Bu sözleşme, insanın ruhlar alemindeki (Bela!) ahitleşmesiyle başlamış, dünya hayatıyla yürürlüğe girmiştir.
Gençlerimiz dini genellikle sadece bir "duygu" veya "kültürel miras" olarak gördükleri için, işin hukukî ve akdî (sözleşmeye dayalı) tarafını unutuyorlar.
Eğer Kur'an bir sözleşmeyse, her ayet bir maddedir. "Gıybet etme" bir maddedir, "Adil ol" bir maddedir, "Oku" ilk maddedir.
Her sözleşmenin bir müeyyidesi (yaptırımı) olduğu gibi, bu sözleşmenin de dünya ve ahirette karşılıkları vardır.
Gençlere şunu fark ettirmeliyiz: Kur'an'ı eline aldığında bir "hikaye kitabı" değil, senin hayatını, huzurunu ve istikbalini bağlayan bir "ahitleşme metni" tutuyorsun.
Bu sözleşmeye sadakat, insanın içindeki "kul" cevherini, ahiretin "mücevherine" dönüştüren yegane yoldur.
Sorum şu: Bugün Allah ile aranızdaki bu kulluk sözleşmesini elinize alsanız; en çok hangi maddede zorlandığınızı görürsünüz?
O maddeyi ihlal etmek mi sizi yoruyor, yoksa onu yerine getirmenin getireceği "özgürlükten" mi korkuyorsunuz?