Koçluk koltuğu bir “Sır Küpü”dür. Danışanın paylaştığı hiçbir bilgi, onun izni olmadan (yasal zorunluluklar hariç) üçüncü şahıslarla paylaşılamaz.
Bir koç, nerede duracağını bilmelidir. Koç, uzmanlık alanı dışındaki konularda (psikolojik rahatsızlıklar, klinik vakalar, hukuki danışmanlık vb.) danışanı mutlaka ilgili uzmana yönlendirmelidir.
Koçluk süreci, danışanın faydası üzerinedir, koçun menfaati üzerine değil. Danışanla ticari, duygusal veya etik olmayan ikincil ilişkiler kurulamaz. Danışan “müşteri” değil, “insan”dır.
Koç, danışanın yerine karar vermez. Danışanı manipüle etmez, ona kendi doğrularını dayatmaz. Danışanın kendi kararlarını alma özgürlüğüne saygı duyar.
Etiğin Özü:
“Etik demek ‘yakalanmadığın sürece her şey mübah’ demek değildir. Etik; kimse görmediğinde, kapılar kapandığında, sadece sen ve danışanın kalbi baş başa kaldığında takındığın o ‘Emin’ tavırdır. Sertifikanız sizi koç yapar ama etiğiniz sizi ‘İnsan’ ve ‘Rehber’ yapar. Bu kurallar sizi kısıtlamak için değil, hem sizi hem de danışanı korumak için konulmuş ilahi ve profesyonel sınırlardır.”
📘 Ders İçi “Vicdan” Analizi
Bir danışanınız seans sırasında bir suç işlediğini veya kendine zarar vereceğini söylerse ne yaparsınız? Gizlilik mi, yoksa can emniyeti mi?
İşte burada “Adalet” devreye girer. Can güvenliği ve yasal zorunluluklar gizliliğin üstündedir. Etik, zor durumlarda doğru kararı verebilme cesaretidir.
Unutma: Etik kurallar birer “pusula”dır. Pusulanı doğru tuttuğunda, karanlıkta bile yolunu bulursun.