Premium konumlandırma yapan biri için en sık yapılan iki hata vardır. Birincisi fiyatı koyup arkasında durmamak: müşteri sayısı azaldığında, baskı geldiğinde, küçük bir indirim yapma dürtüsüne kapılmak. Bu zâğa'dır — niyetin yan tarafa kayması.
İkincisi fiyatı koyup içini doldurmamak: premium fiyat verip o değeri somutlaştıracak iç işi yapmamak. Sadece konumlanmak ama o konumun gerektirdiği derinliği inşa etmemek. Bu da tağâ'dır — kendi haddinden büyük görünmek.
Birinci Disiplin: Odağı Koru (Mâ Zâğa)
Markalaşma yolunda her gün yüzlerce kayma daveti gelir. "Şu trend var, bunu da yap." "Şu fiyatla daha çok satarsın." "Şu hedef kitleye de açılırsan büyürsün." Bunların çoğu, bakışı yan tarafa çekmek için kurulmuş tuzaklardır — niyetli olmayan, ama sonuç itibariyle markanı parçalayan davetler.
Ayetin verdiği disiplin: aynı yere bakmaya devam et. Hz. Peygamber'in Mirâc gecesi, görülebilecek en cazip her şeyin bir arada olduğu bir sahneydi. Ama bakış sabit kaldı. Senin markan da bu standardı taşır.
İkinci Disiplin: Haddini Bil (Mâ Tağâ)
Premium konumlanmanın en sinsi tuzağı, marka söyleminin kanıtın önüne geçmesidir. "Hayatınızı dönüştüreceğim", "Kesin sonuç garantisi", "Türkiye'nin tek..." bu tarz cümleler, henüz inşa edilmemiş bir değerin üstüne kibir kondurmaktır. Müşteri belki bir defa kanar; ama markaya güveni o gün kırılır.
Edebli marka, gerçeğinden büyük konuşmaz. Sözünden büyük marka olmak çok zordur; sözünden küçük marka olmak imkânsızdır. Ayetin tarif ettiği bakış, kendi gerçeği etrafında durur — onu küçültmez ama büyütmez de.