İçindeki ses kimin sesi?
Bugün ayrıştırıyoruz
Rollerini saydık. Hangisinin seni taşıdığını, hangisinin ezdiğini ayırt ettik. İlişkini yeniden kurmanın önemini gördük.
Ama şimdi bir soru var: bu rolleri sen mi seçtin? Ya da içinde başka biri seçiyor?
Dün rollerini yazarken bir şey fark ettin belki: Bazı rollere "hayır, bu benim seçimim değil" demek istedin. Ama yazdın — çünkü yaşıyorsun. Başka bazı rollerde "ama yapmam lazım" hissi vardı. Bir ses seni zorluyor gibiydi.
O ses kim?
Bu sorunun cevabı, kimlik inşasının kalbidir. Çünkü içimizde sürekli konuşan bir ses vardır. Ve çoğu zaman o sesi "benim" sanırız. Oysa o ses — dikkatlice dinlersek — bize ait değildir. Yıllar içinde içimize yerleşmiş başka seslerin harmanıdır.
Kimliğini bulmanın ilk adımı bu sesi ayrıştırmaktır. Hangisi benim? Hangisi annem? Hangisi babam? Hangisi kültür? Hangisi travma? Hangisi gerçekten ben?
Kendi sesinle konuşmadan,
kendi hayatını yaşayamazsın.
Bugün içindeki sesleri ayrıştıracağız. Hangisinin kime ait olduğunu bulacağız.
Bu çok hassas bir iş. Çünkü içindeki her sesin bir hikayesi var. O ses bir zamanlar seni korumak için orada beliren bir sesti — annenden duyduğun "dikkatli ol" sesi, babandan duyduğun "güçlü olmalısın" sesi, öğretmeninden duyduğun "yeterince çalışmalısın" sesi. O sesler seni koruduğu için oradaydılar. Ama şimdi — sen büyüdün — o korumaya artık ihtiyacın olmayabilir.
Ayrıştırmak, sesleri yok etmek değildir. Ayrıştırmak, her sesin kim olduğunu bilmektir. Çünkü bir sesin kime ait olduğunu bildiğinde — o sesin ne zaman konuşması gerektiğini, ne zaman sessiz kalması gerektiğini — sen karar verebilirsin.
İçindeki seslerden birkaçını tanıyacağız.
Kime ait olduklarını, ne söylediklerini,
ne zaman çağrıldıklarını göreceğiz.
Ve bu çalışmanın sonunda — belki hemen değil, zamanla — içinde bir ayrık sen belirmeye başlayacak. Seni dinleyen, sesleri duyan ama onların hiçbiri olmayan bir sen. İşte o, kimliğinin sesidir.
İçimizde çok ses vardır. Ama dört temel kaynaktan gelirler.
Bu dört ses her insanda şu ya da bu ölçüde vardır. Bazısı diğerlerinden daha baskındır. Bazısı sessizleşmiş, bazısı dışarıya taşmıştır. Önce tanımak gerek, sonra ayrıştırmak.
"Yeterli değil. Daha çok çalışmalısın. Herkes ne der?"
"Bir kadın böyle yapmaz. Yaşın geçiyor. Geç oldu artık."
"Dikkat et, başına geldi bir kere. Kimse güvenilmez."
"Bu beni besliyor mu? Bu bana değer mi katıyor?"
Çocukluğunda, seni şekillendirmek için konuşan sesler. Çoğu zaman sevgiden, koruma içgüdüsünden çıkar. Ama büyüdüğümüzde bile bu sesler içimizde konuşmaya devam eder. Bazen aynı tonlama, aynı cümlelerle. "Böyle yapma, insan ne der?" sesi çoğu zaman annenindir. "Daha güçlü olmalısın" sesi babandır.
Bu ses kötü değildir — ama senin değildir. Ve bir yetişkin olarak, artık kendi kararlarını vermen gerektiğinde, bu sesin ne zaman konuşup ne zaman susması gerektiğine sen karar vermelisin.
Toplumun, senin olmanı "gerektirdiği" hali söyleyen ses. "Bir kadın şöyle olur," "40 yaşında artık şunları yapmış olmalısın," "başarılı kadın budur." Bu ses gazetelerde, sosyal medyada, komşuların bakışlarında yankılanır. Sen duymadan da içine girmiştir.
Kültür sesi, iç sesinin en görünmez olanıdır. Çünkü herkesin içindedir, ortak deneyimden geçer. "Ben böyle düşünüyorum" sandığın şeyin çoğu aslında kültürdür. Ayrıştırmak, gerçek bir özgürleşmedir.
Hayatında yaşadığın zor deneyimlerden sonra içine yerleşen koruyucu ses. Bir kez kaybettinse, "bir daha kaybedersin" der. Bir kez ihanet gördünse, "kimseye güvenme" der. Bu ses de seni korumak için var. Ama şu an koruma mı, yoksa engelleme mi yapıyor? Fark yüksek.
Travma sesi bedensel olarak en kolay tanınanıdır. Konuşmaya başlayınca bedeninde bir kasılma, bir daralma, bir "geri çekilme" hissi olur. O hissi fark ettiğinde, o ses konuşuyor demektir.
En sessiz, en sakin, en derin ses. Koruma değil, yönlendirme yapar. Eleştirmez, anlatır. Zorlamaz, davet eder. Acele ettirmez, bekler.
Bu sesi duymak zordur çünkü diğer üç ses ondan daha yüksek konuşur. Ama düzenli olarak durup dinlediğinde — özellikle bedeninle temasta olduğunda — o ses fısıldayarak ortaya çıkar. Ve duyduğunda hemen bilirsin: "Evet, bu benim."
Öz sesini duyabilmek için
önce diğerlerini tanımak gerek.
İçinde sık tekrar eden üç cümle seç. Her birini kaynağına yönlendir.
Gün içinde — özellikle zorlandığın anlarda, karar verdiğin anlarda, yargıladığın anlarda — kendine sık tekrarladığın cümleler vardır. Bugün onlardan üçünü seç. Yaz. Sonra her birinin kaynağını seç: Anne-baba mı, Kültür mü, Travma mı, yoksa gerçekten Öz sesin mi?
Birinci ses:
İkinci ses:
Üçüncü ses:
Bir sesin kaynağını bilmek,
onunla ilişkini değiştirmenin başlangıcıdır.
Sesleri ayrıştırdık. Şimdi en sessiz olana dönüyoruz.
IGözlerini bir süre kapat. 3 nefes al. Şimdi kendine sor: "Bugün, içimden hangi sesi duymak istiyorum?" Cevap hemen gelmeyebilir. Bekle.
IIÖz sesin bazen fısıltıyla konuşur. Ne zaman onu duymuştun? Bir anı hatırla. Ne söylüyordu? Ne hissettin?
IIIBugün öz sesine alan açmak için tek bir şey yapabilsen — o ne olurdu? (Uzun bir şey değil. Basit, küçük bir an.)
Öz ses yüksek konuşmaz.
Ama her zaman konuşur. Sadece dinleyecek birine ihtiyacı vardır.
Seslerini ayrıştırdın. Şimdi birkaç soru daha.
Bu nefeste duraklamalar uzun. Çünkü öz sesi duymak, konuşmayı bırakmakla başlar. Nefes arası sessizlik — orada konuşan, öz sesindir.
Sesi duymak,
onunla konuşmanın başlangıcıdır.