Nefsin sarsıntılardan kurtulup, mutlak bir dinginliğe ulaştığı mertebeye “Nefs-i Mutmainne” denir. “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur.” (Rad, 28). Dünyevi başarılar, paralar veya övgüler kalbe geçici bir haz (zevk) verebilir ama sükûnet veremez. Kalp, kendi fıtri kaynağına (Zikrullah’a) bağlandığında, aç bir bebeğin annesinin göğsünde sakinleşmesi gibi, tüm arayışlarını durdurur ve aradığı Sekine limanına demir atar.
Dünyevi hazlar beyinde Dopamin salgılatır. Dopamin “ödül” hormonudur ve bağımlılık yaratır; hep daha fazlasını ister, kalbi sürekli bir “koşma ve arayış” içinde bırakır. Oysa ritmik, kalbi ve samimi zikir/tefekkür süreçleri beyinde Oksitosin (bağlanma, güven hormonu) ve Endorfin salgılatır. Oksitosin, dopaminin yarattığı o tatminsiz açlığı yatıştırır, kalbe derin bir doymuşluk ve huzur (sükûnet) hissi verir.
Gözlerinizi kapatın. İki elinizi çaprazlama şekilde omuzlarınıza koyun (kendinize sarılın) veya sağ elinizi kalbinizin, sol elinizi yanağınızın üzerine yerleştirin. Teninizin sıcaklığını hissedin. Bu dokunuş bedende anında Oksitosin salınımını tetikler. Bu duruşta 5 dakika boyunca kalbinizin atış ritmini dinleyin.
Bugün dilinizle değil, kalbinizin her atışında “Allah” lafzının yankılandığını hayal ederek içsel bir ritim tutturun.
“Kalbimi doyurması için dünyadan talep ettiğim şeyler, deniz suyu içerek susuzluğunu gidermeye çalışan birinin çaresizliğine mi benziyor?”