Sorun katlarda gezmek değil, takılı kalmaktır! Öfkelendiğinde orta katta asılı kalıp saatlerce sakinleşemiyorsan, üzüldüğünde bodrum katta günlerce uyuşuk kalıyorsan, işte orada 'esneklik' bitmiş demektir.
İnsan olmak, katlar arasında yolculuk etmektir. Eğer sadece teras katında takılı kalsaydın, yolda sana doğru gelen bir arabayı fark edip kaçamazdın. Eğer sadece orta katta kalsaydın, ömrün bir savaş meydanında geçerdi.
Sinir sisteminin birincil görevi seni sadece 'huzurlu' tutmak değil, seni 'hayatta' tutmaktır. O yüzden katlar arası bu geçişler, senin sisteminin ne kadar sağlam çalıştığının kanıtıdır.
Bir yay düşün... Yay gerilir (stres), sonra serbest bırakınca eski haline döner. İşte biz buna Duygusal Dayanıklılık diyoruz.
Mücevherleşmek demek; sarsılmamak değil, sarsıldıktan sonra en hızlı şekilde kendi merkezine, o güvenli limanına geri dönebilmektir. Esneklik, kırılmamaktır.
Bugün seninle 'Vagal Freni'nin gücünü konuşacağız. Bir kattan diğerine, bir duygudan diğerine nasıl 'isteğinle' geçebileceğini, yani sinir sisteminin o muazzam esnekliğini kas gibi nasıl güçlendireceğini öğreneceğiz.
Asansörün düğmeleri senin elinde olmalı, asansör seni istediği kata fırlatmamalı. Hazırsan, bu katlar arası esnekliği nasıl kazanacağımızı ve 'aslan' gittikten sonra o teras katına nasıl hızlıca geri döneceğimizi konuşmaya başlayalım.
Bugün, sinir sisteminin katlarını bir yay gibi gözlemle. Ne zaman orta kata (öfke, kaygı) fırlıyorsun? Ne zaman bodrum kata (donma, uyuşma) düşüyorsun? Sadece fark et, yargılama. Esneklik, farkındalıkla başlar.
Mücevherleşmek demek; sarsılmamak değil, sarsıldıktan sonra en hızlı şekilde kendi merkezine, o güvenli limanına geri dönebilmektir.
Yarın, bu esnekliği bedeninde hissetmenin en güçlü yolunu, 'Vagal Esneklik Nefesi' ile uygulamaya geçeceğiz. Hazırsan, katlar arası yolculukta ustalaşmaya başlayalım.