Kervan mı, Ordu mu?
Allah Teâlâ benim için orduyu seçmiş. Daha zor olanı. Bunun ne anlama geldiğini öğrendim.
Son zamanlarda Kuran'a daha haşır neşir olmak istiyorum. Bu haşır neşirlik ezberlemek anlamında değil. Her an bağlantı kurmak, Kuran'ı yaşamın içine dahil etmek, Kuran'ın içine girmek ve Kuran'ın benim yaşamımı içine alması. Bu vesileyle Ayet Temelli Koçluk eğitimini açtım.
Öğrenme yolunda olan bir öğrenciyim. Kendi yolumda Kuran'da derinleşirken hem kendime hem de bu yolda yürüyeceklere bir derinlik oluşturmak istiyorum.
Bir gün Kuran-ı Kerim bana ne diyor diye elime alıp baktığımda — karşıma Enfâl Sûresi 7. âyet çıktı. Bu âyetin üzerine düşünmeye başladım.
İki Taife · İki Yol
Bu âyet Bedir Savaşı öncesinde inmiş. Sahabilere iki seçenek sunulmuş: bir tarafta kervan — kolay ele geçirilebilir, ganimet bol, savaşmaya gerek yok. Diğer tarafta ordu — zor, savaş gerekli, ama hak için.
Sahabiler ne istemişler? Doğal olarak kervanı. Daha kolay olanı. Hangimiz istemezdik ki — kim kolayı seçmek istemez?
Ama âyet bir şey söylüyor çok keskin: Allah onlar için orduyu seçmiş. Daha zor olanı. Çünkü asıl zafer orada gizliymiş. Sadece onlar bilmiyormuş.
Ben De Kervana Meyilliyim
Bu âyet bana çok dokundu. Çünkü hayatımda da hep kervan meyilim olmuş. Daha kolay olan, daha hızlı sonuç veren, az emek isteyen tarafa eğilim. Bu insan doğası belki — ama âyet bana diyor ki: Allah'ın senin için seçtiği başka bir şey olabilir.
Mesela markalaşmamda. "Düşük fiyatla daha çok kişiye ulaşayım" diyebilirdim. Bu kervan tarafıydı. Kolay, hızlı, çoğu kişi öyle yapıyor. Ama âyet bana "ordu tarafını seç" dedi. Premium konumlan, az kişiye derin değer ver. Daha zor, daha az gelir başlangıçta, daha çok beklemek gerek. Ama doğru olan bu.
Doğru olan, çoğu zaman zor olandır.
Allah Teâlâ bizim için doğru olanı bilir.
Kervanın Cazibesi
Kervan tarafı niye bu kadar çekici? Çünkü hızlı. Çünkü az risk. Çünkü çevre onaylar. "Aman herkes ne yapıyorsa onu yapayım" hissi rahatlatıcıdır.
Ama kervan tarafının bir gerçeği var ki çoğu zaman görmezden geliriz: kervan herkesindir, ordu sadece seninin. Yani kolay yolu seçtiğinde, sıradan oluyorsun. Ama zor yolu seçtiğinde, kendi yolun oluşuyor.
Markalaşmada bu çok net. Aynı fiyatla, aynı içerikle, aynı yöntemle çalışan binlerce kişi var. Onlar kervanda. Ama bir yöntem geliştiren, kendi sözünü kuran, kendi niyetiyle hizmet eden — bu az. Çünkü zor. Ama kalıcı olan bu.
Korkunun Altında Ne Yatıyor?
Şunu da fark ettim: kolayı seçmenin altında genellikle bir korku var. Belki tembellik gibi görünür ama derininde başka bir şey var. Reddedilme korkusu, başarısızlık korkusu, "yapamam" inancı, kıymet bilmeme korkusu...
Mesela "premium fiyat koysam acaba kimse gelmez mi?" sorusu. Bu fiyat sorusu değil aslında. Bu reddedilme korkusu. "Acaba ben o kadar değer miyim ki bu fiyatı koyayım?" sorusu. Bu da bir korku.
Âyet bana bu korkuyu görmemi sağladı. Allah benim için orduyu seçmişse, ben kervana göz atmaya devam ediyorum demek ki güvenim eksik. Allah'ın benim için seçtiğine güvenememişim.
Niyet Yenilemek
Bu âyetten sonra kararımı yeniledim. Hayatımdaki tercihlerde, bana zor gelen ama doğru olan tarafı seçeceğim. Allah'ın benim için seçtiğine güveneceğim.
Bu, hızlı sonuç istememekle aynı şey. Beklerken sabırlı olmakla aynı. Az kişiyle derin çalışmak, çok kişiyle yüzeysel çalışmak arasındaki farkı kabul etmekle aynı. Hepsi ordu tarafı.
Ve gerçek şu: Allah Teâlâ bana "orduyu seç" dediği için bu yolu seçtim. Kendi aklımdan değil. O bilir benim için neyin doğru olduğunu, ben değil. Bu da çok rahatlatıcı bir bilinç.
Özetle
Hepimizin önünde her gün iki taife var. Biri kolay, biri zor. Biri bizi rahata, diğeri büyümeye çağırıyor. Çoğu zaman birinciye meyilliyiz. Ama âyet bize "sizin için seçtiğim ikincidir" diyor.
Bunu kabul etmek bir teslimiyet. Ama kolay teslimiyet değil — düşünerek, anlayarak, niyet ederek teslimiyet.
Kolayı isterim,
ama O doğru olanı bilir.
Kervana göz atan kalbim,
orduya yürüyen niyetim olsun.