O gün o haksızlığa uğradığında yutkunduğun o öfke... O kaybın ardından tam tutamadığın o yas... 'Güçlü durmalıyım' diyerek içine gömdüğün o korku... Hepsi bedenin bir köşesinde, Vagus sinirinin bir dalında 'işlenmeyi bekleyen bir veri' gibi duruyor. Sinir sistemin o anı hala yaşıyormuş gibi tetikte bekliyor.
Biz bugüne kadar ne yaptık? O duygular gelince ya onlarla savaştık ya da onlardan kaçmak için kendimizi meşguliyetlere vurduk. Ama kaçtığın her duygu, bedeninde biraz daha taşlaşıyor.
Bugün stratejimizi değiştiriyoruz. Bugün duygularından kaçmayı değil, onlara nefesinle nazikçe eşlik etmeyi öğreneceğiz. Onları birer düşman gibi kovmak yerine, birer misafir gibi ağırlayacağız.
Duygu geldiğinde ona 'Hoş geldin, seni duyuyorum' diyebilmek... O an nefes alıp, o hissin bedenindeki yerini bulmak... İşte iyileşmenin kapısı burada aralanır.
Bir mücevheri hatırla; o sadece yüksek basınçla oluşmaz. O basıncın içindeki tortuları, lekeleri ve kirleri temizleyerek o göz alıcı parlaklığa ulaşır. Sen de bu hafta kendi içindeki o duygusal tortuları nefesinle yıkayıp temizleyeceksin.
Duygularının dilini çözdüğünde, bedeninle kavga etmeyi bırakacaksın. Bitmemiş hikayeleri nefesle tamamlamayı, taşlaşmış duyguları sıvılaştırmayı öğreneceksin.
Bu pratik, bedeninde bir duygu hissettiğinde (sıkışma, ağırlık, düğümlenme) ona savaşmadan eşlik etmeyi öğretir. Duygular misafirdir; ağırlarsın, dinlersin, sonra uğurlarsın.
1. Duraklama ve Fark Etme: Bedeninde bir duygu hissettiğinde dur. Nefes al. Kendine sor: "Şu anda bedenimde nerede hissediyorum? Bu his nasıl bir şekil, bir renk, bir ağırlık?" Yargılama, sadece fark et.
2. Nefesle O Bölgeye Git: Ellerini o bölgeye (göğüs, karın, boğaz, omuz) koy. Nefes alırken o bölgeye nefesini gönder. Nefes verirken o bölgenin yumuşamasına izin ver. 5 derin nefes.
3. Duyguya İzin Verme: İçinden şunu söyle: "Hoş geldin. Seni duyuyorum. Buradayım. Geçebilirsin." Duygunun değişmesini bekleme. Sadece ona alan aç.
4. Nefesle Yayılma: Nefes alırken o hissin etrafını saran bir ışık hayal et. Nefes verirken o hissin nefesle birlikte yumuşayıp dağılmasına izin ver. 5 kez tekrarla.
5. Yuvaya Dönüş: Ellerini kalbinin üzerine koy. Kendi doğal nefesine dön. "Bedenim benim evim. Her duygu bir misafir. Ben buradayım, güvendeyim."
Sinir sistemin, yaşanmamış her duyguyu bir 'bitmemiş dosya' gibi saklar. Bu hafta o dosyaları nefesle, şefkatle tamamlıyoruz. Duygularının dilini çözdüğünde, bedeninle kavga etmeyi bırakacaksın.
Her nefes, taşlaşmış bir duyguyu sıvılaştırır. Her kabul, hapsolmuş bir hikayeyi tamamlar. Duygusal simya burada başlıyor.
2. haftanın ilk adımındasın. Artık sinir sisteminin dilini biliyorsun. Şimdi duygularının dilini çözeceksin. Duygular düşman değil, bedeninin konuşma biçimidir. Onları duyduğunda, bedeninle barışırsın. Onları ağırladığında, içindeki mücevher daha da parlar.