Şûrâ 13 · Tek Bir Hattın Üzerindeyim · Kerime Ergin
Tefekkür Notu · Mayıs Defteri

Tek Bir Hattın
Üzerindeyim

Yeni bir şey icat etmiyorum. Hz. Nuh'tan beri gelen yolun bugünkü taşıyıcısıyım.

Bugün Kuran'ı elime aldığımda, Kuran bana şunu söyledi:

Şûrâ Sûresi · 13. Âyet
شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدِّينِ مَا وَصَّىٰ بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَىٰ
"Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye Hz. Nuh'a, sana, Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya tavsiye ettiğimizi size de din olarak şeriat kıldı."

Bu ayeti aldığımda durdum. Çünkü bana çok güçlü bir şey söylüyordu: "Sen yalnız değilsin. Hz. Nuh'a tavsiye ettiğim, Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'ya, Hz. İsa'ya tavsiye ettiğim aynı dini sana da gönderdim. Hepiniz aynı hattın üzerindesiniz."

Beş Peygamber, Bir Hat

Bu ayet beş büyük peygamberi sıralıyor: Hz. Nuh, Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa. Bunlara ulü'l-azm peygamberleri deniyor — "azim sahibi, en büyük peygamberler". Hepsi büyük imtihanlardan geçmiş. Hepsi büyük şeriatlar getirmiş.

Ama Allah Teâlâ bu ayette diyor ki: hepsine aynı şeyi tavsiye ettim. "Dini ayakta tutun ve ayrılığa düşmeyin." Yöntemler farklı olabilir, sözler farklı olabilir, dönemler farklı olabilir — ama hat aynı.

Kerime Ergin · Ayet Temelli Koçluk
— Sayfa 1 —

Bir Kelime Beni Durdurdu: Şera'a

Ayetin başındaki kelime şera'a. Türkçeye "yol açtı, kanun koydu" diye çevriliyor. Ama Arapça'sını araştırdığımda durdum. Şera'a kökü, hayvanların suya gittikleri patika anlamına geliyormuş. Yani şeriat sadece kuru bir kanun değil — su yoluna giden patika.

Bu kelime kalbimi titretti. Çünkü ben de markamı kurarken sürekli sorduğum bir soru vardı: "Ben yeni bir patika mı açıyorum, yoksa zaten var olan bir patikayı mı takip ediyorum?"

Şûrâ 13 bu soruyu bambaşka bir yere koydu. Patika zaten açılmış. Hz. Nuh'tan beri var. Allah Teâlâ şera'a demiş — patikayı kendisi açmış. Bana düşen yepyeni patika açmak değil, zaten açılmış olan patikayı yürümek.

Yeni bir şey icat etmiyorum.
Ben bir hattın taşıyıcısıyım.

İcat Etme Tuzağı

Markalaşma dünyasının gizli bir baskısı vardır: "Senin işin özgün olmalı, başkalarının yapmadığı bir şey olmalı, yepyeni bir şey getirmelisin." Bu baskı bir koçu ya kibre ya da panike sürükler. Çünkü gerçekte yepyeni hiçbir şey yoktur — her iyi şey bir hattın uzantısıdır.

Şûrâ 13 bana şunu söylüyor: "Yeni bir şey icat etmek senin işin değil. Hattı taşımak senin işin." Bu çok büyük bir rahatlama. Aynı zamanda büyük bir sorumluluk.

Mesela ben Ayet Temelli Koçluk diyorum. Bu yepyeni bir şey değil. Kuran'ı koçluğa, koçluğu Kuran'a bağlamak çok eski bir gelenek. Sadece çağdaş dilde, kendi sesimle yeniden ifade ediyorum. Bu fark önemli — çünkü bu bilince geçince "yeterince özgün müyüm?" sorusuyla yıpranmıyorum. "Hattı doğru taşıyor muyum?" sorusuyla didiniyorum.

Kerime Ergin · Ayet Temelli Koçluk
— Sayfa 2 —

"Müşriklerin Gözüne Büyüdü"

Ayetin sonunda dikkat çekici bir cümle var: "Onların kendisine davet ettiğin bu din, müşriklerin gözüne büyüdü, onlara ağır geldi."

Bu cümle bana kendimle ilgili bir şey öğretti. Çünkü ben de bazen şu soruyla yıpranıyorum: "Niye bazı insanlar benim mesajımı anlamıyor? Niye bazıları rahatsız oluyor? Niye herkese ulaşamıyorum?"

Şûrâ 13 bu soruya net bir cevap veriyor: hak söz herkese hafif gelmez. Bazılarına ağır gelir. Bu başarısızlık değil — hakikatin doğal etkisi.

Önceleri eleştirilerden çok etkilenirdim. Sözümü değiştirmek, açıklamak, savunmak isterdim. Ama Şûrâ 13 bana şunu öğretti: eleştiri aldığında sözünü değiştirme. Eleştiri çoğu zaman, sözünün doğru hedefe ulaştığının teyididir.

Bütün insanlara hoş gelen bir söz, hiçbir şey değiştirmez. Eğer benim markam herkese hoş geliyorsa — orada bir taraf kayboluyor demektir.

Üç Anahtar Kelime

Bu ayetten üç anahtar kelime daha öğrendim, hepsi koçluğa ve markama yansıyor:

Birincisi · Lâ teteferraku (parçalanmayın). Özgün olmak güzeldir, ama özgünlük adına hattan kopmak bir tuzaktır. Hat aynı, ses farklı. Köke bağlı kalıp dalları yeni rüzgârlara açmak.

İkincisi · İctibâ (süzerek seçmek). Allah Teâlâ "dilediği kimseyi seçer" diyor. Yani aktif marketing yerine ben kendimi ortaya koyarım, hak sözümü söylerim, kalitemi korurum. Süzülerek gelen, kalandır. Çekiştirilerek gelen, çekiştirilerek gider.

Üçüncüsü · Yünîb (sürekli yönelen). Ayetin son kelimesi. Bir kerelik karar değil — her gün, her saatte yenilenen bir yöneliş. Niyet sürekli yenilenmeli.

Kerime Ergin · Ayet Temelli Koçluk
— Sayfa 3 —

Sonunda

Bu ayet bana büyük bir rahatlama getirdi. Çünkü artık "yeterince özgün müyüm?" sorusuyla yıpranmıyorum. "Hattı doğru taşıyor muyum?" sorusuyla didiniyorum. Bu çok farklı bir didinme — çok daha onurlu, çok daha alçakgönüllü.

Yeni bir şey icat etmek baskısından kurtuldum. Çünkü gerçekte ben yeni bir şey icat etmiyorum. Çok eski bir hakikati, çağdaş bir kulağa, kendi sesimle taşıyorum. Bu kibir değil — alçakgönüllülük. Aynı zamanda sorumluluk.

Eleştiriler geldiğinde de artık paniklemiyorum. Çünkü hak söz herkese hafif gelmez. Bazılarına ağır gelmesi doğal. Eğer benim sözüm hiç kimseye ağır gelmiyorsa — orada bir şey kayboluyor demektir.

Yeni bir şey icat etmiyorum.
Ben bir hattın taşıyıcısıyım.

Hat: Hz. Nuh'tan beri.
Ses: bugün, burada, bu kalpte.

Kerime Ergin · Ayet Temelli Koçluk
— Sayfa 4 —
— iletişim —

Eğitim ve duyurulardan haberdar olmak için

Kerime Ergin Akademi'nin yeni atölye, eğitim ve seminer duyurularını ilk siz öğrenmek isterseniz WhatsApp hattımızdan bize yazabilirsiniz.

— WhatsApp ile yaz —
0 262 606 1945
Tıklayın, direkt WhatsApp'tan bize yazın →
Kerime Ergin
Kerime Ergin Akademi

Yazılarımı eposta ile almak için üye olun.

Bire bir koçluk detaylarını öğrenmek için iletişime geçiniz