İnşikâk 6 · Kâdih · Kerime Ergin
Tefekkür Notu · 6 Mayıs

Kâdih · Didinen Olmak

Kuran-ı Kerim bana bugün ne diyor? Karşıma çıkan ayet ter dökmenin hakikatini öğretti.

Son zamanlarda Kuran'a daha haşır neşir olmak istiyorum. Bu haşır neşirlik ezberlemek anlamında değil. Her an bağlantı kurmak, Kuran'ı yaşamın içine dahil etmek, Kuran'ın içine girmek ve Kuran'ın benim yaşamımı içine alması. Bu vesileyle Ayet Temelli Koçluk eğitimini açtım.

Öğrenme yolunda olan bir öğrenciyim. Kendi yolumda Kuran'da derinleşirken hem kendime hem de bu yolda yürüyeceklere bir derinlik oluşturmak istiyorum.

Bugün de Kuran-ı Kerim bana ne diyor diye elime alıp baktığımda — karşıma İnşikâk Sûresi 6. âyet çıktı.

İnşikâk kelimesi bana hep bir açılış, görünür olma ifadelerini çağrıştırır.

İnşikâk Sûresi · 6. Âyet
يَا أَيُّهَا الْإِنْسَانُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقِيهِ
"Ey insan! Sen, Allah'ın hayata koyduğu yasa gereğince, Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalayacaksın. Sonunda istesen de istemesen de O'na varacaksın."

Ayet "Ey İnsan!" Diyerek Başlıyor

Ayet "Ey insan!" diyerek başlıyor. "Ey iman edenler", "ey müminler" diyerek başlamıyor — tek bir insana, doğrudan kalbe sesleniyor. Ama bu tekil hitap, herkesi tek tek içine alan bir ifade. Sanki Allah her bir insana ayrı ayrı "sen" diyor. Mesaj evrensel, ama hitap çok yakın, çok kişisel. Derken hemen ardından çok keskin bir şekilde "ilâ rabbike" — yani bir emniyet, eminlik ifadesi koyuyor. Rabbine doğru.

Ayete baktığımda, didinmenin "çalışıp çabalamak" olduğunu gördüm. Çalışıp çabalamak — ama Arapça olarak biraz daha ter dökmek, ayak izleri bırakmak anlamına geliyormuş. Hayvanların dağlarda yürürken bedeniyle bıraktığı izler gibi.

Yolculuk ölene kadar devam edecek. Çünkü bu bir yasa. Sen çalışıp çabalayacaksın, sebat göstereceksin. Sonunda istesen de istemesen de — çalıştıklarını, elde ettiklerini bırakmak istemeyebilirsin. Gönlün, aklın burada bağlı kalabilir. Ama eninde sonunda bunları bırakacak ve O'na varacaksın.

Burada şunu da ifade etmekte fayda var ki yorulmak kötü bir şey değil. Bu bir yasa. Ancak burada çok önemli bir şey var: yorgunluğun altında yatan niyet.

Kâdih · Tırnaklarıyla Kazıyan

Ayeti araştırdığımda kâdih kelimesinin Türkçe anlamının didinen, çabalayan olduğunu gördüm. Bu ifade tam da "Sonucu Bırak Yola Bak" atölyeme denk gelmiş olması — son zamanlardaki kafamdaki soru işaretlerinin artık cevaba dönüşmesini gösterdi.

Kedh kelimesi Arapça'da anlam olarak bakıldığında, bir hayvanın dağa tırmanırken ayaklarını taşlara sürtünmesine deniyormuş. Tırnak izi, ter izi, bedeni eskiten iz. Yani burada Allah insana "nazlı nazlı çalış" demiyor. Tırnaklarınla kazımak ifadesi belki — emek emek kazanacaksın, ter dökeceksin.

Bu kötü bir şey değil. Bu doğal, insanın yapısı. Yorulsan bu emeğin sonucu. İnsan emek vermediği bir şeyi elinde tutamaz.

İnsan emek vermediği bir şeyi elinde tutamaz.
Yorulmak emeğin sonucudur, kötü bir şey değildir.

Son zamanlarda new age akımlarında zorluk istememek, kolaylık istemek kavramları biraz daha aşırı kolaylığa yönlendirme öneriyor. Bu da bilginin kalıcı olmadığını, hafızanın geçici olduğunu gösteriyor.

Modern Bilim de Aynı Şeyi Söylüyor

Bu ayet üzerinden düşünürken, bir de modern bilime bakmak istedim. Çünkü bedeni, beyni anlamak da bu işin bir parçası.

Beynimizde anterior singulat korteks denilen bir bölge varmış. Bu bölgenin işi ilginç: harcadığımız çabayı izliyor. Bir nevi sicil kaydı tutuyor. Ne kadar emek verdiğimizin, ne kadar çabaladığımızın kaydı orada. Sonra ödül sistemi de bu sicille çalışıyor. Ne kadar emek, o kadar yemek. Yani kestirme yoldan elde edilen bilgiler, kazanımlar uzun vadede kalıcı olmuyor. Piyangoyu kazanan insan örneğini buna verebiliriz — kısa süreli mutluluk, uzun vadeli boşluk.

Fareler üzerinde yapılan bir deneyi okudum. Aynı miktarda iki fareye peynir veriliyor. Ama biri çabasız alıyor peyniri, diğeri iki dakika çaba sarf ettikten sonra ulaşıyor. Sonuç şaşırtıcı: çaba harcayan farelerde dopaminin yüzde kırk daha fazla salgılandığı gözlemleniyor. Yani çabasız ödül, ödülün hazzını azaltıyor.

Bu bana çok şey anlattı. Demek ki denge direkt burada sağlanıyor: az ödül, az mutluluk; çok ödül, çok mutluluk. Çabasız alınan bir şey, ne kadar büyük olursa olsun, kalıcı bir tatmin üretmiyor.

Şimdi şöyle anlıyorum: Allah bize "didinmek zorundasın" derken, aslında bizim için söylüyor bunu. Bizim anlam üretmemiz için. Çünkü insanın yapısı zaten bu. Beynimiz emek verdiğimiz şeyleri sicile yazıyor, emek vermediğimiz şeyleri de unutuyor. Allah bize hem dünyada hem ahirette bu dengeyi veriyor.

Ayetin Son Kelimesi · Mulâkîhi

Ayetin son kelimesine geldiğimde mulâkîhi'yi görüyorum. Karşılaşacaksın, buluşacaksın demekmiş. Arapça'da bu kelime aktif buluşmayı anlatıyormuş. Yani sen O'nun yanına giderken, O da senin yanına gelecek.

Kimlerle buluşacaksın? Rabbinle, amelinle, didinmenle. Benimle buluşmayı günlük eylemlerim belirliyor.

Ancak sadece eylem yeterli mi buluşmak için? Bu eyleme nasıl bir yön belirlemeliyim ki eylemim sağlamlaşsın?

Eyleme niyet koymak. Yaptığım işin kâdih olduğunu bilmek. Yapılan şeyi küçük büyük diye düşünmeden niyet etmek. Niyeti de O'na dayandırmak.

Bu Ayetten Öğrendiklerim

Birincisi · Yorgunluğun adı var: kâdih. Allah Teâlâ yorgunluğu kınamıyor — ona bir isim koymuş. Bundan sonra yorulduğumda kendime kötü davranmayacağım. "Tabii ki yorgunum. Ben kâdihim." diyeceğim. Yorgunluk varlığımın delili.

İkincisi · Sicil bilinci. Her gün küçük şeyler yapıyorum. Bir içerik yazıyorum, bir danışan dinliyorum, bir yemek pişiriyorum, çocuğumla oynuyorum. Bunların hepsi sicile yazılıyor. Yapılan şeyi küçük büyük diye düşünmeden niyet etmek, niyeti de O'na dayandırmak. Bu yüzden günlük didinmemi bilinçli yapacağım.

Üçüncüsü · Akış aramak. Modern psikolojide flow denilen bir hâl var. Yani akış. Yorulduğun ama keyif aldığın o eşik durumu. Bedenin didiniyor ama zaman fark etmiyorsun. Bu bana çok şey anlattı: didinme illa acı vermek zorunda değil. Eğer doğru iş, doğru zorluk, doğru niyet bir araya gelirse — yorgunluğun kendisi tatlanıyor. Tasavvuftan gelen bir tabirle "kâdihîn ehli" denilen kişiler var ya — neredeyse bu hâli kalıcı yaşayan kişiler.

Sicilin Merkezindeki Soru

Bu ayeti aldıktan sonra düşünmeye başladığım bir soru var:

"Eğer bugün yaptığım şeylerin sicili açılsa,
ne yazılı olduğunu görmek ister miydim?"

Bu soru bana çok şey öğretiyor. Çünkü cevap verirken niyetimi gözden geçirmek zorunda kalıyorum.

Ayet "yaptığınla karşılaşacaksın" diyor. Bunu çok ciddi bir vaat olarak alıyorum. Şefkatle didindiysen şefkatle karşılaşacaksın. Bencillikle didindiysen bencillikle. Hizmetle didindiysen bereketle. Manipülasyonla didindiysen yine onunla.

Bu yüzden didinmenin kendisi kadar, didinmenin niyeti de önemli. Belki daha önemli.

Özetle

Yorulmaktan korkmayacağım. İlla kolaya kaçmayacağım. Emek vereceğim. Yorum, yönüm, niyetim sağlam tutacağım.

Çünkü ben kâdihim — didinen.
Ve sonunda didinmemle buluşacağım.

Kerime Ergin
Kerime Ergin Akademi