Bir insan oturuyor karşımızda. İçinde bir cevheri var ama kendisi henüz görmüyor.
Biz koç olarak ne öğreteceğiz, ne çözeceğiz, ne tedavi edeceğiz. Sadece bir ayna tutacağız — onun zaten bildiğini, kendisine yeniden hatırlatacak bir ayna. İşte koçluk bu kadar sade ve bu kadar derin bir iştir.
Koçluğun ne olduğunu anlamak için önce ne olmadığını anlamak gerekir. Çünkü koçluk; öğretmek değildir, danışmanlık değildir, terapi değildir, akıl vermek hiç değildir. Koçluk; danışanın kendi cevabına kendi yolculuğuyla varmasını kolaylaştıran refakat sanatıdır.
Bu sanatın iki ana kaynağı vardır: biri Batı'da kurumsallaşmış modern koçluk geleneği, diğeri de bizim kendi medeniyet havzamızdan beslediğimiz, insana fıtratını hatırlatan kadim bilgi.
Sokrates'ten ICF'e — iki bin beş yüz yıllık bir damar.
Modern koçluk dediğimiz şey, aslında iki bin beş yüz yıl öncesine kadar uzanan bir damardan beslenir. Sokrates'in Atina sokaklarında yaptığı şey neydi? Karşısındaki gence cevap vermek değil, onu kendi cevabına soru sorarak götürmek. Sokrates buna maieutik diyordu — ebelik. Çünkü ona göre bilgi öğretilmez; doğurtulur.
Bu fikir yüzyıllarca filozofların ve eğitimcilerin ilgisini çekti ama profesyonel bir meslek olarak şekillenmesi yirminci yüzyıla kalacaktı. Aşağıdaki ekoller, bugün ICF standartlarına kadar uzanan damarın ana kaynaklarıdır.
Bilgi öğretilmez, doğurtulur. Doğru soru, cevabın kendisini kişide açığa çıkarır. Koçluğun en eski ve en sade tanımı buradan gelir: ben sana bir şey öğretmiyorum, sen zaten biliyorsun, ben sadece sana hatırlatıyorum.
Her insanda kendini gerçekleştirme eğilimi vardır. Koşulsuz olumlu kabul, empati ve içtenlik sağlandığında bu eğilim açığa çıkar. Koçun varlığı şart, müdahalesi gereksizdir.
"Performans = Potansiyel — İç Engeller." Gallwey, sporcuların asıl rakibinin karşıdaki değil, kendi zihinleri olduğunu gösterdi. Performansı serbest bırakmak için içerideki müdahaleyi azaltmak gerek.
Modern koçluğun ilk kitabı sayılır.
Goal · Reality · Options · Will. Hedef, gerçeklik, seçenekler, irade. Koçluğun en yaygın seans çatısı. Whitmore, Gallwey'in fikrini iş dünyasına taşıdı ve performans koçluğunu kurdu.
Finansal danışmanlıktan koçluğa geçti. Yaşam koçluğu kavramının babası. Coach U ve ICF'in kuruluşunda merkezî rol oynadı. Koçluğu ayrı bir meslek olarak konumlandıran isim.
Kaynakları kişinin kendisinde aramayı, dolaylı dilde gücü, hikâyenin dönüştürücülüğünü gösterdi. NLP koçluğunun ve çözüm odaklı yaklaşımların kaynağı.
"Problemden çok çözüm hakkında konuşun." Geçmişin sebeplerine değil, geleceğin tasarımına odaklanan kısa süreli yaklaşım. Bugün koçluk seanslarının iskeleti büyük ölçüde buradan gelir.
İnsan eksik değildir, sadece kendisinden uzaklaşmıştır.
Koç onun yerine düşünmez, onun kendi düşüncesine geri dönmesini kolaylaştırır.
İnsana yeni bir şey eklemek değil — ona zaten içinde olanı hatırlatmak.
Kur'ân, insanı "boş bir levha" olarak tanımlamaz. Tam tersine: insanın içine zaten yerleştirilmiş bir fıtrat vardır — yani aslî bir yön, aslî bir meyil. İnsan bu fıtrattan uzaklaştığında huzursuzlanır; ona yaklaştığında huzura kavuşur. Bu yüzden Kur'ânî perspektifte yapılan iş, insana yeni bir şey eklemek değildir; ona zaten içinde olanı hatırlatmaktır.
İşte burası, modern koçluğun "potansiyel" dediği şeyle Kur'ânî bilginin "fıtrat" dediği şeyin örtüştüğü yerdir. İkisi de der ki: cevap dışarıda değil, içeride. Ama Kur'ânî perspektif bir adım daha ileri gider — bu içerideki cevabın kaynağını da işaret eder.
Bu ayet, koçun duruşunu tek bir cümlede özetler.
Sen öğretici değilsin — hatırlatıcısın. Sen kontrol eden değilsin — refakat edensin. Karşındaki insanın iradesi onun kendisinindir. Sen sadece o iradenin önündeki perdeyi kaldırmasına yardım edersin.
Ayet temelli koçluk üç ana kavram üzerine kuruludur. Bu üç kavram, modern koçluğun "soru sorma, dinleme, varlık gösterme" yetkinliklerinin Kur'ânî dildeki karşılıklarıdır.
Modern koçluğun yetkinliklerinin Kur'ânî dildeki karşılıkları.
Hatırlatma. Bilgiyi dışarıdan vermek değil, kişide zaten olanı uyandırmak. Koçun temel eylemi öğretmek değil, hatırlatmaktır. Soru sormak, ayna tutmak, sessizlik kurmak — hepsi tezkîrin araçlarıdır.
Şahit olmak. Koçluk en derin haliyle şahitlik etmektir. Karşımızdaki insanın yolculuğuna, dönüşümüne, susuşuna ve doğuşuna şahit olmak. Müdahale etmeden, yargılamadan, tam orada bulunarak.
Özde olan. Her insanın içinde, henüz görünmemiş ama mevcut olan değer. Koç bu cevheri yaratmaz; onu örten tozu kaldırmaya yardım eder. Cevherden mücevhere — işte bizim metodumuzun tam adı.
Tezkîr eylemdir — soru sormak, hatırlatmak.
Şehâdet ise duruştur — orada olmak, görmek, şahit olmak.
Cevher ise nesnedir — neye yönelik çalışıldığı.
"Sen öğüt ver, sen ancak bir hatırlatıcısın" ayeti peygamberlerin görevini tarif eder. Peygamberlerin görevi de insana yeni bir şey getirmek değil, onun zaten fıtratında olanı hatırlatmaktır. Koç peygamber değildir; ancak hatırlatıcı olma duruşu aynı kaynaktan beslenir.