Kalem Sûresi'nin 1400 Yıllık Soruya Cevabı
Çoğu insan bu soruyu sormaz.
Çünkü cevabı rahatsız edici olabilir.
Ama Kalem Sûresi, bu soruyu 1400 yıl önce hem sordu hem de cevapladı. Ve yaptığı şey şaşırtıcıydı:
Güçlü, zengin, saygın isimlerin maskesini tek tek indirdi.Sûrenin 10-16. âyetleri, Mekke'nin ileri gelenlerini tarif eder. Bu insanlar toplumun zirvesindeydi — serveti, gücü, statüsü vardı. Ama Kur'an onlara farklı bir gözle baktı.
Koçluk seanslarında zaman zaman danışanlarıma şu egzersizi yaptırıyorum:
Başkalarının gözündeki profil. Unvan, statü, sosyal konum.
İçeriden bilinen ben. Yalnızken, kimse bakmazken, zor anlarda.
Kalem Sûresi'nin o âyetlerini tersine çevirdiğinde:
Yemin etmesine gerek yoktur. Çünkü sözü zaten güvenilirdir.
Kusur aramaz. İmkân arar.
Laf taşımaz. Köprü kurar.
İyiliği engellemez. Önünü açar.
Çünkü karakterin asıl sınavı, kimsenin bakmadığı andır.
Bu beş işaret statüyle gelmiyor. Unvanla gelmiyor. Servetle gelmiyor. İçeriden inşa ediliyor. Yavaş yavaş. Karar karar.
Kalem Sûresi'nde adı geçen o güçlü isimler bugün kim hatırlıyor? Ama o âyetlerin indiği adam — karakterinden tek adım geri atmayan adam — bugün milyarlarca insan tarafından tanınıyor.
Her biri küçük görünüyor. Her biri makul görünüyor. Her biri "sadece bu sefer" görünüyor. Ama bu küçük tavizler birikirken sen fark etmiyorsun bile. Ve bir gün aynaya bakıyorsun. O listedeki iki sütun arasındaki mesafe, hiç olmadığı kadar büyümüş oluyor.
Hayatının sonunda insanlar senin hakkında ne söyleyecek?
Unvanını mı? Servetini mi? Makamını mı?
Kalem Sûresi'ndeki o isimleri bugün kim hatırlıyor?
"O insan zor anlarda bile kendisi kaldı."
Bu yazı, Kalem Sûresi'nin koçluk psikolojisi perspektifinden incelendiği yazı dizisinin dördüncü bölümüdür. Serinin devamında; Gölge Çalışması · Kolektif Kör Nokta · Geciken Sonuçlara Sabır konuları ele alınacaktır.