Nefes ve Dönüşüm Koçu Kerime Ergin — Bir ilahiyatçı, sosyolog ve nefes koçu olarak biliyorum ki; içinde yaşadığımız toplumun bize yüklediği "hasta", "zayıf" veya "yetersiz" gibi etiketler, sadece zihnimizde kalmaz; hücresel düzeyde birer komuta dönüşür. Bugün bedenimizin sosyolojik kimliğini iyileştiriyoruz.
Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki; düşüncelerimiz ve duygularımız, genlerimizin nasıl ifade edileceğini belirleyen kimyasal sinyaller üretir. Buna epigenetik diyoruz.
"Bedenim bana ihanet ediyor" dediğinde, beynin bunu bir tehdit olarak algılar ve bağışıklık hücrelerini saldırıya hazırlar. Bu da enflamasyonu (yangıyı) artırır.
Bedenine "Seninleyim, seni duyuyorum" mesajı verdiğinde, sinir sistemin onarım sinyalleri salgılar. Bu, hücreler arasındaki iletişimi netleştirir ve sistemin "ters" çalışmasını durdurur.
Bugün, 'ben hastayım' demek yerine 'ben bedenimle iş birliği içinde şifalanan bir araştırmacıyım' demeyi seç.
Bedenin dışlanmış ve ağrılı bölgelerine "seni görüyorum ve kabul ediyorum" demenin en güçlü yolu.
Sen bir "vaka" değilsin; sen işlenmeyi bekleyen bir mücevhersin. Bedeninle kurduğun dil iyileştiğinde, bu özgüven hayatının diğer alanlarına (ilişkiler, iş, yaratıcılık) birer başarı hikayesi olarak yansır.
Örneğin "şişmiş bacaklar" yerine "bana mesaj taşıyan, yük taşıyan güçlü bacaklar". Dönüşüm kelimelerde saklıdır.