❦ Asıl mesele ne?
Canlı kayıtları baştan sona dinleyince şunu gördüm: anlattığım şey "sınır koyma" başlığına sığmıyor. Çok daha geniş bir yere dokunuyor.
Biri, karşısındakini bekletmemek için kendi zamanını hiçe sayıyor. Bir başkası çocuğunun ödevini üstleniyor, sonra kimin sorumluluğu neydi, karışıyor. Bir diğeri yanlış anlaşılmasın diye kendini uzun uzun açıklıyor. Üçü de aynı odaya farklı kapılardan giriyor aslında.
❦ Programın sorusu
İnsan nerede hakkını kullanmıyor, nerede haddini aşıyor, nerede başkasının yükünü sırtlanıyor ve nerede kendisine ait olmayan bir sonucu yönetmeye uğraşıyor?
☞ Programın âyeti
Cenâb-ı Hak buyurmuştur:
وَاَقٖيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمٖيزَانَ
Tartıyı adaletle tutun, teraziyi eksik bırakmayın.
Rahmân Sûresi, 9. âyet
⚖ Had & Hak Aynası
Dört modül boyunca bu terazinin iki kefesine bakacağız. Bir kefede hak var, öbüründe had. Birini fazla doldurunca öteki havaya kalkıyor; hayatımızdaki sıkışmaların çoğu da tam bu dengesizlikten çıkıyor.
Her derste aynı aynayı başka bir olaya tutuyoruz. Önce "kim haklı?" diye koşmuyoruz, önce alanları ayırıyoruz:
- Burada benim hakkım ne? Karşımdakinin hakkı ne?
- Haddim, yetkim nereye kadar?
- Sorumluluk kimde?
- Sonucun hangi kısmı benim elimde değil?
☉ Programın ölçüsü
Bu çalışma yaşanan her haksızlığın sebebini kişinin kendisinde aramaz. Şiddet, istismar, dolandırıcılık ya da başka bir haksızlığın sorumluluğu onu yapana aittir. Kendi payımıza bakmak, karşı tarafın sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelmez.
Bedendeki belirtiler de tek bir duyguya ya da bir "had ihlaline" bağlanmaz. Programda beden farkındalığından yararlanılır; tıbbi belirtiler için kesin psikolojik nedenler ileri sürülmez, bunlar için hekime başvurulur.