Fıtri tanım: Şahit, sadece olanı olduğu gibi görendir. Bir hakim gibi “bu iyi, bu kötü” demez. Danışan en büyük acısını veya hatasını anlattığında, bir şahit olarak onun beşeriyetine ve o andaki haline tanıklık edersiniz.
Koçun şahitliği: Danışan “Ben bittim” derken, koç onun içindeki “Hayy” esmasına (hayat enerjisine) şahitlik eder. Danışan kendini suçlarken (Nefs-i Levvame), koç onun içindeki temiz öze (Ruh) şahitlik eder.
Sonuç: Yargılanmadığı bir “Şahitlik Alanı”nda danışan ilk defa maskelerini indirir ve fıtratıyla yüzleşir.
Adaletli şahitlik: Danışanın sadece zayıflıklarını değil, Allah’ın ona ikram ettiği potansiyeli de görmek adalettir. Sadece soruna odaklanmak adaletsizliktir; çözüme ve rahmete de gözcü olmak gerekir.
Sinir sistemi mesajı: Şahitlik makamındaki koçun bakışı; “Seni görüyorum, seni duyuyorum ve seni olduğun gibi kabul ediyorum” der. Bu mesaj, danışanın Vagus sinirini anında sakinleştirir, güvenli bağ kurar.
Koçluk koltuğunda otururken biz aslında bir emri yerine getiriyoruz: Adaletle şahitlik etmek. Danışanın hem zorluklarına hem de içindeki rahmet iklimine şahit olmak.
Modern koçluk “non-judgmental” (yargısız) duruştan bahseder. Ancak Kur’ani şahitlik, pasif bir yargısızlıktan öte, aktif bir rahmet ve adalet bilincidir. Şahit, danışanın yükünü almaz; o yükü taşıyabileceğine dair ona güven verir. Danışan, şahitlik makamında kendini “Allah’ın rahmet dolu aynasında” gibi hisseder.
Unutma: Sen bir yargıç değil, bir şahitsin. Onun özüne, fıtratına, değişimine tanıklık et. Gerisi Allah’tan.
Şahitlik, bir duruştur, bir niyettir. Koç, danışanın anlattıkları karşısında nefse kapılmadan, sadece gözlemlemez; kalbiyle şahitlik eder. “Allah’ın şahitleri olun” ayetinin bilinciyle, danışanın özüne adaletle şahitlik etmek, koçluk makamının en yüksek mertebesidir.