Görülmek · Hardal Kadar Olanın Ağırlığı
Görmek için didinmek ile görüldüğüm için sakinleşmek
aynı şey değil.
İki Şey Birden Söylüyor
Bu ayet aynı anda iki şeyi birden söylüyor. Bir tarafı titretiyor, bir tarafı rahatlatıyor — ama ikisi aynı cümlede.
Titreten tarafı: yaptığım küçücük bir kötülük — hardal kadar bir kıskançlık, bir kibir, bir görmezden gelme — kaybolmuyor. Ben kayanın içine ittim, kimse görmedi sandım. Ama görüldü.
Rahatlatan tarafı: yaptığım küçücük bir iyilik — hardal kadar bir sabır, bir vazgeçme, bir sessizce verme — o da kaybolmuyor. Onu hiç kimse görmedi belki. Ama o da tartıda.
Habîr: "İçeriden bilen" demek. Sadece bilen değil. Aslı: "izin altında gerçeği okuyabilen".
Yani Habîr yüzeyi değil, özü bilir. Çölün izlerinden hangi kabilenin geçtiğini okuyabilen kişi gibi. Söylediğimin altındaki niyeti okuyan.
görüldüğüm için sakinleşmek —
aynı şey değil.
Görülmek · Görmek
Bu ayet iki yönü birden tutuyor: ben görülüyorum ve ben görüyorum. İkisi aynı anda. Bugün kendi hayatına bu iki yöne ayrı ayrı bakacaksın.
"Görünüyorum mu?"
Yorgunluğu
Modern hayat bize sürekli şunu fısıldıyor: "Görün, paylaş, fark edil, beğenil." Bu baskı bizi yormaya başlar. Çünkü görünmek için harcanan enerji, görüldüğümüzü bilmenin sakinliğinden çok daha fazla.
Lokman 16 bu yorgunluğa bir cevap veriyor: "Görmeseler de görülüyorsun." Bu cümle çok rahatlatıcı. Çünkü "görsünler, anlasınlar, fark etsinler" didinmesi azalmaya başlıyor. Asıl görme zaten orada — Habîr altta her zaman işliyor.
görüldüğü için sakinleşmek —
aynı şey değil. İlki yoruyor, ikincisi taşıyor.
Üç Kelime Bana Yön Veriyor
Hardal · Sınırın en uç noktası
Eski Araplar daha küçüğünü bulamadıkları için bu mecazı kullanmışlar. Sınır en uca çekilmiş: "görmezden gelinebilecek olanın bile gözden kaçmadığı bir nokta yok". Hardal kadar iyilik de sayılır, hardal kadar kibir de.
Sahra · Sökülmez kaya
Sıradan taş değil — "buraya kimse dokunamaz" dediğimiz yer. Hepimizin bir sahrası var. Açmak zorunda değiliz. Ama orada olduğunu bilmek gerekiyor. Bilmediğimiz sahra içeriden bozar.
Latîf · En inceye nüfuz eden
Suyun çatlağa sızması gibi. Sert sorgu değil — ince dikkat. Söylediğimle niyetim arasındaki en küçük çatlak bile Latîf bakış altında görünür. Kabaca değil, incelikle ulaşan bir bilgi.
Hardal Defteri
Bir haftalık küçük bir pratik öneriyorum. Yedi gün boyunca, gece yatmadan önce — küçük bir not defterine — üç şey yaz. Her birinin yanına da kendi cümleni eklemeye çalış.
1. Bugün hardal kadar bir iyilik yaptım — gören oldu mu olmadı mı bilmiyorum, ama kayda geçti:
2. Bugün hardal kadar bir niyet sızdı içime — kıskançlık, kibir, gösteriş — onu da gördüm:
3. Bugün hardal kadar bir şey için şükrettim — küçücüktü ama tartıda vardı:
Bir hafta sonra geri dön ve sayfalara bak. Ne büyür, ne küçülür — gör. Bu üç satır, Habîr'in altında oturmuş bir hayatın günlüğünü tutturur.
Bir yıl sonra dönüp baktığında —
kendi kalbinin haritasını görürsün.
Bugünden itibaren
Görünmek için didinmek baskısından biraz da olsa kurtulacağım. Çünkü zaten görülüyorum. Habîr altta her zaman işliyor. Bunu bilmek yorgunluğumu azaltıyor.
Hardal kadar olanı küçümsemeyeceğim. Ne kendi yaptığım küçük iyiliği, ne içime sızan küçük kibri, ne de başkasının attığı küçük adımı. Hepsi tartıda.
Sahram var — dokunmuyorum. Ama orada olduğunu biliyorum. Bu bilgi bana derinlik veriyor.
Bu hafta, görünmeyen tutarlılığım için bir adım atacağım. O adım şu olacak:
Hardal kadar olan da tartılır.
Sahra içindeki de bilinir.
Bir Latîf bakış var,
kayanın gözeneklerinden geçer.
Görünmek için didinmiyorum —
görüldüğüm için sakinim.
Habîr'in altında oturuyorum.
Eğitim ve duyurulardan haberdar olmak için
Kerime Ergin Akademi'nin yeni atölye, eğitim ve seminer duyurularını ilk siz öğrenmek isterseniz WhatsApp hattımızdan bize yazabilirsiniz.