Bu bölüm bir kelime ameliyatıyla başlıyor: iftira, iftar, fıtrat, ifrat, tefrit, Furkan, fark — hepsi aynı kökten. Sonra Karpman üçgenini yeniden geziyoruz; bu kez kendi içimizde, üç beyin katmanı arasında.
İftira da, iftar da, fıtrat da Arapçanın ف-ت-ر kökünden geliyor. Bir kelime ayırır, bir kelime arayı kapatır, bir kelime ilk hâli işaret eder. Atölyenin omurgası bu sezgi.
Aslı olmayan bir şeyi birine yüklemek. Atölyede çok şaşırtıcı bir örnek: "Çocuk yapmadığı bir şeyi bahane ettim" diyerek kendi kendine farkına varma anı.
Orucu açmak, arayı kapatmak. Aynı kökten ama tam ters yönde işliyor: biri ayırır, biri kavuşturur. Tercih hangi tarafa açılacağında.
Yaratılışın ilk hâli. Atölyenin tezi: değişmek fıtrata dönmektir; fabrika ayarlarına geri gitmektir. Değişiyorsan zaten o hâl sen değildin.
Aşırıya kaçmak. Övgüde de olur, yermede de. Birini yücelten, sizi tepeden attığında paramparça eder — Peygamber Efendimizin yüze karşı övmeyi yasaklamasının arkasındaki sezgi.
Eksik bırakmak. İfratın diğer ucu. Kainatta her şey çift yönlüdür; bir tarafa sapan dengeyi kaybeder. Furkan, hak ile batılı ayıran akıldır.
Ayıran, ayrıştıran. Bilinçaltını bilinçten, hakkı batıldan ayırt eden akl-ı selim. Fark edebilirseniz, üçgenin oyunundan çıkabilirsiniz.
"Lan manyak, gösteririm ben ona gününü." Tüm canlılarda var. Süründüren, anlık tepki.
Orta beyin. İnişler çıkışlar, sevgiler kırgınlıklar. Atölyenin yıkadığı yer.
"Bir dakika ya, yapmış olabilir miyim?" Akleden, ayırt eden. Secdede dokunulan alın.
Atölyenin teklif ettiği yol bir değiştirme yolu değil; bir anlama ve teslim olma yolu. Değişmek yok; fıtrata dönmek var.
Kabul ettim, emin oldum. "Bu da var, şu da var."
İkiyi birle. Ayırt etme; hepsi tek elden.
Selamete erersin. Direnmenin bittiği yer.
Emanet edersin. İki dünyanın saadeti açılır.
Kainatta her şey çift yönlü. Bir şeyin artı tarafı varsa, eksi tarafı da vardır. Atölye, kötü ile iyiyi ayırmayı değil, ikisinin tek bir denge olduğunu görmeyi öğretiyor.