Şikayet Kimdeyse, O kişide Sorun mu Vardır… Yoksa Şifa mı?

Bundan birkaç yıl önce kişisel gelişim alanına yeni yeni adım atmaya başladığımda, kulağıma çalınan bir cümle vardı:


“Şikayet kimdeyse, sorun ondadır.”



O zamanlar bu cümle bana taş gibi oturmuştu.
Yargılayıcıydı. Suçlayıcıydı.
Sanki acısını dile getiren birine: “O zaman suç da sende,” demek gibi…


İyi gelmedi.
Ve dürüst olayım, içten içe itiraz ettim:
"Ben zaten sıkışmışım, şimdi bir de sorunlu ben mi oldum?"

Ama yıllar geçti.
Kendimi tanıdım. Derinleştim.


Ve bu cümle bir gün başka bir formda karşıma çıktı —
“Şikayet kimdeyse, çözüm de ondadır. Şifa da ondadır.”

İşte bu!
Beni suçlamayan, ama beni sorumlu yapan bir cümle.
Kurban etmeden güçlendiren bir farkındalık.
Çünkü bir sorunu fark eden kişi, aslında o durumu iyileştirme gücüne de yaklaşmıştır.
Görmek zaten ilk adımdır.
Görüyorsan, dokunabilirsin.
Dokunabiliyorsan, değiştirebilirsin.

Ama burası kolay bir yer değil.


Bu farkındalıkla birlikte iki yol açılıyor insanın önünde:

  • Ya şikayette kalırsın.

    Kendi içindeki haklılığı sürekli dışarıda onaylatmaya çalışırsın.
    Ve her seferinde birileri seni anlamadıkça daha da yalnız hissedersin.

  • Ya da çözüm yoluna girersin.

    Sorumluluğu alır, “Bu hissi ben yaşıyorsam, bununla ilgili bir adım atabilirim,” dersin. Ve dönüşüm başlar.

Bugün danışanlarımla ya da çevremdeki insanlarla çalışırken artık şuna dikkat ediyorum:
Kişi gerçekten çözüm mü arıyor, yoksa sadece görülmek mi istiyor?



Çünkü herkes sorun anlatır. Ama herkes çözüm istemez.
Kimi sadece anlaşılmak ister.


Ve bu da çok kıymetlidir.


Ama çözüm isteyen birini, doğru anda ve doğru aynayla karşılaştırmak gerekir.

O yüzden artık benim içimde o eski cümle şöyle değişti:


“Şikayet kimdeyse, şifa da ondadır.”

Bu ne suçlama, ne yargı…


Bu bir sorumluluğa davet.

Bir uyanış noktası.

Ve kendi hayatıma baktığımda fark ediyorum…


Neye uzun uzun şikayet ettiysem, aslında orada potansiyelimi bastırıyordum.
Neye uzun süre takıldıysam, aslında orası benim büyüme eşiğimmiş.

Kırıldığım yerler, içimdeki şifacının doğduğu yerler olmuş.

Bugün bu satırları yazarken biliyorum:


Hâlâ bazı alanlarda “görülmek” istiyorum.
Ama aynı zamanda artık güçlüyüm.


Ve eğer bir şeyden yakınıyorsam, artık şunu soruyorum kendime:
“Kerime, şimdi ne yapabilirsin?”

Peki ya sen?



Bugün içini kemiren bir şikayet varsa…
Bir an dur ve sor kendine:


“Bu alanda çözümün anahtarı bende olabilir mi?”

Belki de tam da orada, içindeki şifacı uyanmayı bekliyordur.

Yazılarımı eposta ile almak için üye olun.

Bire bir koçluk detaylarını öğrenmek için iletişime geçiniz