve geriye gül verir. Bugün, bedenimizi aslımız olan arza (toprağa) yaklaştırarak, üzerimizdeki tüm yapay, dünyevi gerilimleri ve kibir tortularını toprağa iade ediyoruz.
Modern şehir hayatı, plastik tabanlı ayakkabılar ve elektromanyetik dalgalar (Wi-Fi, telefonlar) bedende serbest radikallerin (pozitif yüklü iyonların) birikmesine neden olur. Bu durum kronik hücresel enflamasyon yaratır. Toprağa çıplak ayakla basmak (Earthing / Grounding), yeryüzündeki serbest elektronların (negatif iyonların) bedene geçmesini sağlar. Bu durum kan akışkanlığını düzenler, kortizol ritmini normalize eder ve otonom sinir sistemini saniyeler içinde parasempatik moda geçirir.
Mümkünse çıplak ayakla, değilse ellerinizle canlı bir toprağa veya bir ağacın gövdesine dokunun. Gözlerinizi kapatın. Bedeninizdeki tüm statik elektriğin, zihinsel gerilimin ve sinirsel yangının ellerinizden/ayaklarınızdan akarak toprağın derinliklerine indiğini imajine edin. Toprağın sarsılmaz sakinliğini ve dikey enerjisini içinize çekin. 15 dakika uygulayın.
Bugün evinizdeki bir bitkiyle ilgilenin, ellerinizi saksıdaki toprağa daldırın ve fıtri rezonansınızı tazeleyin.
“Aslı toprak olan ben, hangi yapay gökdelenlerin, hangi sahte unvanların kibriyle havada asılı kalmaya çalışıyorum? Köklerim nerede?”