Kur’an’daki kıssaların ilk gayesi, bugünün insanına bir ayna tutmaktır. Geçmişteki bir peygamberin veya bir topluluğun yaşadığı imtihan, aslında bugün sizin yaşadığınız çatışmanın bir benzeridir.
Bir kuyuya atılma hikayesi değil; sabrın, iffetin ve sadakatin neticesinde gelen "iktidar" ve "af" hikayesidir.
Firavunvari güçlerin karşısında Musa'nın (as) zayıflıktan nasıl bir güç devşirdiğinin, yani "mazlumun ihyası" projesidir.
Kıssalar, Allah’ın kâinata koyduğu sosyal ve ruhsal yasaların (Sünnetullah) nasıl işlediğini gösterir.
Kibirli bir gücün (Ebrehe), hiç beklenmedik bir yerden (Ebabil) gelen müdahaleyle nasıl darmadağın edildiğini anlatarak; "Zulüm ebedi değildir" yasasını ilan eder.
Biz eğitimciler ve koçlar için kıssalar, en güçlü "vaka analizi" araçlarıdır.
Danışanınıza doğrudan "Hata yapıyorsun" demek yerine, benzer bir durumu yaşayan bir peygamberin kıssasını anlatmak; onun savunma mekanizmalarını aşmasını sağlar.
"Bak, İbrahim (as) ateşe atıldığında da teslimiyet vardı; Yusuf (as) zindandayken de ümit vardı." Bu örnekler, danışanın dayanıklılık katsayısını artırır.
Kur'an neden geçmişi anlatır?
| Gaye | Açıklama |
|---|---|
| Tesbit ve Teselli | Peygamber Efendimiz’in (sav) ve müminlerin kalbini yatıştırmak, "Yalnız değilsiniz" demek için. |
| İbret ve Tefekkür | Akıl sahiplerinin ders çıkarması için. |
| Hidayet ve Rahmet | Doğru yolu bulmak için yaşayan örnekler sunmak için. |
| Tarihi Hakikat | Geçmişin tozlu rafları arasındaki çarpıtmaları düzeltip, hakikati orijinal haliyle sunmak için. |
Sorum şu: Bugün kendi hayat hikayenize baksanız, hangi Kur’an kıssasının içinden geçiyorsunuz?
Zindanda mısınız, kuyuda mı, yoksa Kızıldeniz’in kıyısında asanızı vurmak üzere mi?