Seni taşıyan ve seni ezen roller —
fark etmek, ilk gevşemedir
"Ben kimim?" sorusunu yeniden açtık. Rol, kişilik ve maskenin kimlik olmadığını gördük. Üç cümle yazdın, kendini kendinden sorduk.
Ama şimdi bir itiraf zamanı: Rollerimiz gerçek. Hayatımızın gerçeği. Onları yok sayarak kimliğe ulaşamayız.
Dün rollerin kimlik olmadığını söyledim. Bu doğru. Ama rollerin sen olmadığı ile rollerin olmadığı başka şeyler. Anne sensin, ama sadece anne değilsin. Koçsun, ama sadece koç değilsin. Eş sensin, ama sadece eş değilsin.
Roller, içinde yaşadığımız evlerdir. Bazı evler bizi korur, bizi büyütür, bize yer açar. Bazı evler ise bizi içeri alıp — yavaşça sıkıştırır. Duvarlar daralır, tavan alçalır, nefes alamayız olur.
Ve biz çoğu zaman, hangi evde yaşadığımızı fark etmeyiz. Çünkü o evde doğduk, o evde büyüdük, o evin duvarlarını bile göremeyiz artık.
Rol kötü değildir. Kimlikle karıştırılması kötüdür.
Rol araçtır — ama sahibi sen olursan.
Bugün rollerimizi sayacağız. Sonra her birine bakacağız ve soracağız: beni taşıyor mu, yoksa eziyor mu?
Bu bir yargı değil. Bir fark ediş. Çünkü aynı rol, bir dönemde taşıyıcı olabilir, başka bir dönemde ezici hale gelebilir. Aynı anne rolü, beş yaşında bir çocuğu büyütürken yaşama anlam verir; 25 yaşındaki bir çocuğun anne kontrolüne teslim olmasında ise hem anneyi hem çocuğu ezer.
Roller zamanla değişir. Ama biz çoğu zaman rolün zamanı geçmiş olmasına rağmen rolü bırakmayız. Çünkü rol bizi tanımlıyordur, rol bize güvenli bir yer sunmuştur, rol bize kim olduğumuzu söylemiştir.
Rollerini fark edeceksin.
Hangisi seni taşıyor, hangisi seni eziyor —
cesurca göreceksin.
Bu ayrımı yapabilmek, yeni kimliğinin temeli. Çünkü özün — yani kimliğin — rollerin arasından görünür. Ama o roller seni o kadar sıkıştırmışsa ki, öz artık ışık bulamıyor — işte orada ezici rol devreye girmiştir.
Bugünün hedefi bir rolü bırakmak değil. Görmek. Görmek, değiştirmenin ilk yarısıdır.
Her rol iki yönlüdür. Hangi yönünü yaşadığını bilmek — kapıyı bulmaktır.
Sana iki kavram veriyorum: taşıyan rol ve ezen rol. Bu ayrımı yapmak, kimliğinin yolunu açmanın anahtarlarından biridir.
Bir kadın iki çocuklu anne olabilir ve bu onu taşıyor olabilir — çocuklarıyla vakit geçirmek ona hayat verir, annelik rolü onu genişletir. Aynı kadın, iki yıl sonra tükenmiş, kendini kaybetmiş hissedebilir — aynı çocuklar, aynı rol, ama şimdi rol onu eziyor.
Fark ne? Fark: rolle olan ilişkin. Rol sana ait olduğunda taşır. Sen role ait olduğunda ezer.
Birinci işaret — Enerji: Rolü yaşadığında bedenin dolu mu, boş mu kalıyor? Taşıyan rol yorar ama doldurur. Ezen rol boşaltır ve geriye boşluk bırakır.
İkinci işaret — Seçim: Rolün içinde olmak senin seçimin mi? Yoksa "başka seçeneğim yok" hissiyle mi içindesin? Taşıyan rol seçilmiştir; ezen rol çoğu zaman mecburiyet hissiyle taşınır.
Üçüncü işaret — Bedensel tepki: Rolü düşündüğünde bedeninde ne oluyor? Bir sıcaklık, bir açılma mı — yoksa bir kasılma, bir daralma, bir "ahhh" iç çekişi mi? Bedenin yalan söylemez.
Ezen rolden kurtuluş, rolü terk etmek değildir.
Rolle ilişkini yeniden kurmaktır.
Kendi evlerini gez. Hepsini say. Sonra her birine dokun.
Aşağıya şu anda yaşadığın rolleri yaz. Anne, eş, kız evlat, koç, öğretmen, arkadaş, lider, çalışan, komşu — her neyse. En az 5, en fazla 10 tane. Her rol için sağdaki kutuya işaretle: T (Taşıyan) veya E (Ezen).
Bugünkü hayatında taşıdığın roller:
Listeye bak. Hangi rolün hangi yönde olduğunu görmek — zaten dönüşümün başlangıcıdır.
Şimdi en çok E işaretlediğin rolü seç. Onunla konuşalım.
IO rol hangisi? Ve ne zamandır seninle?
IIBu rol sana ne verdi? Ve ne aldı?
(Her ezici rol bir zamanlar taşıyandı. Önce verdiğini gör — minnet borcun varsa, ona dokun. Sonra aldığını yaz.)
IIIEğer bu rolü bırakmasan bile — onunla ilişkini nasıl değiştirebilirsin? Bir sınır, bir "hayır", bir nefes, bir an...
Bir rolü bırakmak çoğu zaman mümkün değildir.
Ama onunla olan ilişkini değiştirmek — her zaman.
Rollerine baktın. Şimdi birkaç soru daha — daha derine giden.
Bu nefeste veriş, alıştan uzundur. Sinir sistemine "güvende ol, bırakabilirsin" mesajı gönderir. Taşımaktan yorulduysan — bu sana.
Rolü görmek,
rolün sahibi olmaya başlamaktır.