“Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artırırım.” (İbrahim, 7). Tasavvufta şükür, sadece dille söylenen bir kelime değil; eldeki nimetin içindeki ilahi tecelliyi fark edip, o nimetle sarhoş olmaktır. Şükür, kalbin odak noktasını “Yokluk ve Mahrumiyet” frekansından “Varlık ve Bereket” frekansına kaydırır. Şikayet eden kalpten Sekine kaçar; şükreden kalbe ise göklerin kapıları açılır ve sükûnet sağanak sağanak yağar.
Beynimiz, yaratılışı gereği hayatta kalabilmek için olumsuzlukları görmeye programlanmıştır (Negativity Bias). Şükür/Minnettarlık pratiği, beyni bilinçli olarak olumluyu görmeye zorlar. Düzenli şükür egzersizleri, hipotalamusu uyararak uyku, metabolizma ve stres seviyelerini düzenler. Aynı zamanda Dopamin ve Serotonin üretimini artırarak, beynin ödül yollarını kalıcı olarak yeniden yapılandırır (Dopaminerjik Remodeling).
Bir bardak ılık su alın. Suyu içmeden önce bardağın sıcaklığını ellerinizle hissedin, suya bakın. Çok küçük bir yudum alın, suyu ağzınızda gezdirin, tadını, boğazınızdan aşağıya süzülüşünü tüm dikkatinizle izleyin. O tek bir yudum suyun bedeninize yaydığı yaşam enerjisini hissederek kalpten bir “Elhamdülillah” deyin. Duyuları şükürle doyurun.
Bugün hayatınızdaki en az 5 somut nimeti (örneğin: çalışan böbrekleriniz, sıcak eviniz, nefes alabilen ciğerleriniz) detaylandırarak bir deftere yazın ve derinlemesine hissedin.
“Elimden çıksa dünyaları feda edeceğim hangi devasa nimetleri, şu an ‘sıradan’ görerek nankörlük ediyorum?”