Kendine hangi izni
hâlâ vermedin?
Bedeninin dört bölgesinde ne taşıdığını fark ettin. En çok konuşan bölgenle konuştun. Bedeninle yeni bir ilişki kurdun.
Bedenin konuşmaya başlayınca — bir şey daha beliriyor: kendi kendine koyduğun yasaklar.
Hayatımızda sadece başkalarının kurduğu duvarlar yok. Çoğu duvar — içeride. Kendi kendimize kurduğumuz yasaklar.
"Bunu yapamam." "Bu benim değil." "Bu kadarı fazla." "Henüz hazır değilim." "Başkasının hakkı daha önce." "Bir sıra var, benim sıram gelmedi."
Bu cümleler tanıdık geliyor mu? Hepsi — kendine vermediğin izinler.
İzin meselesi, kapasitenin merkezinde. Çünkü kendine izin vermediğin her şey, senin kapasitenin sınırı olur. Kapasitenle iç içe yaşayamazsın, çünkü sen ona kapı açmadın.
Ama iyi haber şu: İzin — sende. Kimseden almana gerek yok. Annenden, babadan, eşinden, toplumdan, kültürden değil. Sadece kendinden.
Kendine izin vermediğin her şey —
kapasitenin kapalı kapısı.
Bugün kendine verdiğin yasakları tanıyacağız. Sonra bir tanesine izin vereceksin.
İzin vermek büyük sıçrama değildir. Zaten yapamazsın — ömür boyu taşıdığın bir yasağı bir saatte kaldıramazsın. Ama bir küçük izin — bunu yapabilirsin. Ve bu küçük izin, zamanla diğer kapıları açar.
İçindeki dört tür yasağı tanıyacaksın.
Sonra bir izin belgesi —
sen, kendine — yazacaksın.
İçindeki yasaklar dört kaynaktan gelir. Hangisini taşıyorsun?
En derin yasak: "kendim olamam" hissi. Çocukken olduğun gibi kabul edilmediysen — büyüdüğünde de kendini olduğun gibi sunmaya izin vermezsin.
"Bu beni göstermemem lazım." "Böyle biri olduğumu bilmesinler."
"Benim bu kadarına hakkım yok" yasağı. Başarıya, mutluluğa, rahatlığa, bolluğa, sevgiye — kendini fazla görmek. Başkasının hakkı daha büyük hissetmek.
"Daha hak etmedim." "Bu kadarı bana fazla gelir."
"Kendime yer açamam" yasağı. Zaman, para, dinlenme, odaklanma — kendi için ayıramamak. Başkalarının ihtiyacı her zaman önce.
"Bu saatte otursam bencillik olur." "Önce onlar, sonra ben."
"Bu kadarına çıkamam" yasağı. Bir basamak daha atacakken donmak. Fırsata "hazır değilim" demek. Kendi tavanını önceden çizmek.
"Daha hazır değilim." "Biraz daha hazırlansam..."
Bu dört yasağın her biri içinde bir şey yumuşak, yavaş ama kalıcı biçimde seni tutar. Bazı günler hiçbiri konuşmaz. Bazı günler birden fazlası konuşur. Bugün — fark etmek yeterli.
Ve önemli bir şey: yasakların hepsi bir zamanlar seni korumak için vardı. "Kendim olursam sevilmem" demek — belki bir zamanlar gerçekti. "Bu kadarına hakkım yok" demek — belki bir büyüğünün yasağını içselleştirdin. Yasakların kötü değil — zamanı geçmiş koruyucular.
İzin vermek — onları dışlamak değil. Onlara "seni görüyorum, senin yaşını doldurdun, artık gerek yok" demek.
İzin — dışarıdan gelmez.
İzin sensin.
Üç soru. Hangi yasak sende en yüksek sesle konuşuyor?
IYukarıdaki dört yasaktan hangisi sana en çok tanıdık geldi? Hangi cümle sende en çok yankılanıyor?
IIBu yasak ne zaman başladı olabilir? Kim bu cümleyi sana ilk söyledi — ya da ilk gösterdi?
IIIBu yasak kaldırılsa — hayatında ne olurdu? Ne yapardın, ne söylerdin, nasıl olurdun?
Gördün. Şimdi — bir izin belgesi yazacaksın.
Kendinden kendine — küçük, net, bugünden itibaren geçerli bir izin.
Şimdi kendine yazacaksın. Resmi bir izin belgesi gibi. Formüler şöyle:
"Bugünden itibaren, kendime izin veriyorum: ..."
Küçük bir izin olsun. Bir saatini kendine ayırmak. "Hayır" demek. Yorulunca oturmak. Başarı kazanınca sevinmek. Yalnız bir kahve içmek. Bir şey öğrenirken hata yapmak. Ağlamak. Kendini beğenmek.
Belgeyi yazdıktan sonra günde bir kez oku. Bir hafta boyunca. Beden, tekrar ederek inanır.
Yazdın. Şimdi bir kez oku — sessizce, yavaşça.
Bedeninde ne oluyor?
İzin yazdın. Şimdi birkaç soru daha.
Bu nefes içinde alan açar. Her alışta yeni bir alan açıyorsun. Her verişte bir eski yasağı bırakıyorsun.
Kendine izin vermek —
kapasitene kapı açmaktır.