Bu atölye; Karpman Dramı'nın "Kurban — Kurtarıcı — Zorba" rollerini Kevser Suresi ışığında ele alan, kendinle yüzleşmeyi öğreten bir farkındalık çalışmasıdır. Her bir dakikası bir aynaya bakmaya davet ediyor.
Atölye boyunca tekrar tekrar geri dönülen merkez fikirler. Her birini bir kez okumak, kayda yeniden başka kulaklarla dönmek demek.
Kuyusunda su olmayan biri, başkasına nasıl su verir? Ek hesaptan harcayan, sürekli borçlanan, sonra suçlu ve gergin hisseden o yer — kurbanın ilk yüzü.
Kurban olmayı öğrenen, kahramanlığı da bilir; kahraman olan, zorbayı da. Roller dönüp dolaşır. Yetiştiğimiz evden çıkıp peşimizden gelirler.
Hayatınızda bir zorba varsa, çoktan kurban pazarındasınız. Sizi pazara çıkaran şey çoğu zaman kahramanca davrandığınız yerdir.
Dışarıda kimseye ihtiyaç yok: "Kilo aldım, çirkinim" diyen kurban; "Yarın sert diyet" diyen kahraman; "Tatlı yok, un yok" diyen zorba — hepsi sende.
Kevser Suresi'nin "venhar"ı yalnız hayvan kesmek değil; içindeki kurban hallerinin, çok konuşan zihnin, rollerin soyunu kesmektir.
Atölyenin merkezindeki sezgi şu: bu üç rolden biri size aitse, diğer ikisi mutlaka hayatınızda biri tarafından oynanır. Kurban, kurtaracak birini çağırır. Kurtarıcı, kurtarılacak birini bulur. Zorba, kurban arar.
Bahanesiz. "Param yok, vaktim yok, eşim izin vermiyor" diyorsan, değişim isteğin %100 değil demektir. Bahane varsa, kurban devam ediyor.
Hangi duyguyu, ne zaman, neden yaşıyorum? Bu duyguyu kimden miras aldım? Öfke bir sonuçtur — altındaki çaresizliği, değersizliği görmeden çözülmez.
"Başıma gelen her şeyden ben sorumluyum." Suçlayacak biri kalmadığında, dönüştürebileceğin şey de kalır. Sorumluluk aldığın şeyi değiştirebilirsin.
Bazı cümleler ilk dinleyişte teğet geçer. Atölye notlarınla, sakin bir saatte, baştan dinlemek; üçgenin neresinde durduğunu görmenin en kestirme yolu.