Koçluk, yıllar içinde Batı'da geliştirilen ve dünya geneline yayılan bir gelişim disiplinidir. International Coach Federation (ICF) gibi kuruluşlar onun standartlarını belirlemiş, profesyonel sertifikasyonlar oluşturmuştur. Ama acaba bu "modern" disiplinin köklerinde gerçekten yeni bir şey mi var?
İlahiyat altyapısı olan biri olarak, koçluk pratiğine yıllar boyu girdikçe şunu fark ettim: Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz'in (sav) sünneti, modern koçluk becerilerinin neredeyse hepsini içeren bir hazinedir. Aktif dinleme, güçlü sorular sorma, perspektif sunma, hedef belirleme, içsel motivasyon — hepsi onlarca asır önce vahyedilmiş bir rehberin ve uygulamalı bir hayatın içinde mevcut.
Bu rehberin amacı: Modern koçluk yetkinliklerini, Kur'an-ı Kerim ve sünnet ışığında okumak. Koçluğun ne olduğunu yeniden keşfetmek, kendi geleneğimizin bilgeliğinden besleyerek pratiğimizi derinleştirmek.
Bu rehberde yapmadığımız şeyler: Kur'an'ı bir "self-help kitabı"na indirgemiyoruz. Ayetleri bağlamından kopararak yorumlamıyoruz. Manevi rehberliği koçlukla karıştırmıyoruz. Modern psikoloji terimlerini ayetlere zorla giydirmiyoruz.
Yaptığımız: Modern koçluk yetkinliklerini öğrenmiş bir profesyonel olarak, Kur'an-ı Kerim'i ve sünneti okuduğumuzda dikkatimizi çeken paralellikler üzerinde tefekkür ediyoruz. Sahabe-i Kiram'a (Allah onlardan razı olsun) Peygamber Efendimiz'in (sav) gösterdiği yaklaşımdan, koçluk pratiğimize ışık tutuyoruz.
Bu rehberi ICF'in 8 Temel Koçluk Yetkinliği üzerine kurguladık. Her yetkinlik için:
Bu rehberdeki ayet mealleri Diyanet İşleri Başkanlığı meali esas alınarak verilmiştir. Hadisler için kaynak belirtilmiştir. Tefsir ve hadis-i şerif yorumları için Diyanet kaynaklarına ve güvenilir alimlere başvurmanız tavsiye edilir.
Modern koçluğun temelinde "etik" vardır. ICF, koçluk pratiğinin gizliliğini, profesyonel sınırlarını, danışanın özerkliğini ve mesleki saygıyı net kurallarla belirlemiştir.
İslam, çok daha geniş bir etik çerçeve sunar: İhsan. Allah'ı görür gibi yaşamak. Yaptığın işin tek tek her ayrıntısının görüldüğünü bilerek davranmak. Bir koç için ihsan, danışanına Allah'ın huzurunda emanet edilmiş bir kişi gibi bakmaktır.
Koçluğun etik temeli, bir takım kurallardan ibaret değildir. Allah'ı görür gibi (ihsan üzere) çalışmaktır. Bu bilinç, kuralların ötesinde bir samimiyet ve sorumluluk getirir.
İhsan, yaptığın işi en güzel şekilde, gönülden, ölçülü yapmaktır. Bir koç için bu, hazırlık yapmadan seansa gelmemek, danışanını yargılamamak, her sözünü tartmak, gerektiğinde kendi sınırlarını kabul etmektir.
Bir danışan sana geldiğinde sana bir emanet bırakmaktadır: hikayesini, duygularını, zaafını, umudunu. Bu emanete layık olmak — gizliliğine sahip çıkmak, yargılamadan dinlemek, çıkar gözetmeden hizmet etmek — koçluğun en temel ahlakıdır.
İyi bir koç, kendisinin de bir yolcu olduğunu bilir. "Her şeyi bildiğim" iddiasıyla değil, "bu yolculukta yanında olabilirim" alçakgönüllülüğüyle çalışır. Danışanı yargılamak ya da küçümsemek koçluğun ruhuyla bağdaşmaz.
Ayet temelli koçluk yapan profesyoneller için en kritik sınır budur:
| Koçluk Alanı | Manevi Rehberlik / Müftülük Alanı |
|---|---|
| "Hayatında bu durumla nasıl ilerlemek istersin?" | "Bu durumda dini olarak ne yapmalıyım?" |
| Danışanın kendi çözümünü bulmasına eşlik | Dini hüküm bildirme |
| Ayetlerin manası üzerinde danışanın tefekkürünü açma | Ayet tefsiri yapma, fıkhi karar verme |
| "Allah'a güven duygunu nasıl güçlendirirsin?" | "Bu durumda namaz, oruç vb. ile ilgili ne yapmalısın?" |
Bir koç olarak fıkhi hüküm veremezsiniz. Ayet tefsir edemezsiniz. Danışan dini bir soru sorduğunda, onu uzmanına (Diyanet, müftülük, ehl-i ilim) yönlendirmek profesyonelliğin ve dini hassasiyetin gereğidir.
Her seans öncesi kendine sor:
ICF'in temel yetkinliklerinden biri "Koçluk Anlaşması Oluşturma"dır. Danışanla net bir anlaşma yapmak, seansın hedeflerini belirlemek, beklentileri konuşmak. İslami perspektiften bu, niyet kavramıyla çok güçlü bir bağ kurar.
Bir koçluk seansının başında "neye niyet ediyoruz?" sorusunu sormak, modern koçlukta "koçluk anlaşması", İslami terminolojide ise "niyet" kavramıdır. İkisi de aynı gerçeği vurgular: niyet, sonucu belirler.
Niyet, sadece "ne yapmak istiyorum?" değil, "kim için, neden yapıyorum?" sorularını da içerir. Bir koçluk seansının başında danışanla bu derinliği konuşmak, seansa anlam katar.
"Bugün hangi konuyu konuşmak istersin?" — Klasik koçluk sorusu, neye odaklanacağımızı belirler.
"Bu konuyu çözmek senin için ne anlama geliyor? Hayatında neyi açar?" — Konunun gerçek anlamını ortaya çıkarır.
"Bu değişim, sana bahşedilen hayatı en güzel şekilde yaşamana nasıl yardım eder?" — İslami perspektifte, hayatın da bir emanet olduğunu hatırlatır.
Bir koçluk seansını şu niyet ifadesiyle başlatabilirsiniz (sessizce ya da danışan müsaitse beraberce):
Bu, dini bir ritüel değil — yapılan işe anlam ve sorumluluk katan bir bilinç pratiğidir. Danışanın inancına göre uyarlanabilir veya sessizce yapılabilir.
İlk seansta danışanla şu konularda netlik:
ICF'in 4. temel yetkinliği "Güven ve Güvenli Alan Yaratma"dır. Danışanın açılabilmesi, kendini değil göstermesi, savunmasız olabilmesi için bir güvenli alan yaratılmalıdır.
Peygamber Efendimiz (sav) bu konuda eşsiz bir örnektir. İnsanların ona açılması, dertlerini dökmesi, hatalarını itiraf etmesi — onun yarattığı güvenli alanın eseridir.
Bu ayet, Uhud savaşı sonrasında Peygamber'e (sav) yöneltilmiş, ümmetinin onun yumuşaklığı sayesinde bir arada kaldığını vurgular. Yumuşaklık ve şefkat, koçlukta güveni inşa eden ana harçtır.
Bir danışan size ne kadar zor bir durum anlatırsa anlatsın, ilk tepkiniz yumuşak olmalı. Sertlik, yargı, alaycılık — hepsi güveni anında yıkar.
Danışanınız anlattığı hiçbir şey, hiçbir yerde, hiçbir şekilde, kimseyle paylaşılamaz. Adı verilmeden bile vaka anlatımları ahlaki sorunludur. Gizlilik, koçluğun en kutsal kuralıdır.
Danışan bir hikaye anlatırken, hızlı yargılara varmak hem yanlış hem zararlıdır. Sadece gördüklerine dayanarak değil, anlama çabası ile yaklaşın. "Niye böyle yaptın?" yerine "Bu seni neye götürdü?"
Danışan zor bir konu anlatırken, ona şefkatle yaklaşmak — onu rahatlatmak değil, anladığını göstermektir. "Çok zormuş, anlıyorum" demek; gözlerinizle, sesinizle, oturuşunuzla şefkat yaymak.
Danışanınız hata yapmış olduğunu söylediğinde, ona "yenilenme" alanı açın. Yargılamak yerine, "Şimdi nasıl ilerlemek istersin?" sorusunu sorun. İslam'da kapısı her zaman açık olan tövbe gibi — koçlukta da hata değil, geleceğe odak vardır.
Her seans öncesi bu 5 noktayı zihninde gözden geçir:
ICF'in 5. yetkinliği "Tam Hazır Bulunuş"tur. Bir koçun seansta bedeniyle, zihniyle, kalbiyle tamamen orada olması — telefonu, gündemi, kendi kaygılarını bırakıp danışanına %100 odaklanması.
Bu durum, Kur'an'ın bahsettiği "huzur" ve "mutmainne" hallerine çok yakındır. Allah'ı anan kalbin huzura kavuşması — bir koç olarak bu hali yaşamak, danışana da yansır.
Tam hazır bulunuş, sadece "şu anda olmak" değil; huzurlu bir kalple orada olmaktır. Kaygılı, dağınık, kendi içinde olmayan bir koçun varlığı, danışana huzur veremez.
Seans başlamadan 2 dakika önce, kendi nefesini düzenle. Bilinçli, derin nefes; kendi merkezine geri dönüş.
Nefes, Allah'ın insana üflediği ruhun bedensel ifadesidir. Bilinçli nefes alarak kendi varlığına geri dönmek, manevi açıdan da anlamlıdır.
Seansa başlamadan kısa bir zikr veya tefekkür anı. 3 kez "Bismillahirrahmanirrahim" demek bile yeterli olabilir. Bu, koçun ve danışanın "şu ana" geri dönmesini sağlar.
Telefonu sessize al. Bilgisayar bildirimlerini kapat. Saat hariç bütün dikkat dağıtıcıları uzaklaştır. Seans saati, bu seansa tahsis edilmiş bir vakittir.
"Zikr" sadece tesbih değil — anı fark etmek, hatırlamak, varlığı yaşamaktır. Telefondan koparken bile zikir halinde olabilirsin.
Koçun tam orada olmasını engelleyen şeyler:
| Engel | Çözüm |
|---|---|
| Kendi sorunlarını taşıma | Seans öncesi 2 dakika "boşaltma" pratiği |
| Sonraki seansı düşünme | Bir seans bitince 5 dakika "temizleme" molası |
| Danışana çözüm sunma kaygısı | "Burada cevap vermek için değil, sormak için varım" hatırlatması |
| Yorgunluk | Günde 3'ten fazla seans almama disiplini |
| Fiziksel açlık/susuzluk | Seans öncesi bedensel ihtiyaçları karşılamak |
ICF'in 6. yetkinliği "Aktif Dinleme"dir. Bu sadece sözleri duymak değil; danışanın anlattığının arkasındakini anlamak. Duygularını, niyetlerini, kaygılarını, umutlarını işitmek.
Kur'an-ı Kerim, dinlemeye çok büyük önem verir. "Sami'" (işiten) Allah'ın isimlerinden biridir. Allah, sadece sözleri değil, kalplerden geçenleri de işitir. Bir koç olarak bizden istenen de, sözlerin ötesini işitmektir.
Kelimelerin yüzeysel anlamını anlamak. "Kocamla anlaşamıyoruz" → "evlilik sorunu var" deyip geçmek.
Bu yetersizdir. Burada gerçek sorun anlaşılmaz.
Sözlerin altındaki duyguyu fark etmek. "Kocamla anlaşamıyoruz" → ses tonundaki yorgunluk, gözlerdeki üzüntü, omuzlardaki çöküş.
Burada koç "Yorgun görünüyorsun" gibi bir duygu yansıtması yapabilir.
Söylenenleri danışanın hayat bağlamında anlamak. "Kocamla anlaşamıyoruz" — ne zamandır? hangi konularda? başka sorunlarla bağlantısı var mı?
Burada koç sorular sorarak bağlamı genişletir.
Danışanın asıl ne istediğini anlamak. "Kocamla anlaşamıyoruz" diyen biri belki "yalnız hissediyorum, bağ kurmak istiyorum" diyor. Belki "kendi kararlarımı verme alanına ihtiyacım var" diyor. Belki "evliliği bitirmek istiyorum ama söyleyemiyorum" diyor.
Bu en derin dinleme seviyesidir. Burada Allah'ın bahşettiği basiret ve ferâset devreye girer.
Danışan konuştuktan sonra en az 3-5 saniye sessizlik tut. Hemen cevap verme. O sessizlikte hem o ne dediğini sindirir, hem sen daha derin bir cevap düşünebilirsin.
Danışanın son söylediği şeyin özünü kendi kelimelerinle geri ver:
Bu, danışana "gerçekten dinleniyorum" hissi verir.
Danışan neyi söylemiyor? Hangi konuya hiç değinmiyor? Hangi kişinin adını anmıyor? Bu boşluklar genellikle en önemli bilgilerdir.
Bir insanı gerçekten dinlemek, ona hayat vermektir. "Beni gören, duyan biri var" hissi, bazı kişiler için yıllardır beklenen bir nimettir.
Koçluk, danışanın kendi sözünün en güzelini bulmasına yardım etmektir. Yani onu dinleyerek, onun kendini dinlemesine eşlik etmek.
ICF'in 7. yetkinliği "Güçlü Soru Sorma"dır. Bir koçun temel aracı sorulardır — danışana cevap vermek değil, ona kendi cevabını bulmasına yardım edecek sorular sormak.
Kur'an-ı Kerim'in en dikkat çekici özelliklerinden biri, insanları sürekli soru sormaya, tefekkür etmeye davet etmesidir. "Düşünmüyor musunuz?", "Akıl etmiyor musunuz?", "İbret almaz mısınız?" — bu sorular Kur'an'ın her sayfasında karşımıza çıkar.
Kur'an'ın metodu, insanı yargılamak değil, ona düşündürmektir. Allah, kullarına emir verirken bile çoğu zaman önce bir soru sorar. Bu, koçluğun da temel yöntemidir: yargılamak değil, düşündürmek.
"Mutlu musun?" değil, "Mutluluk senin için ne ifade ediyor?" Evet/hayır cevabıyla biten sorular dialog kapatır.
Cevap verme kolay olmayan, danışanı durdurup düşündüren sorular. "Bu konu senin için niye bu kadar önemli?" gibi.
"Niye hala yapamadın?" değil, "Bu konuda ilerlemeni zorlayan ne?" Soru içine yargı sızdığında, danışan savunmaya geçer.
Koç, "ben zaten cevabı biliyorum" düşüncesiyle soru sormaz. Gerçekten merak ettiği için sorar. Bu samimiyet danışana yansır.
Kur'an'da geçen bazı güçlü sorular ve onların koçluğa uyarlanması:
Koçluğa uyarlama: "Hayatının senin bir amacı olduğunu düşünüyor musun? O amaç ne olabilir?"
Koçluğa uyarlama: "Şu an hayatında 'her zaman var sanıyorum' deyip değerini bilmediğin neler var?"
Koçluğa uyarlama: "Hayatına verdiğin anlamı nasıl yaşıyorsun?"
Soru: "Hayatının senin için anlamı ne?"
Ayet bağlamı: "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zâriyât 56)
Soru: "Bu zorlu süreçte sana güç veren ne?"
Ayet bağlamı: "Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara 153)
Soru: "Üzerine düşeni yaptıktan sonra, sonucuyla nasıl bir ilişki kuruyorsun?"
Ayet bağlamı: "Kararını verdiğin zaman Allah'a tevekkül et." (Âl-i İmrân 159)
Soru: "Şu an sahip olduğun ama belki değerini bilmediğin ne var?"
Ayet bağlamı: "Eğer şükrederseniz size daha fazlasını veririm." (İbrahim 7)
Soru: "Geçmişine takılı kaldığın bir konu var mı? Onu bırakmaya hazır mısın?"
Ayet bağlamı: "Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin." (Zümer 53)
Soru: "Bu kararını kim için, ne için veriyorsun?"
Ayet bağlamı: "Ameller niyetlere göredir." (Hadis-i şerif)
Soru: "Hangi 'evet'in aslında 'hayır' olmalıydı?"
Ayet bağlamı: "Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez." (Bakara 286)
Soru: "Bu işi en güzel şekilde yapmak için ne gerekiyor?"
Ayet bağlamı: "Allah ihsanı emreder." (Nahl 90)
Soru: "Bu yolculukta hangi rehbere ihtiyacın var?"
Ayet bağlamı: "Bizi doğru yola ilet." (Fâtiha 6)
Soru: "Hayatının sonunda kendine ne söylemek istersin?"
Ayet bağlamı: "Her nefis ölümü tadıcıdır." (Âl-i İmrân 185)
ICF'in 8. yetkinliği "Farkındalık Yaratma"dır. Koç, danışanın kendi gerçeğini görmesine yardım eder. Danışana cevap vermek değil, gözünün önünde durup da görmediği şeyleri ona göstermek.
Kur'an-ı Kerim'de "basîret" kavramı bunu çok güzel ifade eder. Basîret, sadece gözle değil, kalp ve akıl ile görmektir. Görünenin ardındakini anlamak.
Çoğu insan, gözüyle gördüğünü zanneder ama aslında basîretiyle görmesi gereken şeyleri kaçırır. Koçun işi, danışanın basîretini açmaktır.
Danışan bir konuda "şunu istiyorum" der, ama davranışları tam tersini gösterir. Bunu nazikçe aynayla göstermek:
"Bir yandan kilo vermek istediğini söylüyorsun, bir yandan akşam yemeklerine gitmeyi reddedemiyorsun. Bu ikisi arasında ne var?"
Danışanın yıllardır tekrarladığı bir kalıbı fark edip ona göstermek:
"Üç ayrı ilişkide aynı şey olmuş gibi anlatıyorsun. Bu seninle ilgili sana ne söylüyor?"
Aynı olayı farklı bir bakış açısıyla sunmak:
"Sen buna 'başarısızlık' diyorsun. Aslında 'denedin, oldu olmadı, öğrendin' de denebilir. Hangisi daha doğru sence?"
Danışanın durumuna uygun bir ayet meali sun, üzerine düşünmesini iste:
"Şu ayet aklıma geldi: 'Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır.' (İnşirah 5) Sen bu ayetle ne ilişki kurarsın şu an?"
NOT: Ayet tefsiri yapmıyorsun — sadece danışanın o ayetle ne kuracağını sormaya davet ediyorsun.
"Eğer sabah uyandığında problemin çözülmüş olsaydı, ilk fark edeceğin ne olurdu?" Bu klasik koçluk sorusu, danışanın hayal etme kapasitesini açar. İslami açıdan bu hayal etmek, "ümit beslemek"tir — Allah'ın rahmetine güvenmek.
Kur'an, sürekli tefekkür davetidir. Koçun da işi, danışanı kendi hayatı üzerine tefekküre davet etmektir.
Bu anları yakaladığında ona dur ve göster:
Koçluğun son aşaması — farkındalık aksiyon olmadan tam değildir. Danışan kendi gerçeğini gördükten sonra, harekete geçmesi için onun iradesini ve azmini destekleyen bir koç olmak.
İslami perspektifte bu, "azim" ve "tevekkül" dengesidir. Üzerine düşeni yap, sonra Allah'a tevekkül et.
Dikkat — ayet ne diyor? "Karar verdiğin zaman." Yani önce karar veriyorsun, üzerine düşeni yapıyorsun, sonra Allah'a güveniyorsun. Tevekkül, hareketsizlik değildir.
Bu hadis, koçluğun da özüdür: Önce sebep, sonra teslimiyet. Önce harekete geçmek, sonra sonuçtaki kontrol edemediklerimizi Allah'a bırakmak. Bu denge, sağlıklı bir aksiyon planının temelidir.
"Daha sabırlı olacağım" değil, "Bu hafta, eşim bir şey söylediğinde 3 saniye duracak, sonra cevap vereceğim." Spesifik aksiyonlar gerçekleşir.
Büyük değişimler, küçük adımların birikiminden doğar. "Bu hafta 1 saatlik yürüyüş", "Bu ay her gün spor"dan daha gerçekçi ve sürdürülebilir.
"Ne zaman?" sorusu ihmal edilirse aksiyon gerçekleşmez. "Pazartesi sabah 7'de" demek, "yakında" demekten çok daha güçlüdür.
Danışan aksiyon planını yapar, koç onu sorumlu tutar. Bir sonraki seansta "Bunu yaptın mı, ne oldu?" diye sormak. Yargılamadan, ama net.
Danışanlarınızla bu dengeyi açıkça konuşun. İslami danışanlar için bu çok değerlidir, çünkü hem işlevsel hem manevi bir çerçeve sunar:
| Sebebe Sarılma (Aksiyon) | Sonuca Teslim Olma (Tevekkül) |
|---|---|
| İş başvurusu yapmak | Hangi işin alacağını Allah bilir |
| Doğru beslenmek, spor yapmak | Sağlık her zaman elimizde değildir |
| İlişkide doğru iletişim kurmak | Karşıdakini değiştiremezsin |
| İçeriğini doğru sunmak | Hangi müşterinin geleceğine sen karar veremezsin |
Danışanlarınız aksiyonlarını yaptıktan sonra şu duayla teslim olmayı önerebilirsiniz:
Peygamber Efendimiz (sav), İslam alimlerinin de belirttiği üzere, sahabe-i kiramı eğitmek ve onları gelişime davet etmekte eşsiz bir rehberdi. Onun yöntemlerine bakıldığında, modern koçluğun pek çok temel taşının orada görüldüğü fark edilir.
Bu bölümde, Peygamber Efendimiz'in (sav) gösterdiği koçluk benzeri yaklaşımlardan beş tanesini inceleyeceğiz.
Burada Peygamber'i (sav) "bir koç" olarak indirgemiyoruz — o, kıyamete kadar gelecek tüm insanlığın peygamberidir. Sadece onun rehberlik yöntemlerinden, bizim koçluk pratiğimizde alacağımız ahlaki ve metodolojik dersler üzerine düşünüyoruz.
Peygamber (sav) Hz. Muaz'ı Yemen'e vali olarak gönderirken sordu:
Koçluk dersi: Peygamber (sav) Muaz'a cevap vermedi. Ona soru sordu — onun kendi içinden cevabı bulmasını istedi. Bu bir koçluk anıdır: cevap vermek değil, soru sorarak danışanın kendi bilgeliğine ulaşmasını sağlamak.
Bir genç adam Peygamber'e (sav) gelerek "Yâ Resulallah, bana zina için izin ver" dedi. Sahabe ona sertçe çıkıştı. Ama Peygamber (sav) sabırla şöyle yaklaştı:
Sonra Peygamber (sav) elini gencin göğsüne koyup dua etti. Genç adam çıkarken artık zinaya karşı tiksinti duyuyordu.
Koçluk dersi: Peygamber (sav) genci yargılamadı, ona vaaz vermedi. Onu kendi içsel bilgeliğine götürdü — başkalarına olmasını istemediği şeyi kendine de istememesi gerektiğine. Sorularla farkındalık yarattı.
Bir adam, hizmetçi olan cariyesini özgürleştirmek isterken Peygamber'e (sav) götürdü. Peygamber (sav) cariyeye sordu:
Koçluk dersi: Peygamber (sav) doğrudan "Bu kadın mümin midir?" diye onay sormadı. İki güçlü açık uçlu soru ile kişinin imanının özünü tespit etti. Bu, koçluk soru sorma sanatının zarif bir örneğidir.
Sahabeden bir kadın, kocasının sözlerini Peygamber'e (sav) anlatıyordu. Peygamber (sav) onu dinlerken, Hz. Aişe (r.a.) şöyle anlatır:
Koçluk dersi: Tam hazır bulunuş. Peygamber (sav) o kadına o kadar yakın eğildi ki, yanındaki bile duyamıyordu. Bu, bir koçun danışanına gösterebileceği en güzel saygıdır — kendine ait bütün dünyayı bırakıp, onun dünyasına tamamen girmek.
Peygamber (sav) her sahabeyi ismiyle tanırdı. Hangisinin neyi sevdiğini, neyi sevmediğini, hangisinin ne konuda yetenekli olduğunu bilirdi.
Hz. Ömer'e (r.a.) sertçe konuşurken, Hz. Ebu Bekir'e (r.a.) yumuşaklıkla; Hz. Hâlid b. Velîd'i (r.a.) "Allah'ın kılıcı" diye onurlandırırken, çocuklara saygıyla yaklaşırdı.
Koçluk dersi: Her danışan biriciktir. Her birine aynı şablonu uygulamak yanlıştır. Koç, her danışanın kendine özgü yaklaşım gerektirdiğini bilmelidir.
Buraya kadar prensipleri inceledik. Şimdi bunları bir seansta nasıl kullanacağımıza bakalım. Ayet temelli koçluk seansı için önerilen yapı:
• Selam ve hâl hatır
• Kısa bir nefes / merkezleme
• Niyet duası (sessiz veya açık)
• "Bu seansta hangi konuyu konuşmak istersin?" sorusu
• "Bunu konuşmak senin için neden önemli?" derinleştirme
• Aktif dinleme
• Açık uçlu sorular
• Duygu yansıtma
• Bağlamı genişleten sorular
• Söylenmeyeni de fark etme
• Çelişkileri nazikçe gösterme
• Kalıpları adlandırma
• Yeniden çerçeveleme
• Uygunsa, durumla ilgili bir ayet hatırlatma:
"Şu ayet aklıma geldi: '...'. Sen bu ayetle ne ilişki kurarsın?"
• Danışanın kendi yorumunu açma (tefsir yapma!)
• "Bu hafta hangi tek bir adımı atmaya hazırsın?"
• Spesifik, küçük, zamanlanmış
• "Hangi engeller olabilir?"
• "Yapamazsan ne yapacaksın?" (sağlam plan)
• "Üzerine düşeni yaptıktan sonra sonuca nasıl yaklaşacaksın?" (tevekkül)
• "Bu seansı senin için en değerli olan ne oldu?"
• Aksiyon planı özeti
• "Bir sonraki seansa kadar kendine ne söylemek istersin?"
• Hayırlı dileklerle veda
Ayet temelli koçluk yaparken, şu sınırları her zaman hatırla:
Senin yaptığın şey: Modern koçluk yöntemleriyle bir profesyonel olarak çalışmak; ama bu çalışmaya kendi inanç kültürünün hassasiyetlerini ve değerlerini katmak. Bu yolla, İslami değerleri olan insanlara şirk endişesi taşımadan bir gelişim yolculuğu sunuyorsun.
Bu rehberi seninle paylaşırken, dileğim şu: Sen ve danışanların, bu yolculukta Allah'ın rızasına ulaşan, hayırlı, bereketli bir gelişim yaşayasınız.
"Kalbim açık, kulağım kalp kulağı,
Sözüm hayır, niyetim ihsan üzere,
Allah'ın rızası, bu yolculuğumun rehberi olsun."
KERİME ERGİN AKADEMİ
Ayet Temelli Koçluk Eğitimleri