“Neden bu kadar alındın?” “Şaka yaptım…” “Sen de hiç kaldıramıyorsun…”
Eğer bu cümleleri duyduğunuzda içinizde bir şeyler düğümleniyor, nefesiniz daralıyorsa; bu sizin alınganlığınız değil, fıtratınızın sınır ihlaline verdiği doğal bir tepkidir. Çünkü bazı şakalar gülmek için değil, nifak sokmak için yapılır.
Bir Sofra Düşün: "Zarif" Bir Suikast Sahnesi
Herkes gülüyor, sohbet akıyor. Çocuklar babalarına takılıyor: "Baba çay koyduk," "Baba şeker al." Tam o sırada, ortamın neşesini bir bıçak gibi kesen ama tınısı "şefkat" dolu o ses duyuluyor:
“Aman benim canım kardeşimi ezmeyin!”
“Eziklemeyin kardeşimi!”
Görünürde hiçbir problem yok, değil mi? Ama aslında o sofrada sessiz bir fitne operasyonu yürütülüyor.
Burada Gerçekte Ne Oluyor?
Bu cümleler masum birer sevgi gösterisi değildir. Bu, gerçekliği yeniden yazma girişimidir:
Rol Hırsızlığı: Sizi "zalim", eşinizi "mağdur", kardeşi, ablayı vs ise "kahraman kurtarıcı" konumuna hapseder.
Üçgenleme (Nifak): Çocukların zihnine "Annem babamı eziyor mu?" şüphesini ekerek aile içi hiyerarşiyi sarsar.
İyi Niyet Maskeli Saldırı: "Şaka" kılıfı altına saklanan bu fitne, sizin evinizdeki ruhsal otoritenizi çocuklarınızın önünde paspas eder.
En Kritik Nokta: Eşin "Mağduriyet" Konforu
İşin en tuhaf tarafı, eşinizin de bu oyuna gülerek veya "Anneniz beni eziyor" diyerek katılmasıdır. Eşiniz bu şakayı başlattığında, dışarıdaki fitneye altın tepside davetiye sunar: "Gel ve beni kurtar!" der. Bu sessiz ittifak, sizi kendi sofranızda yalnızlaştırır ve sinir sisteminizi (Vagus) "donma" moduna sokar.
NE YAPILABİLİR?
Bu sinsi döngüden çıkmak için fıtri bir duruş sergilemek zorundasınız:
Nefesle Alanı Temizleyin: O cümle kurulduğunda nefesinizi tutmayın. Burnunuzdan derin bir nefes alın ve ağzınızdan sanki o nifak tohumlarını üfleyip atıyormuş gibi yavaşça verin. Bedeniniz dikleştiğinde, o sinsi illüzyon dağılır.
Çerçeveyi Geri Alın: Büyütmeden ama net bir sesle: “Burada kimse kimseyi ezmiyor bu arada 🙂” deyin. Bu cümle tartışma çıkarmaz ama çalınan otoritenizi geri alır.
Eşinizle Gerçekliği Konuşun: Ona; "Bu 'ezilme' şakası senin babalık otoriteni zayıflatıyor ve dış müdahalelere kapı açıyor. Kendi gücüne sahip çıkmanı bekliyorum," diyerek mağduriyet konforunu elinden alın.
Son Söz: Her şaka masum değildir. Eğer bir cümle sizi yanlış bir yere koyuyor, gerçekliği çarpıtıyor ve içinizde sıkışma hissi oluşturuyorsa; o artık şaka değil, bir saldırıdır.
Unutmayın: Şaka muhatabını küçültmez; eğer küçültüyorsa o bir fitnedir. Ve fark edilmesi, sınır çizilmesi gerekir.
Siz de o "şaka şaka" denilen anlarda sessiz bir öfkeyle boğuldunuz mu? O sofradan sürgün edildiğinizi hissettiniz mi? Gelin, bu düğümleri nefesimizle birlikte çözelim. Dirilişe Üflenen Nefes Okulunda özüne ve gücüne yeniden dön.
Yazılarımı eposta ile almak için üye olun.