15 asır önce yeryüzünde ahlaki anlamda en fazla bozulmuş, "kötüden iyiye dönüşmesi en zor" toplum hangisi deseydik, parmaklar tereddütsüz Mekke'yi gösterecekti.
Kız çocuklarını diri diri gömecek kadar şefkatini yitirmiş, asabiyet ve zulmün zirve yaptığı bir iklim...
Kur'an'ın elinde yoğrulan o "insanlıktan çıkmış" kitle, dünyanın en zarif, en adil ve en ahlaklı nesline dönüştü.
O karanlık dönem, Kur'an ve Sünnet-i Seniyye rehberliğinde insanlığın "saadet asrı" haline geldi.
Burada mazeretlere yer yoktur. Kur'an, en imkansız görünen yerden başlayarak rüştünü ispat etmiştir.
Değerli arkadaşlar, bir eğitimci olarak bizim yöntemimiz de bu nebevi metot olmalıdır:
Işık saçmak için önce aydınlanmak gerekir. Kötüden iyiye, iyiden daha iyiye dönüşerek örnek (üsve-i hasene) olacağız.
"Bu devirde adam yetişmez" demek, Mekke'nin gerçeğini anlamamaktır. Bizim işimiz, en zor zeminde bile o cevheri bulup mücevhere dönüştürmektir.
Sorum şu: Bugün kendi hayatınızda "burası düzelmez, bu huyum değişmez" dediğiniz o "Mekke'niz" neresi?
Kur'an'ın ve Sünnet'in nuruyla o sert kayalardan bir saadet asrı çıkarmaya hazır mısınız?