"Kendi istediğini" yapar; nefsinin, arzularının ve anlık heveslerinin peşinden gider.
"Kendi istediğini" değil, Rabbi tarafından kendisinden "isteneni" yapar. İradenin devre dışı kalması değil, iradenin en yüce iradeyle (İlahi İrade) uyumlanmasıdır.
Kâinattaki her varlık (yıldızlar, atomlar, hücreler, ağaçlar) Allah’ın koyduğu yasalara kayıtsız şartsız teslim olmuştur.
Onlar fıtraten Müslüman'dır; yani teslimiyet halindedirler. İnsan için İslam; evrendeki bu muazzam koroya, kendi hür iradesiyle katılmasıdır.
İslam kelimesi "silm" kökünden gelir, yani barış ve esenlik. Hakiki huzur, ancak "İsteneni yapmakla" yani teslimiyetle gelir.
Teslimiyet bilinciyle yaşayan Müslümanlar, hem kendileriyle hem de çevreleriyle barışık (selim) birer "emin" liman olurlar.
Sorum şu: Bugün hayatınızda hala "kendi istediğinizi" yapmakta direttiğiniz ve bu yüzden huzursuzluk yaşadığınız o alan neresi?
O alanı "İstenen"e, yani Allah’ın rızasına teslim ederek gerçek esenliğe (İslam’a) kavuşmaya hazır mısınız?