Yan tarafa kaymadan, haddini aşmadan durabilmek üzerine bir tefekkür yolculuğu
"O haşmetli makamda Muhammed'in göz(ü) ne kaydı, ne de haddini aştı."
Bu ayet bize çok özel bir hâlin resmini çiziyor: bir göz ne yan tarafa kaydı, ne de yukarı taştı.
Hayatımız aslında iki ayrı yöne savrulma riski arasında akıyor. Bazen dikkatimiz yan tarafa kayar — bir başkasının yaptığına, sosyal medyaya, dedikoduya, ne ile uğraşmamız gerektiğini unutturan bin bir uyarana. Bazen de dikkatimiz yukarıya taşar — kendimizden büyük konuşmaya, abartmaya, gücümüzün ötesine geçmeye, gösterişe.
Necm 17, Hz. Peygamber'in Mirâc gecesinde, en haşmetli sahnenin tam ortasında bile gözünün ne kayıp ne taştığını söylüyor. Bu, peygamberî bir hâl tasviridir; ama aynı zamanda hepimize bir standart olarak sunuluyor.
Bugün birlikte, kendi hayatımızda bakışımızın nereye kaydığını ve nerede haddi aştığımızı arayacağız. Sakin sakin. Yargısızca. Sadece tanımak için.
Aşağıdaki soruları sırayla okuyup birkaç dakika sessizce kendinize sorun. Cevaplamak zorunda değilsiniz; sadece kendinizde ne uyandığını fark edin.
Şimdi 15 dakika yalnız kalacağız. Müzik yok, telefon yok. Sadece siz, kalem ve bu sayfa. Aşağıdaki sorulardan birini seçin (ya da hepsini deneyin) ve içinizden geleni yazın. Doğrusu yok, yanlışı yok.
Yönerge: Aşağıdaki cümlelerden birini seçin ve onun üstünden serbestçe yazın. Düşünmeyin, düzeltmeyin, sadece akıtın. Yazdıklarınızı kimseyle paylaşmak zorunda değilsiniz.
→ "Bu hafta bakışımın en çok kaydığı yer ..."
→ "Haddimi aştığımı fark ettiğim son an ..."
→ "Eğer gözüm sabit kalsaydı, şu an farklı olurdu ..."
Bilgi tek başına dönüşüm getirmez; tekrarlanan küçük pratikler getirir. Önümüzdeki bir hafta boyunca, her gün için ayrılmış küçük bir egzersiz var. Beş dakikadan fazla sürmeyecek.
Her akşam yatmadan önce iki soru sorun kendinize. Cevapları aklınızdan geçirin ya da bir deftere yazın. Hepsi bu.
Atölyemizin sonunda, isteyen bir cümleyle bugünden götürdüğünü paylaşır. Zorunlu değil; ama paylaşmak istediğinizde, aşağıdaki soru sizi rehberleyebilir.
İsterseniz tek bir kelime, isterseniz tek bir cümle. Söylemek istemiyorsanız sadece bir nefes — o da bir paylaşımdır.
Bu sayfalar tek seferlik bir okuma değil. Önümüzdeki haftalarda dikkatiniz tekrar kaydığında ya da sözünüzün gücünüzü aştığını hissettiğinizde, bu deftere geri dönün. Yazdıklarınızı tekrar okuyun. Yeni bir şey eklemek isterseniz ekleyin.
Çünkü tefekkür bir defaya verilmiş bir karar değil; her gün yeniden hatırlanan bir niyettir.
Bakışınız hep sabit kalsın.