Gündem Filistin, Belki Asıl Mesele Daha Derin
Sabahlara kadar ağlayabiliriz.
Lanet okuyabiliriz.
“Özgür Filistin” diye haykırabiliriz.
Evet, bunlar birer destektir.
Ama asıl destek, insanın kendi işini en güzel şekilde yapmasıdır.
Ben sadece sözlü dua etmekten daha fazlasını yapmak istiyorum.
Ne mi?
Ahlaklı, inançlı, merhametli mühendisler yetiştirmek için burslar vermek.
Fabrika kurmak isteyenlere ekonomik destek sağlamak.
İsrail’in hiçbir şeyine muhtaç olmayan, üretken bir neslin yetişmesine katkıda bulunmak.
Bu yüzden buradayım.
Eğitimler yapıyorum.
Basit gündemlerin dikkatimi dağıtmasına, mideme, zihnime ve kalbime zarar vermesine izin vermiyorum.
Kurban psikolojisinden sıyrılıp, kalıcı kazançlar oluşturmak için var gücümle çalışıyorum.
Çünkü niyetim büyük:
Filistin için yola çıkan bir geminin tüm masraflarını tek başıma karşılayabilecek bir servet.
Filistin’in ve dünyanın acıyan yerlerine hem maddi hem manevi güçle destek olmak.
Bu yüzden durmayacağım.
Sizlerin de, kendimin de bu “ölü toprağı” halinden çıkması gerek.
Kalkın ve kendinize gelin.
Ölü bir insanın kimseye faydası yoktur.
Hasta bir insanın kimseye faydası yoktur.
Mıymıy bir insanın kimseye faydası yoktur.
Kalkın, iyileşin, gelişin ve servete erişin.
Gücümüz hem maddi hem manevi artsın ki, bu dünya düzeninde sebepler dairesinde elimizden gelenin en iyisini yapabilelim.
Birkaç gün süren gündemlerle umutsuzluğa, çaresizliğe kapılmayalım.
Gerçek destek; bilinçli, güçlü, üretken bireyler olmaktan geçiyor.
Kerime Ergin
Bizler umutsuz ve çaresiz bir şekilde sadece seyrederken,
ya da sadece paylaşım yaparak destek olduğumuzu zannederken,
onlar bir yerlerde fabrika kuruyorlar.
Ve kurdukları bu fabrikalarla, dünyaya bağımlılık zincirleri kuruyorlar.
Biz uyanıp kendimize geldiğimizde ise…
İş işten geçmiş olacak.
Evet, paylaşım yapalım.
Kalbimizin ve aklımızın bir köşesi her daim Filistin için ne yapabilirim sorusuyla dolu olsun.
Ama bence…
Çok daha büyük şeyler düşünmeliyiz.
Bir–iki yıllık değil, yüzyıllık planlarımız olmalı.
Çünkü “şer güçlerin” planları günlük, haftalık, aylık değil… Yüzyıllık.
Düşmanı ancak onun silahıyla yenebilirsin.
Bu iş sadece bilek gücü değil; akıl ve üretim gücü işidir.
Bugün tüm dünya neden İsrail’e rest çekemiyor, hiç düşündünüz mü?
Neden böylesine bağımlı bir sistem oluştu?
Buraları iyi anlamak gerek.
Ben siyasetten çok anlamam,
strateji uzmanı da değilim.
Ama bildiğim bir şey var:
👉 Durursak düşeriz.
👉 Baş eğer, diz bükeriz.
O yüzden…
Kalkın ve silkelenin.
“Allah’ım, nedir benden muradın?” diye sorun.
Yeteneklerinizi paraya, güce, üretime çevirin.
Çünkü gerçek destek, bazen bir paylaşım değil;
bir nesil, bir ekonomi, bir vizyon inşa etmektir.
Ağlamak Yetmez… Kalkın ve Dirilin!
Ağlayıp sümüklü hallerimizi birbirimize aktarmak…
Bu, artık genel halimiz olmamalı.
Benim yüreğimdeki dua şu:
> “Allah’ım, bana verdiğin varlıkla bu dünyada nasıl bir yer kaplayabilirim?
Nasıl bir alan, nasıl bir bilinç olabilirim ki merhametin yayılmasına vesile olayım?”
Ve yine:
> “Allah’ım, hangi bilinçle yaşamak bana ve dünyaya sağlık, varlık, merhamet, barış, üretim ve saadet-i dareyn (dünya ve ahiret mutluluğu) olurdu?”
Kalkın ve dirilin.
Kazanmanın yollarını, kendinizi açığa çıkarmanın yollarını bulun ve uygulayın.
Çünkü Allah’ın bizden muradı “sümsüklük” değil.
İbadetleri bir düşünün…
Kaç tanesi doğrudan para ile ilgilidir?
Zekât, sadaka, kurban, infak…
Hepsi üretim, paylaşım ve güçle ilgilidir.
Bugün ellerimizi sadece dua için değil,
👉 Bilinçlerimizi açmak,
👉 Kalplerimizi merhametle çarptırmak,
👉 Fiilen harekete geçmek için kaldıralım.
Yoksa…
Acıyan yer bir gün Filistin olur,
bir gün Uygur,
bir gün Suriye,
bir gün başka bir ülke…
Ama acı aynı acıdır, döner dolaşır kapımıza gelir.
Unutmayın…
Allah’ın bize soracağı hesap çok çetin olacak.
Hani şu “ipin hesabı” hikâyesi var ya,
bizi zengin olmaktan korkutan…
Peki ya kullanmadığımız aklın,
işletmediğimiz idrakin,
geliştirmediğimiz yeteneğin,
ve çöp olan servetin hesabını nasıl vereceğiz?
Ve bundan öyle korkuyorum ki…
Çünkü güneş batıdan doğduktan sonra yapacak bir şey kalmıyor.
Peki… Güneş neden batıdan doğdu, biliyor musunuz?
Çünkü Batı ahlaka sarıldı.
Batı merhamete sarıldı.
Batı üretime, teknolojiye, disipline sarıldı.
Peki bizim insanımız?
Nerede hile var, nerede kolay yol var, nerede sorun var…
Oraya dadandı.
Asıl sorun burada.
Bizim önce burayı çözmemiz gerekiyor.
Ama bize ne dendi?
“Uyu kızım, uyu…”
Atabaklarla ömür geçti.
Böyle ömür olmaz!
Artık uyanma zamanı.
Artık dirilme zamanı.
Artık kıyam etme zamanı.
Ve artık…
Batının neden “doğudan doğan bir güneş” değil de
“batıdan doğan bir güneş” haline geldiğini anlama zamanı.
Bakın, onlar teknolojiye sahip çıktılar.
Üretime sahip çıktılar.
Bugün Filistin için bayrak kaldıran ülkelerin çoğu…
Bizden çok, Batı ülkeleri.
Bunu çok iyi anlamamız gerekiyor.
Mesele tek bir boyut değil;
Çok katmanlı, çok yönlü bir mesele bu. 🌍
Esas Mesele Bu…
O zaman burada esas olan şey şu soruyu kendimize sormak:
👉 Ben nerede disiplinli olmalıyım?
👉 Nerede ahlaklı olmalıyım?
👉 İş ahlakı ne olmalı?
Aslında bahsettiğimiz ahlak, “basit bir toplumsal nezaket” değil…
Bu, Kur’an ahlakıydı.
Ve ne oldu?
Batı, bu ahlaka — yani disipline, üretkenliğe, dürüstlüğe, hakkaniyete — sarıldı.
Biz ise Kur’an’dan uzaklaştık…
Biz meseleyi, sadece sümüklerimizi sile sile ağlamak zannettik.
Hâlbuki mesele, yaşamaktı.
Mesele, Kur’an ahlakını hayata geçirmekti.
Gerçek Liderlik ve Dava Şuuru
Liderlik incelemesi yapıyorum…
Marka incelemesi yapıyorum…
Kendi cevherimden bu cevheri nasıl açığa çıkarabileceğim üzerinde çalışıyorum.
“Allah’ın benden muradı nedir?” sorusuna sürekli geri dönüyorum.
İnsanlardan o kadar çok eğitim alıyor, mentorluklara katılıyorum ki…
Her defasında geldiğim nokta hep aynı oluyor:
Tüm bu sistemlerin, tüm bu liderlik modellerinin temeli, en güçlü ve en ahlaki haliyle Kur’an’dan alınmış.
Ama Batı bunu farklı bir boyutta paketlemiş, sistemleştirmiş ve sonra yeniden bize sunmuş.
Aldığım eğitimlerde liderlerin ortak özelliği olarak “dava şuuru” üzerinde özellikle duruluyor.
Ve evet, bu çok önemli.
Benim için dava şuuru, elime bayrak ya da pankart alıp sallamak değil.
Benim dava şuurum:
Tam ve bütün bir kalple yaşamak,
Eylemle yürümek,
Kazanmakla, üretmekle, iyileşmekle ortaya koymak.
Bugün eğer benim gerçek niyetim İslam’ı yaymaksa, bu ancak Kur’an ahlakını yaşayarak, en yüksek versiyonuma ulaşarak mümkün olur.
Allah’ın benden muradının tek bir boyut olmadığını defalarca kez gözlemledim.
Buna inandım, iman ettim.
Ve bu yüzden bu yoldayım.
👉 Allah’ın benden muradı, hem maddi hem manevi olarak en yüksek halime ulaşmam.
👉 “Dünyada aciz olalım” kavramlarını geride bırakmak.
👉 “Dünyada fakir olalım” anlayışını terk etmek.
Çünkü fakr, Allah’a karşı olur; dünyaya karşı değil.
Liderlik budur.
Dava şuuru budur.
Gerçek diriliş, bu bilinçle başlar. 🌿
Bir Kişi Bile Anlasa Kâfi…
Şu yazdıklarımı…
Bir kişi bile hakkıyla anlasa, bana kâfi.
Hz. Peygamber bu yola kalabalık gruplarla çıkmadı.
Onun sözlerini insanlar ilk başta anlamadı.
Sözlerini bir başkaldırı sandılar.
Ama O, hiçbir zaman geri adım atmadı.
Hiçbir savaş öncesinde davasından vazgeçmedi.
Savaş zamanlarında da işini bırakmadı, görevinden geri durmadı.
Ve dikkat edin…
Her defasında toplumu maddi olarak da güçlendirmeye odaklandı.
Hiç kimseye “Sen işini yapma” denilmedi.
Tam tersine, kim ne kadar savaş malzemesi getirdiyse, kim daha fazla katkı sunduysa o kişi takdir edildi.
Hatta Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer’in bu konuda aralarında bir yarışı vardır.
Bu örnekler iyi gözlemlenmeli, iyi okunmalı.
Çünkü gerçek liderlik, kalabalıklarla değil, tek yüreklerle başlar.
Ve dava şuuru, sadece sözle değil; kararlılıkla, üretimle, eylemle yaşanır. 🌿
Evet, belki akşam akşam çok yazıyorum…
Kabul.
Ama günlerdir içimde birikenleri artık tutamıyorum.
Bir paylaşım yaparak Filistin’i kurtardığını zannedenler,
bir süre sonra ellerinde kahveleriyle keyifli bir şekilde tekrar mesaj atıyorlar.
Elbette kahve içeceğiz, elbette hayat devam edecek…
Ama mesele bu değil.
☝ Mesele şu:
Benim bu dünyaya, öbür dünyaya ve tüm insanlığa nasıl bir katkım olacak?
Bunun için ne yapıyorum, nasıl harekete geçiyorum?
Ve evet…
Bunun için önce:
✨ Sağlıklı bir beden,
✨ Sağlıklı bir kalp,
✨ Sağlıklı bir duygu ve ruh dünyası gerekiyor.
Ancak içimiz sağlam olursa, dışarıya katkımız gerçek anlamda olur.
Yoksa bir paylaşım yapıp kenara çekilmek, vicdan rahatlatmaktan öteye geçmez
Bir Şeyi Yaparken Diğerini de Yapabilirsin
Yemeğimi yaparken yazımı da yazabiliyorum.
Bir şey yapmak, diğerini yapmaya engel değil.
O yüzden…
Kendiniz bir şey yaparken, sanki başka bir sorumluluktan kurtulmuş gibi davranmayın.
👉 Yapabileceğinizin en iyisini yapın.
👉 Olabileceğiniz en iyi hâle geçin.
👉 En yüksek varoluş hâlinizi ortaya çıkarın.
Ve her sabah şu soruyu kalpten sorun:
“Allah’ım, bugün benim varlığımdan talebin nedir?”
Çünkü gerçek dönüşüm, gündelik hayatın içinde uyanık kalabilmekle başlar.
Bozuk Ahlak Yüzünden Her Şey Bozuldu
Bozuk ahlak yüzünden…
Eti et gibi yiyemedik.
Sütü süt gibi içemedik.
Domates ilaçla doldu,
Biber zehre döndü.
Her şey ama her şey bozuldu.
O yüzden…
🥛 Sütçüysen, sütün en kaliteli olacak.
🍖 Etle uğraşıyorsan, etin en kaliteli olacak.
🌾 Çiftçiysen, bitkin en kaliteli olacak.
🐄 Hayvancılıkla uğraşıyorsan, hayvancılığın en düzgün şekilde yapılacak.
Ne yapıyorsan yap, en iyisini yapacaksın.
Çünkü işin “iyisi” veya “kötüsü” yok…
👉 İşin ahlaklısı ve ahlaksızı var
Kalkın! Alt Bilinç Tuzaklarından Çıkın!
Kalkın…
Temizleyin şu alt bilinç hallerinizi, bilinçaltı korkularınızı.
Bırakın şu sümsük hâlleri!
👉 İşinize, yaratılışınıza sahip çıkın.
👉 Yeteneğinizi küçümsemeden, en hassas şekilde ortaya koyun.
Eğer kendiniz yapamıyorsanız…
Bizlerden destek alın.
Ama yolda kalmayın.
🛑 Kurban tuzağından çıkın.
Artık bahaneleri değil, potansiyelinizi konuşmanın zamanı.
Kadına Verilen Gücü Hatırla…
Allah kadına çok büyük bir güç verdi.
Büyük ihtimalle benim gruplarımın %99’u kadınlardan oluşuyor.
Çünkü biz kadınlar…
En zayıf yerlerimizden en güçlü hâllere çıkarız.
Zorlandığımız yerden ışık doğururuz.
Dünyaya hem hayat hem rehberlik taşıyabiliriz.
Ama insanlığa gerçekten rehberlik edebilmemiz için önce:
👉 Donanımlı olmamız gerekiyor.
👉 Hangi hâl içindeysek, o hâlin ustası olmamız gerekiyor.
İlla bir şey bilmek zorunda değilsin…
Ama hangi hâl içindeysen, onun ustası ol.
Onun için yola çık.
“Herkes biliyor” deme…
Senin bildiğini ben bilmiyorum,
Benim bildiğimi de sen bilmiyorsun.
✨ Yol bil.
✨ Yöntem bil.
✨ Üslup öğren.
✨ Ukalaca olmadan anlat ne anlatacaksan.
Bak o zaman nasıl olur:
Her anlamda kazanç,
Gerçek bir uyanış,
Birlikte hareket doğar.
Yeter ki yaratılışı anla.
Evet, ağlarız — insanız.
Ama düşüp kalmayalım.
Evet, her yeri bayraklarla donatalım.
Ama aynı zamanda…
Filistin’e giden gemiyi maddi ve manevi olarak besleyecek güç olalım.
Filistin’i yeniden inşa edecek imkânı oluşturalım.
Yazılarımı eposta ile almak için üye olun.