Gece yarısı, sessizlik çöktüğünde zihnime bir fikir düştü: Ölüm hak. Hepimiz "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" (Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz) hakikatini dilimizde taşısak da, bu dönüşün "detaylarını" ne kadar düşünüyoruz?

Ölüm bir son değil, bir mühürdür. Ve o mühür vurulurken, hayatımızın o son karesinde neler kalacak?

1. Midemizdeki Son Lokma, Dilimizdeki Son Söz

Düşünsenize, öldüğümüzde midemizde kalan o son yemek, bizim bu dünyadaki son rızkımız. Peki ya son sözümüz? Birine kırgın bir "hoşçakal" mı, yoksa bir şükür nidası mı? En son kiminle konuştuk, kimin kalbine dokunduk ya da kimin kalbini cevapsız bıraktık? O son anın filmi çekilse, başrolde hangi duygumuz olurdu?

2. Evimizin Durumu, Ruhumuzun Aynası

"Evin durumu, bedenimin durumu..." dedik ya; aslında evimiz ruhumuzun dışa vurumudur. Atmadığımız, vedalaşamadığımız, kendimize yük saydığımız o eşyalar aslında neleri temsil ediyor? Ölmeden önce hangi fazlalıkları bırakmadığımız için o son anda pişmanlık duyacağız? Belki de sadece eşyaları değil; içimizde biriktirdiğimiz öfkeleri, affetmediğimiz insanları ve sırtımızda taşıdığımız o ağır "keşke"leri de atmamız gerekiyor.

3. O Meşhur Film Şeridi

Derler ki; ölüm anında hayat bir film şeridi gibi geçer insanın gözünden. İşte o an, en büyük yüzleşme anıdır.

  • Neyi yaptığımız için pişmanlık duyacağız?

  • Neyi yapmadığımız için içimiz cız edecek?

  • Son okuduğumuz cümle, son izlediğimiz görüntü, hafızamızda tuttuğumuz son kare ne olacak?

4. Son Bakışla Başlayan Yolculuk

Düşünsenize; gözlerimizi bu dünyaya kapatırken zihnimizde kalan son görüntü ile Allah’a gidiyoruz. O görüntünün ne olmasını isterdiniz?

Bir çocuğun gülümsemesi mi? Bir ayetin kalbinize bıraktığı o ferahlık mı? Yoksa birine verdiğiniz bir sözün huzuru mu? Biz bu dünyadan neyi hafızamıza kazıyarak ayrılmak istiyorsak, aslında "şimdi" ona bakmalı, onu konuşmalı ve onu yemeliyiz.

Sonuç Olarak; Hayat, o "son kareyi" hazırlama sanatıdır. Konuştuklarımız, yediklerimiz, gördüklerimiz ve biriktirdiklerimiz... Hepsi o büyük randevunun valizini dolduruyor.

Bugün kendimize şu soruyu soralım: Şu an, o "son an" olsaydı; arkamda bıraktığım kareden razı olur muydum?

Eğer cevabımız bizi düşündürüyorsa, hala vaktimiz var demektir. Valizi boşaltmaya, yükleri atmaya ve o son kareyi güzelleştirmeye bugünden, bu nefesten başlayalım.

Yazılarımı eposta ile almak için üye olun.

Bire bir koçluk detaylarını öğrenmek için iletişime geçiniz