Bildiğini yaşayabilme gücü —
bugün adını koyuyoruz.
Kimlik Mührü'nü vurdun. On günün özetini kendine yazdın. Faz 1 kapandı.
Bundan sonraki 11 gün bambaşka bir soru soracak: "Sen neyi taşıyabiliyorsun?"
Kimlik "ben kimim?" sorusuydu. Kapasite "ne taşıyabilirim?" sorusudur. İkisi farklıdır ama birbirinden ayrılamaz. Kim olduğunu bilmeden neyi taşıyacağın bilemezsin. Ve neyi taşıyabildiğini bilmeden — kim olduğunu da tam yaşayamazsın.
İlk on gün görmek hakkındaydı. Sonraki on bir gün yaşamak hakkında. Bildiklerinin hayata dökülme zamanı.
Ama önce — kapasite nedir? Bu kelime çok kullanılır ama çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bugün ona net bir ad koyuyoruz.
Kapasite büyüklük değildir.
Kapasite — taşıma kabının açıklığıdır.
Bugün kapasite kavramını net tanıyacağız. Üç tür kapasite var — hepsini öğreneceğiz.
Kapasite günlük dilde "ne kadarını yapabiliyorsun" gibi kullanılır. Bu doğru değil. Kapasite sadece yapabildiğin iş değildir. Kapasite, yaşayabildiğin gerçekliktir.
Kapasitenin üç türünü tanıyacağız.
Sen hangi türe en çok ihtiyacın olduğunu keşfedeceksin.
Her insanın üç ayrı kapasite alanı vardır. Üçü birlikte çalışır, ama hepsi farklıdır.
Hayatın zorluklarını, belirsizlikleri, streslerini taşıma gücün.
Sevgiyi, başarıyı, bolluğu, iltifatı — alabilme gücün.
İçindekini dünyaya dökebilme, iz bırakabilme gücün.
Hayat zordur. Kimi günler çok zor. Kayıplar, hayal kırıklıkları, belirsizlikler, bekleme süreleri — hepsi seni taşımaya zorlar. Taşıma kapasitesi, bu yükleri yıkılmadan, kendini kaybetmeden taşıyabilme gücündür.
Taşıma kapasitesi düşük olan insan, her küçük zorlukta dağılır. Yüksek olan ise fırtınanın ortasında bile kendine temas edebilir. Bu kapasite tesadüfen gelişmez — yaşanarak, iyileştirilerek, bedenle çalışılarak gelişir.
Bu kapasite sanıldığından çok daha nadirdir. İnsanlar sevgiyi, başarıyı, bolluğu, iltifatı almayı bilmez. "Teşekkür ederim" deyip geçiştirir, içine almaz. Hediye alınca utanır. Övgü duyunca küçültür. Para gelince yerinde duramaz.
Alma kapasitesi düşük olan insan, aldığını tutamaz. Para gelir gider. Sevgi gelir kayar. Fırsat gelir dokunamadan uçar. Alamadığın şey — sende kalmaz.
İçindeki hazineyi dışarıya dökebilme gücü. Yazmak, konuşmak, üretmek, sevmek, iz bırakmak. Birçok insanın içinde muazzam şeyler vardır ama verme kapasitesi yetmediği için — o hazineler içeride kalır. Konuşamaz. Yazamaz. Paylaşamaz.
Verme kapasitesi düşük olan insan — kendini eksik hisseder. Çünkü içindeki dünyanın görülmesine izin veremez. Görünmez kaldıkça — bir yandan kendini küçültür, bir yandan da "kimse beni anlamıyor" der.
Taşıyamadığında — dağılırsın.
Alamadığında — tutamazsın.
Veremediğinde — görünmezsin.
Üç kapasitenin her biri için kendine dürüst ol.
ITaşıma: Hayatında seni en çok zorlayan yük nedir şu an? Bu yükü taşırken — ne zorluğunu hissediyorsun?
IIAlma: Son zamanlarda sana bir iyilik, iltifat, hediye ya da fırsat geldi mi? Onu gerçekten alabildin mi, yoksa geçiştirdin mi?
IIIVerme: İçinde verilmemiş, paylaşılmamış ne var? Yıllardır yazmak istediğin, söylemek istediğin, dünyaya dökmek istediğin — ama saklı kalmış.
Üçü birlikte çalışır. Ama birinde bir zayıflık varsa — diğerleri bile etkili çalışamaz.
Üç kapasiteye baktın. Şimdi birkaç soru daha.
Bu nefes seni genişletir. Her alışta "alıyorum" — her verişte "veriyorum". Kapasite — alış ile veriş arasındaki dengedir.
Kapasite — merkezden
genişleyen alandır.