Sufiler kendilerini “İbnü'l-Vakt” (Anın Oğlu/Kızı) olarak tanımlarlar. Geçmiş, yaşanıp bitmiştir ve artık yoktur; gelecek ise henüz gelmemiştir ve garantisi yoktur. Elde kalan tek şey, içinde bulunulan “Bu an”dır. Zihin sürekli geçmişin melankolisi ile geleceğin kaygısı arasında mekik dokuyarak zaman israfı yapar. Sekine, zamanın dikey boyutunda, yani “Şu an”da gizlidir. Ana köklenen insan, zamansızlık boyutuna geçer ve ilahi huzuru tadar.
Zihnin sürekli zamanda yolculuk yapması (Mental Time Travel), beynin hipokampus ve amigdala ağlarını yorar. Oysa dikkati bütünüyle şu anki duyusal deneyime (tadılan lezzet, tenin sıcaklığı, nefes) getirmek, beynin Somatosensoriyel Korteksini aktive eder. Bu aktivasyon, zamanı algılayan parietal lobu yavaşlatarak kronik “zaman kıtlığı” (Time Scarcity) stresini yok eder, beyni kronolojik zamandan (Kronos) nitelikli zamana (Kairos) geçirir.
Gün içinde yaptığınız sıradan bir eylemde (örneğin bulaşık yıkarken veya klavyede yazarken) durun. Suyun elinize temas eden sıcaklığına, sabunun kokusuna veya parmaklarınızın tuşlara basarken çıkardığı hisse %100 odaklanın. Zihninizin geçmişe veya geleceğe kaçtığını fark ettiğiniz an, onu bir evcil hayvanı çağırır gibi yumuşakça bu “Duyusal Çapa”ya geri getirin. 5 dakika uygulayın.
Bugün en az 1 saat boyunca saati kontrol etmeyin ve tamamen eylemin akışında (Flow) kalın.
“Geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin hayali korkularıyla şu an bana ikram edilen yegane gerçekliği (hayatı) nasıl katlediyorum?”