Bir öğrenci vardı. Kendi oğlum. Sınav dönemi başlamıştı ama bir yere tıkanmıştı: "Nereyi kazanmak istediğimi bilmiyorum." Motivasyon konuşmaları, gaz veren cümleler, program çizelgeleri hepsi denenmiş, hiçbiri tutmamıştı.
Eşim onunla farklı bir yol izledi. Önce zihinsel yükleri boşalttı, kök kaygıyı buldu. "Ne istemiyorum?" sorusuyla başladı — ne olmak istediğini bulmadan önce, ne olmak istemediğini netleştirdi. Kimliğini bir hedefe değil, bir duruşa bağladı. Beden düzenlemesi, günlük ritim, sürdürülebilirlik ekledi.
Sonuç: Sakarya Tıp Fakültesi. Ham puan sıralaması 11.700; ortaöğretim başarı puanı eklendiğinde 1.016. On binden fazla sıra üste doğru bir sıçrama. Ama asıl kıymetli olan sonuç değil — kendine kavuşan bir genç insan. Sınavdan sonra da işine yarayacak bir sistem.
Bu vaka bize bir şey gösterdi: bugünkü öğrenci sınav koçluğu piyasasının eksiği dışsal motivasyondu. Oysa gerçek dönüşüm, içsel disiplin ve kimlik netleşmesinden geçiyor. Bu farkı ortaya koyan sistem bugün elinde: İDA.