Kâdih · Didinen Olmak
Kuran-ı Kerim bana bugün ne diyor? Karşıma çıkan ayet ter dökmenin hakikatini öğretti.
Son zamanlarda Kuran'a daha haşır neşir olmak istiyorum. Bu haşır neşirlik ezberlemek anlamında değil. Her an bağlantı kurmak, Kuran'ı yaşamın içine dahil etmek, Kuran'ın içine girmek ve Kuran'ın benim yaşamımı içine alması. Bu vesileyle Ayet Temelli Koçluk eğitimini açtım.
Öğrenme yolunda olan bir öğrenciyim. Kendi yolumda Kuran'da derinleşirken hem kendime hem de bu yolda yürüyeceklere bir derinlik oluşturmak istiyorum.
Bugün de Kuran-ı Kerim bana ne diyor diye elime alıp baktığımda — karşıma İnşikâk Sûresi 6. âyet çıktı.
İnşikâk kelimesi bana hep bir açılış, görünür olma ifadelerini çağrıştırır.
Ayet "Ey İnsan!" Diyerek Başlıyor
Ayet "Ey insan!" diyerek başlıyor. "Ey iman edenler", "ey müminler" diyerek başlamıyor — "Ey insanlar" olarak başlıyor. Herkesi içine alan bir ifade var burada. Derken de hemen ardından çok keskin bir şekilde "ilâ rabbike" — yani bir emniyet, eminlik ifadesi koyuyor. Rabbine doğru.
Ayete baktığımda, didinmenin "çalışıp çabalamak" olduğunu gördüm. Çalışıp çabalamak — ama Arapça olarak biraz daha ter dökmek, ayak izleri bırakmak anlamına geliyormuş. Hayvanların dağlarda yürürken bedeniyle bıraktığı izler gibi.
Yolculuk ölene kadar devam edecek. Çünkü bu bir yasa. Sen çalışıp çabalayacaksın, sebat göstereceksin. Sonunda istesen de istemesen de — çalıştıklarını, elde ettiklerini bırakmak istemeyebilirsin. Gönlün, aklın burada bağlı kalabilir. Ama eninde sonunda bunları bırakacak ve O'na varacaksın.
Burada şunu da ifade etmekte fayda var ki yorulmak kötü bir şey değil. Bu bir yasa. Ancak burada çok önemli bir şey var: yorgunluğun altında yatan niyet.
Kâdih · Tırnaklarıyla Kazıyan
Ayeti araştırdığımda kâdih kelimesinin Türkçe anlamının didinen, çabalayan olduğunu gördüm. Bu ifade tam da "Sonucu Bırak Yola Bak" atölyeme denk gelmiş olması — son zamanlardaki kafamdaki soru işaretlerinin artık cevaba dönüşmesini gösterdi.
Kedh kelimesi Arapça'da anlam olarak bakıldığında, bir hayvanın dağa tırmanırken ayaklarını taşlara sürtünmesine deniyormuş. Tırnak izi, ter izi, bedeni eskiten iz. Yani burada Allah insana "nazlı nazlı çalış" demiyor. Tırnaklarınla kazımak ifadesi belki — emek emek kazanacaksın, ter dökeceksin.
Bu kötü bir şey değil. Bu doğal, insanın yapısı. Yorulsan bu emeğin sonucu. İnsan emek vermediği bir şeyi elinde tutamaz.
Yorulmak emeğin sonucudur, kötü bir şey değildir.
Son zamanlarda new age akımlarında zorluk istememek, kolaylık istemek kavramları biraz daha aşırı kolaylığa yönlendirme öneriyor. Bu da bilginin kalıcı olmadığını, hafızanın geçici olduğunu gösteriyor.
Modern Bilim de Aynı Şeyi Söylüyor
Modern bilim şunu söylüyor: beynimizin anterior singulat korteks denilen bir bölgesi var. Bu bölge harcanan çabayı izliyor — bir nevi sicil kaydı tutuyor. Ne kadar emek verdiğimiz, çabamız orada. Ödül sistemi de bu sicille çalışıyor. Ne kadar emek, o kadar yemek.
Kestirme yoldan elde edilen bilgiler, kazanımlar uzun vadede kalıcı olmuyor. Piyango örneğini buna verebiliriz.
Fareler üzerine bir deney yapılıyor: aynı miktarda iki fareye peynir veriliyor. İki dakika daha fazla çaba sarf eden farelerde dopaminin yüzde kırk daha fazla salgılandığı gözlemleniyor. Çabasız ödül, ödülün hazzını azaltıyor.
Denge direkt burada sağlanabiliyor: az ödül, az mutluluk; çok ödül, çok mutluluk. Denge otomatik olarak sağlanıyor. Allah bize hem dünyada hem ahirette bu dengeyi veriyor.
Şimdi Allah bize "didinmek zorundasın" derken, aslında bizim için söylüyor bunu. Bizim anlam üretmemiz için söylüyor.
Ayetin Son Kelimesi · Mulâkîhi
Ayetin son kelimesine geldiğimde mulâkîhi'yi görüyorum. Karşılaşacaksın, buluşacaksın demekmiş. Arapça'da bu kelime aktif buluşmayı anlatıyormuş. Yani sen O'nun yanına giderken, O da senin yanına gelecek.
Kimlerle buluşacaksın? Rabbinle, amelinle, didinmenle. Benimle buluşmayı günlük eylemlerim belirliyor.
Ancak sadece eylem yeterli mi buluşmak için? Bu eyleme nasıl bir yön belirlemeliyim ki eylemim sağlamlaşsın?
Eyleme niyet koymak. Yaptığım işin kâdih olduğunu bilmek. Yapılan şeyi küçük büyük diye düşünmeden niyet etmek. Niyeti de O'na dayandırmak.
Bu Ayetten Öğrendiklerim
Birincisi · Yorgunluğun adı var: kâdih. Allah Teâlâ yorgunluğu kınamıyor — ona bir isim koymuş. Bundan sonra yorulduğumda kendime kötü davranmayacağım. "Tabii ki yorgunum. Ben kâdihim." diyeceğim. Yorgunluk varlığımın delili.
İkincisi · Sicil bilinci. Her gün küçük şeyler yapıyorum. Bir içerik yazıyorum, bir danışan dinliyorum, bir yemek pişiriyorum, çocuğumla oynuyorum. Bunların hepsi sicile yazılıyor. Sicil hangisi büyük hangisi küçük diye sormaz. Sicil niyeti sorar. Bu yüzden günlük didinmemi bilinçli yapacağım.
Üçüncüsü · Akış aramak. Modern psikolojide flow denilen bir hâl var — yorulduğun ama keyif aldığın o eşik durum. Bedenin didiniyor ama zaman fark etmiyor. Didinme illa acı vermek zorunda değil. Eğer doğru iş, doğru zorluk, doğru niyet bir araya gelirse — yorgunluğun kendisi tatlanır. Tasavvuf geleneğinde "kâdihîn ehli" denilen kişiler, neredeyse bu hâli kalıcı yaşayan kişilerdir.
Sicilin Merkezindeki Soru
Bu ayeti aldıktan sonra düşünmeye başladığım bir soru var:
ne yazılı olduğunu görmek ister miydim?"
Bu soru bana çok şey öğretiyor. Çünkü cevap verirken niyetimi gözden geçirmek zorunda kalıyorum.
Ayet "yaptığınla karşılaşacaksın" diyor. Bunu çok ciddi bir vaat olarak alıyorum. Şefkatle didindiysen şefkatle karşılaşacaksın. Bencillikle didindiysen bencillikle. Hizmetle didindiysen bereketle. Manipülasyonla didindiysen yine onunla.
Bu yüzden didinmenin kendisi kadar, didinmenin niyeti de önemli. Belki daha önemli. Çünkü beden aynı yorulur — ama içeriniz aynı olmaz.
Özetle
Yorulmaktan korkmayacağım. İlla kolaya kaçmayacağım. Emek vereceğim. Yorum, yönüm, niyetim sağlam tutacağım.
Çünkü ben kâdihim — didinen.
Ve sonunda didinmemle buluşacağım.
